Fatih Akın’ın meşhur “Duvara Karşı” filmiyle tanıdığımız Birol Ünel, gündelik ve “yüksek” yaşamayı sıradan bir ünlü hayatına, kariyerinde hakettiği yere gelmeye çalışmaya tercih etti. Değerli olmayı, yeteneğini ve yaşamı çok fazla umursamadı. Hayatlarımızı zenginleştirdi.

Bir bar sahnesi… Cahit Tomruk (Birol Ünel) zil- zurna sarhoş. Arkadaşı Şeref’e (Güven Kıraç) “Aşığım aşık!” diye bağırarak önündeki bira bardağını elleriyle kırıyor. Kanlı elleriyle dostunun yüzünü avuçluyor, sonra kendini piste atarak çılgınca dans ediyor. Bence sinema tarihimizin en çiğ duyguları yansıtan, en gerçek sahnelerinden biridir.

Geçen ay, Fatih Akın’ın meşhur “Duvara Karşı” (2004) filmiyle tanıdığımız Birol Ünel’i yitirdik. Türk sineması değeri ok az bilinmiş, çok yetenekli bir oyuncuyu kaybetti. Almanyalı Türk sinemacı Fatih Akın’ı üne kavuşturan “Duvara Karşı” çok iyi bir filmdi; evet. Mutsuzluktan bileklerini kesen ve aile baskısından kurtulmak için götürüldüğü akıl hastanesinde tanıştığı alkolik Cahit’le evlenen Sibel’in iç dünyasını; ilişkinin hızla aşka ve sonra hayalkırıklığına dönüşmesini; Türk-Alman kültürü ve arada sıkışmışların yaşadığı psikolojik zorlukları son derece gerçekçi ve de empatik bir yaklaşımla işliyordu. Ancak bu film Birol Ünel’le Sibel Kekilli’nin müthiş gerçekçi oyunculukları ve aralarındaki ender kimya olmasa asla aynı etkiyi yaratamazdı.

Ünel 1961’de Silifke’de doğdu. Almanya’ya göç eden bir ailenin çocuğu olarak Bremen’de büyüdü. Hannover Tiyatro ve Müzik Yüksekokulu’nda oyunculuk eğitimi aldı. İlk filmi 1987 yapımı “Yolcu”. Türk seyircisi onu Fatih Akın’ın 2000 yılına ait “Temmuz’da” filmiyle tanımadan önce üretken bir kariyeri var. “Back To Nothing”, “Soul Kitchen”, “Kalbin Zamanı” birçok filminden sadece birkaçı.

Geçtiğimiz ay hayatını kaybeden Birol Ünel, Fatih Akın’ın yönettiği “Duvara Karşı” filmindeki Cahit Tomruk rolüyle hafızalarımıza kazındı.

Dünyaca ünlü yönetmenlerle çalıştı. Tony Gatlif ’in “Transilvanya” filminde Asia Argento’yla başrol paylaştı. Fatih Akın’ın Cahit karakterini “serseri” bir hayat yaşayan Ünel’e dayandırarak yazdığı söylenir; zaten roldeki gerçekçilik de ancak böyle açıklanabilir. Bundan beş yıl önce kirasını ödeyemediği için birkaç gün sokaklarda yattı ve Alman Bild gazetesine haber oldu; sokaklarda yattığı halinin fotoğrafını dahi çektirdi. Birol Ünel, röportajlarında da belirttiği gibi her şeyi dibine kadar yaşayan bir insandı. Belli ki gündelik ve “yüksek” yaşamayı sıradan bir ünlü hayatına, kariyerinde hakettiği yere gelmeye tercih etti. Berlin’de müdavimi olduğu bara gitmiş ve “Duvara Karşı”nın setine dalmış gibi hissetmiştim.

Ünel çok özel bir ışığı olan, çok yetenekli bir oyuncuydu ama bunları pek umursamadı. Bazı sanatçılar kendilerini erken feda ederler ama bize unutulmayacak, hayatımızı zenginleştiren özel hediyeler bırakırlar… Ünel de o sanatçılardan biriydi.