Hem gelenekle hem çağdaş sanatla beslenen ressam Feyhaman Duran, ölümünün 47. yılında şimdiye kadarki en kapsamlı sergiyle anılıyor. Osmanlı İmparatorluğu’ndan cumhuriyete geçiş döneminde hem geleneği hem Batı sanatını içselleştirerek ortaya koyduğu 1000’i aşkın eser bu sergide. 

Tarihçi ve yazar İbnülemin Mahmut Kemal İnal, ressam Feyhaman Duran’ı şu mısralarla betimliyordu: 

“Feyhaman’ın yapdığı resmimi görse eğer 

Avrupa ressamları fırçasına baş eğer 

Fırçası bir hârika, gözleri teshir eder 

Kudretini şübhesiz, kendi de takdir eder 

Mesleğinin âşıkı, sanatının hâzikı 

Fırçasının sadıkı, her eseri şah eser” 

İşte ünlü ressam Feyhaman Duran’ın sergisi, Sakıp Sabancı Müzesi’nde açıldı. “İki Dünya Arasında” isimli sergi, ressamın sağlığında eserlerini ve eşyalarını bağışladığı İstanbul Üniversitesi’nin, Sabancı Üniversitesi’nin ve Sakıp Sabancı Müzesi’nin ortak bir çalışması. 

Feyhaman Duran, İbnül-emin Mahmut Kemal İnal portresi, 1946. 
Feyhaman Duran, Otoportre, 1911. 

Feyhaman Duran, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarından Cumhuriyet’in ilk yıllarına önemli ve kritik bir döneme tanıklık etmiş bir ressam. 1886 doğumlu sanatçı, yakın dostu, kendisinden yaşça büyük İbnülemin Mahmut Kemal’in bir portresini çizdiğinde İnal ona bu şiiri yazmış. Çizim 1946 yılında yapılmış. İç mekânda resmedilmiş olan bu portre, Feyhaman Duran’ın ustalık eserlerinden biri. Duran, portre alanının Türkiye’deki ilk ve en önemli temsilcisi kabul ediliyor. 

Resim sanatındaki yeteneğini henüz okumakta olduğu Galata Sarayı Humayun Mektebi’nde (Galatasaray Lisesi) gösteren Feyhaman, öğrenimini 1908’de tamamladıktan sonra burada Güzel Yazı (Hüsn-ü Hat) öğretmeni oldu.. Bu sırada kızının portresini yaptığı Abbas Halim Paşa’nın ilgisini çekerek, onun yardımlarıyla resim alanındaki eğitimini sürdürmek amacıyla 1910’da Paris’e gitti. École des Beaux-Arts ve Academie Julian’da dönemin önde gelen isimlerinden Jean-Paul Laurens ve Paul Albert Laurens’ın öğrencisi oldu. Tarihî konulardaki tablolarıyla tanınan Fernand Cormon’un (1845-1924) atölyesinde çalıştı (Bu atölye, aynı zamanda Vincent Van Gogh, Henri de Toulouse-Lautrec gibi isimlerin de yetiştiği atölyeydi).

Feyhaman Duran (solda), İsmet İnönü’nün (sağda) portresini çiziyor. 1939, Ankara.
Feyhaman Duran’ın evinin içinden bir görünüm. Aynı düzenleme ile SSM’de sergilenmekte.

1. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yurda dönen Feyhaman, tüm yaşamı boyunca Doğu ile Batı’yı aynı anda deneyimlemenin katkılarını aktardı sanatına. Yumuşak renkler kullanması, pozisyon kurgulamadaki başarısı ile dikkati çeken ressamın çalışmaları, sağlam bir desen anlayışının ürünü olarak nitelendiriliyor. Kuşağı içindeki birçok sanatçı gibi, izlenimcilik (empresyonizm) akımının getirdiği tekniklerle yaptığı peyzaj ve natürmort çalışmaları ile tanınıyor. 

1970’te ölen Duran’ın yaşamının son yıllarında çiçekleri betimlediği natürmort, iç mekân ve sanatının esas alanı olan portre çalışmaları, o yıl Güzel Sanatlar Akademisi’nin salonlarında sergilenmişti. Sakıp Sabancı Müzesi’nin sergisi ise Feyhaman Duran’ın şimdiye kadarki en kapsamlı sergisi. Osmanlı İmparatorluğu’ndan cumhuriyete geçiş döneminde hem geleneği hem Batı sanatını içselleştirerek ortaya koyduğu 1000’i aşkın eser ve kendisi gibi ressam olan eşi Güzin Duran’la beraber hayatının büyük bir bölümünü geçirdiği Beyazıt’taki evinden bazı bölümler bu sergide yer alıyor. 

Bu özel düzenlemeler eşliğinde, sanatçının gündelik hayatını ve çalışma ortamını da görme fırsatı elde ediyoruz. Resim malzemeleri, mobilya ve hat koleksiyonundan örneklerin biraraya getirildiği bu derleme, Türkiye sanat tarihinde öncü bir konuma sahip olan ressama ve dönemine ayrıntılı bir bakışı mümkün kılıyor.