Hak, hukuk, adalet 24 gün, 432 km boyunca yürüdü

Hindistan’da Mahatma Gandhi’nin “Tuz Yürüyüşü”, Çin’de Mao Zedung’un “Uzun Yürüyüş”ü gibi dünya tarihinde önemli örnekleri olan yürüyüşlere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü de eklendi. CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hakkındaki 25 yıllık hapis kararı üzerine başlatılan yürüyüş, 15 Haziran’da Ankara Güvenpark’tan başlayıp Bolu, Düzce, Sakarya ve Kocaeli üzerinden 9 Temmuz’da Maltepe’de tarihî kalabalıkta bir miting ile son buldu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin, son yıllardaki “sonuna kadar parlamento muhalefeti” duruşu milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla son buldu.

14 Haziran günü CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutukluluk haberinin gelmesiyle, o gün öğlen saatlerinde toplanan MYK, akşam saatlerinde tekrar olağanüstü toplantı kararı aldı. Zaten olağan MYK’yı izlemek için parti merkezinde toplanan gazeteciler, Berberoğlu’nun tutuklanmasıyla CHP’nin neler yapabileceğini tartışırken, en öne çıkan görüş “Meclis’te oturma eylemi”ydi. Bugüne kadar her zaman sokağa uzak duran ve tam da bu nedenle çokça eleştirilen CHP’nin Meclis’te bir oturma eylemi yapması ve günlük basın açıklamalarıyla olayı Meclis ve kamuoyu gündeminde tutması bekleniyordu.

Kılıçdaroğlu ‘sokak’ diyor

Olağanüstü MYK’nın ardından Kılıçdaroğlu basının karşısına geçti ve “Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşünü yarın başlatıyorum” dedi. Herkes durdu! Kendi mi yürüyecekti, yoksa kendisi başlatıp başkaları mı devam edecekti? Toplantının ardından parti sözcüsü Bülent Tezcan detayları anlattı ve kimi gazeteler ertesi gün “Büyük Yürüyüş” başlığıyla çıktı.

Kılıçdaroğlu’nun aldığı kararla, CHP belki de ilk kez “Meclis” yerine “sokak” demiş oluyordu. Tüm beklentileri tersyüz eden bu kararla, Kılıçdaroğlu bir gün sonra Güvenpark’tan İstanbul’a doğru, 10 bin kişiyle birlikte yola çıktı.

İlk kez meclis yerine sokak Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüşe kısa sürede halktan büyük ilgi geldi. CHP belki de ilk kez “Meclis” yerine “sokak” demiş oldu. Yürüyüşte yalnızca “Hak, hukuk, adalet” sloganına ve “adalet” yazılı dövizlere izin verildi.

Geri dönüş yok

Yürüyüşçüler ilk gün iki mola dışında kesintisiz 21 kilometre ilerledi. 5.5 saatin sonunda Hipodrom’a ulaşıldı. Gazeteciler dahil herkes Kılıçdaroğlu’nun konaklama yerinin Ankara içinde olması nedeniyle geceyi evinde geçireceğini düşünürken, karavan geldi ve anlaşıldı ki “artık geri dönüş yok”.

İlk birkaç günden sonra hava şartları epeyce zorlaştı. Ankara ili aşılırken, “kuş uçmaz kervan geçmez yollar”da ilerlenirken, ayakkabılar su aldı, poşet yağmurlukların rengi giysilere geçti. En çok aranan şey ise sıcak bir çorba oldu. Belediyenin dağıttığı çorba hem içi, hem de yürekleri ısıttı. Kortej; yağmurda, fırtınada, çamurda, çevrede insan olsa da olmasada “Hak, hukuk, adalet” sloganlarıyla ilerledi. İlk dört gün hem katılımcılar, hem gazeteciler, hem de milletvekillerinin büyük kısmı Ankara’dan gidiş-dönüş yaparak yürüyüşü takip etti. 

Hasan Tatlı’ya veda

Adalet Yürüyüşü’nün dördüncü gününde 69 yaşındaki Hasan Tatlı kalp krizi geçirdi. Tatlı’nın kısa süre sonra gelen yaşamını yitirdiği haberi, “daha yolun başındayız, Tatlı’dan başka kayıplarda olacak mı” kaygısı yarattı. Kılıçdaroğlu’nun “Adalet yolunda ilk kaybımız” dediği Tatlı, sonraki 25 gün boyunca hiç unutulmadı, Tatlı’nın kızları yürüyüşün ilerleyen günlerinde Kılıçdaroğlu’yla birlikte yürüdü.

Hava koşullarının mevsim normallerinin altında gitmesi, moralleri bozmadığı gibi katılımcı sayısını da olumsuz etkilemedi. Kılıçdaroğlu yola çıkacağını ilk açıkladığında “Dağ başında anca yüz kişiyle yürür” eleştirisini yapanların yanılgısı yavaş yavaş ortaya ortaya çıkarken, yürüyüşçü sayısı binlerin altına hiç düşmedi. Kortej, sağanak yağmur altında dağ yollarını aştı, geceleri Kargasekmez gibi zirvelerde sonbaharın ayazını anımsatan hava koşullarında çadırlarda konakladı. Gündüzleri molalarda çekilen halaylarla, geceleri de yakılan kamp ateşiyle ısındı. 

CHP bu süre zarfında olağan olarak gerçekleştirdiği rutin grup, MYK ve PM toplantılarını, bu defa olağanüstü koşullarda yapmak durumunda kaldı. Bu toplantıların tümü, hem gazeteciler hem de partililer tarafından ilgi ve zevkle takip edilen toplantılar olarak hafızalarda yer aldı.

Psikolojik sınırın aşılması

İlk 6 günün sonunda Ankara il sınırı tamamlandı, yedinci güne Bolu il sınırı ile başlandı. Ayakları su toplayan, topukları aşınan, bacakları kasılan, fıtığı azan birçok “yürüyüşzede” için Ankara’nın geride kalması “psikolojik sınır aşıldı” olarak yorumlandı.

Yürüyüş boyunca onlarca sanatçı, gazeteci, siyasetçi, hatta birçok partinin genel başkanları Kılıçdaroğlu ile birlikte oldu. Hem DP hem HDP hem ülkücüler hem Müslüman kimliğiyle öne çıkanlar, dillerdeki tek slogan olan “adalet”te birleşmişti. Kılıçdaroğlu ile bir süre de olsa birlikte yürüyenlerin ortak kanısı ise “Kılıçdaroğlu yürümüyor, koşuyor” idi. 

Orucu bırakmadılar

Yürüyüşün ilk günleri Ramazan’ın son günlerine denk geldiği için bazı vekiller hem kesintisiz yürüdü hem de orucu bırakmadı. Kimisi ise önceden sözverdiği programlarına gittikleri için, eksik kalan kliometrelerini kortejden birkaç saat önce yola çıkarak tamamladı. Kılıçdaroğlu ise Ramazan bitene kadar yürüyüş sırasında eline yiyecek ve su almadı; Ramazan’ın bitmesiyle kendisine ikram edilen meyve suyunu içti.

Rekor yürüyüşte rekor sıcaklık

Kötü hava koşullarının sona ermesinin ardından, modern siyasetteki en uzun yürüyüş olarak dünya tarihine geceçek Adalet Yürüyüşü’ne rekor sıcaklıklar damga vurdu. Isı 49’a kadar çıkarken yürüyüş ve molalara da “güneş ayarı” verildi. Daha erken saatlerde başlayan yürüyüşte daha uzun molalar yapıldı, lojistik hizmeti sağlayan belediyeler de karpuz, kavun, kiraz gibi serinletici yaz meyveleri dağıttı.

Kalp krizi nedeniyle Hasan Tatlı’nın yaşamını yitinmesinin ardından özellikle kimlerin yürümesi ve yürürken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda haberler yapıldı. İleri yaştaki birçok yürüyüşçü “Bu yolu gözüm kapalı giderim” tavrıyla, yürümeye inatla devam etti. Havaların anormal derecede ısınmasıyla fenalaşanların da sayılarında artış olurken,CHP’li Tekin Böngöl ve Hüseyin Yıldız da hastaneye kaldırılanlar arasındaydı. Fenalaşanlar, sedyelerle ambulanslara taşınanlar, olağan manzaralar haline geldi.

Kervan yolda düzüldü

Yola çıkmadan önce “neyin ne olacağını” ne partililer ne de basın tam olarak biliyordu. Kervan tam anlamıyla yolda düzüldü. 12 günün sonunda çıkarılan genelgeyle, katılımcıların yapması ve yapmaması gerekenler sıralandı. Tek slogan “Hak, hukuk, adalet”, tek bayrak Türk bayrağı oldu; başka parti amblemleri ve marşlara da yasak getirildi. En önemli uyarı ise provokasyonlara karşı yapıldı. Yürüyüş boyunca katılımcılar, tüm tahriklere rağmen sağduyularını kaybetmeden yalnızca “adalet” diyerek ilerledi.

Genelgenin ardından görevli milletvekilleri de seçildi. Kılıçdaroğlu’nun etrafından sorumlu olanlar, aralarda düzeni sağlayanlar ve kortejin en arkasında geride kalanları toplayanların tümü belirlendi. Görevli millekvekilleri sorumluluk alanlarında bir ileri bir geri yürüdükleri yolları tekrar yürürken; sağlıkçı milletvekilleri de kâh yaralanan basına, kâh bayılan katılımcılara ilkyardımda bulundu. Ambulanslarda kimi zaman yeterli malzeme olmaması nedeniyle, dikiş atan milletvekilleri dahi oldu.

Ayak bakımı

Yürüyüş sırasında milletvekilleri de katılımcılar da basın mensupları da ayak bakımını en iyi şekilde öğrendi. Gün sonunda ayaklar buzlu ve tuzlu suda dinlendirildi. Bu karışıma, mikroplara karşı sirke ekleyenler de oldu. Çorapların içine pudra kondu, spor ayakkabıları öyle giyildi. Ayak dinlendirecek leğen bulamayanlar ise buldukları poşetlerin içlerine bu karışımı yaparak, poşetleri ayaklarına bağlayarak kendilerini tedavi etti.

Yaptığımız röportajda en son 1968 yılında slogan attığını söyleyen Kılıçdaroğlu, yürüyüş boyunca sadece “Hak, hukuk, adalet” diye bağırdı. Bir genel başkanın slogan atmasına alışık olmayan katılımcıların çoğu da, bunu tekrarlayarak yürüdü.

Büyük yürüyüş, 25 gün ve 432 kilometrenin sonunda İstanbul-Maltepe’de sona erdi. Kılıçdaroğlu, 24. gece konaklanan Dragos’tan saat 16.30’da yola çıktı ve kurmayları, milletvekilleri ve yürüyüşün başından beri kilometrelerce yolu yürüyen yaklaşık 20 bin katılımcıyla birlikte son 2 kilometreyi katetti. Çevik Kuvvet polisleri, Kılıçdaroğlu, kurmayları, milletvekilleri ve basın mensuplarını İstanbul içinde U harfi şeklinde dizilerek korudu. Kılıçdaroğlu son kilometreyi tek başına elinde “Adalet” döviziyle yürüdü. Yürüyüşün son bölümünde yol kenarına dizilen insanlar olanca güçleriyle tezahürat yaptılar, ilk kez bir CHP organizasyonunda genel başkan için “Vur de vuralım, öl de ölelim” sloganı atıldı. 

Tek slogan, tek bayrak 

Tarihî miting Yürüyüş sonunda Maltepe miting alanındaki sayı 2 milyona yaklaştı, 25 günün sonundaki tarihî miting yaklaşık bir saat sürdü.

Miting alanına deniz yolu dahil dört farklı arama noktasından girildi. Mitingte sadece Türk bayrakları, ‘Adalet’ yazılı pankart ve flamalar ile Atatürk posterleri taşındı. Kılıçdaroğlu’nun miting alanına yürüdüğü sıralarda Zülfü Livaneli, Melike Demirağ ve Onur Akın bir konser verdi. Kılıçdaroğlu, planlandığı gibi saat 18.00’de meydana vardı. 

Islanan ayakkabılarını kurumadan giyen, günlerce duş alamadan, yağmurda, çamurda, bazen battaniyesiz yatmak zorunda kalan, zor koşullara rağmen yürüyen genç-yaşlı tüm katılımcılar, Kılıçdaroğlu’nu “Büyük Adalet Yürüyüşü”nde yalnız bırakmadı. Kortej en soğuk ve en sıcak havalarda gün geldi 50 bini, gün geldi 80 bini buldu ve miting alanındaki sayı 2 milyona yaklaştı. Bu yürüyüşün görünmeyen kahramanları ise 24 gün boyunca yalnızca “adalet” isteyen sıradan insanlar oldu.