İstanbul’un dokusu 55-60 sene önce kuşbakışı böyleydi; nüfusu ise sadece 1.5 milyon civarındaydı. Tarihî binaların yanında yeni yapılar yükselmeye, İstanbul’un silueti yavaş yavaş değişmeye başlamıştı. Yine de nefes alan bir şehir, temiz bir denizle iç içe yaşayan İstanbullular ve yaşayan bir tarih vardı.

1- Yıldız Sarayı: Özellikle II. Abdülhamid tarafından büyük bir bahçe içinde inşa ettirilen, birçok köşkten oluşan 19. yüzyıl sonu 20. yüzyıl başına ait saray yapıları. Yıldız Teknik Üniversitesi de burada kurulduğundan sarayın adıyla anılmakta.

2- Ertuğrul Tekkesi: (Şeyh Zafir Külliyesi) İstanbul’da en iyi korunmuş tekke yapılarından biri. Saadi Tarikati tarafından kullanılan 19. yüzyıl sonuna ait külliye de mescit-tevhidhane (bugün cami), Şeyh Zafir Türbesi, kütüphane, harem ve misafirhane köşklerinden oluşuyor.

3- Dolmabahçe Sarayı: 19. yüzyıl ortalarında Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirilen sahil sarayı. Fotoğrafta daha çok harem ve veliaht şehzadelerin kullandığı yapıları görülüyor. Bugün Milli Saraylar’a bağlı anıt ve çeşitli koleksiyonların sergilendiği müzeler.

4- Akaretler: Sultan Abdülaziz tarafından yakınlarda inşa ettirmek istediği camiye gelir sağlamak üzere inşa ettirilen, daha çok Dolmabahçe Sarayı çalışanlarının oturmasına tahsis edilen sıra evlerden oluşan yapı grubu.

5- Maçka Silahhanesi ve Karakolu: Sultan Abdülaziz tarafından 1873/75 tarihinde inşa edilen silahhane ve karakol bina- ları. Bir süre Jandarma Komutanlığı olan yapılar 1955 yılından itibaren İstanbul Teknik Üniversitesi tara- fından kullanılıyor.

6- Lütfi Kırdar Spor Sarayı / Kongre Merkezi: 1948’de Vietti-Violi, Şinasi Şahingiray ve Fazıl Aysu tarafından inşa edilen, o zamanki adıyla Spor ve Sergi Sarayı, uzun süre kentin tek kapalı spor salonu olmuştu. 1988 yılında, inşa ettiren belediye başkanı Lütfi Kırdar’ın adını aldı. Bir çok etkinliğe hizmet ettikten sonra 1992-1996 yılında kongre salonuna dönüştü- rüldü.

7- Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu: Dolmabahçe vadisinde 1947 yılında açılan ve günümüze kadar faal bir şekilde kullanılan tiyatro sahnesi.

8- Harbiye: 1835’te Harp Okulu olarak inşa edilen yapı, 19. yüzyıl sonuna kadar değişik eklerle yenilenip genişletildi. 1959’dan itibaren Askeri Müze koleksiyonları sergilenmeye başlandı, 1993’te bütün bina elden geçirilip modern eklerle günümüzdeki görünümünü aldı. Cadde cephesinde, orta kısımda Menderes döneminde yıktırılan bölüm, sonradan müze olarak tekrar inşa edildi.

9- İstanbul Radyo Evi: Bir mimarlık yarışması sonunda başarılı olan İsmail Utkular, Doğan Erginbaş ve Ömer Günay tarafından tasarlandı. 1946’da temeli atılan yapı 1949’da kullanıma açıldı.

10- Taşkışla: 1846-1852 yılları arasında İngiliz mimar Williams James Smith ve yardımcısı İstefan tarafından yapıldı. Yeni Rönesans üslubuyla Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane (Askerî Tıbbiye) için hastane olarak tasarlanan yapı, askerî kışla olarak da kullanıldı. Cumhuriyetten bu yana İTÜ Rektörlüğü ve Mimarlık-İnşaat Fakültesi olarak işlev görüyor.

11- St. Esprit Katedrali ve Notre Dame de Sion: 19. yüzyıl ortalarında İstanbul Katolik cemaatine hizmet verecek bir katedral olarak inşa edilen büyük kilise, halen aynı amaçla kullanılıyor. Yapının yanında kiliseden tamamen bağımsız bir birim olarak Notre Dame de Sion Kız Lisesi binaları var.