1969’da Cizre Ulucamii’nin kapısı üzerinden çalınan ejder figürlü tarihî kapı tokmağı, 1990’dan bu yana Danimarka’nın başkentindeki David Samling Müzesi’nde bulunuyor. Caminin Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde sergilenen muazzam anıtsal kapısı üzerindeki diğer kapı tokmağı ise kardeşiyle kavuşmayı bekliyor.

Danimarka-Kopenhag’daki David Samling Müzesi, şehrin kalbinde, Rosenberg Şatosu’nun bulunduğu bölgede yer alıyor. Bu müzenin en belirgin özelliği, İskandinavya ve Kuzey Avrupa’nın en geniş İslâm eserleri koleksiyonunu barındırması.

Tam adı “C. L. Davids Fond og Samling” olan müze, 12 Aralık 1945’te bir enstitü olarak kurulmuş. Kurucusu Cristian Ludwig David 1960’ta öldüğünde bıraktığı koleksiyon, birçok güzel sanat objesinin yanısıra asıl ilgisini yönelttiği İslâm eserlerinden oluşuyordu ve bunun merkezinde de seramik eserler vardı. Bugün müzede sadece seramik değil, hat, tekstil, cam, metal ve ahşap eserleri içeren muazzam bir İslâm eserleri koleksiyonu var. Osmanlı ve Türk kültüründen de muhteşem parçalar içeren bu koleksiyonda İznik ve Kütahya seramikleri, çatma kumaşları, el dokuması halılar ve metal işleri özellikle dikkati çekiyor. Koleksiyonun en özel parçası ise Cizre Ulucamii’nden çalınan tarihî kapı tokmağı!

Evinden uzakta Kopenhag’daki David Samling Müzesi, Cizre Ulucamii’nden çalınan tarihî kapı tokmağına şimdilik evsahipliği yapıyor.

Cizre Ulucamii’nin ilk yapısı hakkında kesin bilgimiz olmamakla beraber, 7. yüzyılda kiliseden camiye çevrildiği düşünülüyor. 12. yüzyılda yeniden inşa edilmiş. Caminin İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde sergilenen muazzam anıtsal kapısı ise 13. yüzyıla tarihleniyor.
Cizre Ulucamii’nin ana giriş kapısı, kanatları ahşap üzerine bakır malzemeden geometrik süslemelerle bezeli ve tunç plakalarla kaplı pirinç çubuk ve levhalarla süslü. Kapı kanadının her iki tarafında, alt alta sıralanmış ve merkezinde 12 kollu yıldızın yer aldığı üç madalyon yer almakta. Aralarda ise kanatlar kapanınca tamamlanan iki tüm ve iki yarım madalyon var. 12 kollu girift yıldız ağlarının boşlukları rumi ve palmet motifli plakalarla bezeli. Motiflerin kırmızı ve mavi renkler kullanılarak belirginleştirildiği kalan izlerden anlaşılmakta. İki dış kenardaki yarım ve çeyrek madalyonlar ise geometrik düzenin sonsuz sürüp gittiği izlenimini veriyor.

Kapının üzerinde yer alan tunç kapı tokmakları dökümden; üzerleri kazma tekniğiyle süslü. Aslen kapının her iki kanadında yer alan tokmaklarda, kulakları sivri, gözleri badem şekilli ejderler, yüzleri kanatlarına doğru dönük pozisyonda. Yılan pullu desenli gövdeleri olan ejderler, kuyruklarından birbirine bağlı ve kuyruk uçlarında kartal başları var. Tokmakların, su ve mekanik parçalar ile çalışan makineler-robotların mucidi ünlü ortaçağ bilgini El Cezeri’nin eseri olduğu düşünülüyor. 

Renk farkı İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde sergilenen anıtsal kapı ve üzerindeki ejder figürlü kapı tokmağı yakın zamanda restorasyondan geçtiği için altın rengi. Danimarka’daki eşi ise 800 yıllık dokusunu koruyor.

1969’da tokmaklardan biri çalınmış, bunun üzerine cami kapısı önce Mardin Müzesi’ne oradan da 1976’da Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ne taşınmıştı. Bugün sol kanattaki tokmak kapı üzerindeki yerinde, sağ kanattaki ise 1990’dan bu yana David Samling Müzesi’nde bulunuyor.

Kopenhag’da bulunan tokmağın kapıya sabitlendiği aslan başı betimli düğüm parçası, tokmak yerinden sökülmeye çalışılırken kırılmış ve kapının üzerinde kalmış. TBMM Kültür Varlıklarını Araştırma Komisyonu Başkanlığı tarafından David Samling müzesinde bulunan bu parçanın iadesi ile ilgili talep ve işlemler halen sürüyor. Yolunuz düşer de Kopenhag’a giderseniz, ikizinden ayrı düşmüş çift başlı ejder tokmağını görün derim. Bu güzelim kapının eksik tokmağına çok yakın gelecekte kavuşmasını da tüm kalbimle dilerim.