Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.

Helsinki-Ankara arasında çözülemeyecek sorun yok

Ukrayna’da devam eden savaş, geleneksel tarafsızlık politikalarıyla bilinen Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılma talebine neden oldu. Türkiye’nin şu ana kadar iki ülkenin üyeliğini onaylanmaması, ikili ilişkilerde gerilimi yükseltiyor. 2014’ten bu yana Finlandiya Fahri Başkonsolosluğu görevini sürdüren iş insanı Jeff Hakko göreve atanma sürecini ve iki ülke arasındaki ekonomik, kültürel, tarihî ilişkileri anlattı.

Finlandiya Fahri Başkonsolosu olarak görevlendirilmeniz nasıl oldu?

Benden evvelki Finlandiya Fah­ri Başkonsolosu değerli dostum rahmetli Mustafa Koç idi. Ken­disi Koç Holding Yönetim Ku­rulu Başkanı seçildiğinde artık bu diplomatik göreve eğileme­yeceğini beyan etti ve affını is­tedi. Tabii pozisyon boş kalama­yacağı için büyükelçilik nezdin­de bir arayışa girdiler ve bana ulaştılar. Çevresi geniş, dernek­lere üye ve Finlandiya bayrağı­nı taşıyabilecek birisini arıyor­lardı. Bir kısa liste vardı ve bir tek benimle görüşmüyorlardı. Sonradan öğrendim ki üç kişi arasından seçiyorlarmış. Ben o tarihe kadar Finlandiya’ya git­memiştim. Süreç devam eder­ken Finlandiya’ya gittim; ülkeyi, Helsinki’yi, insanları tanıdım. Mülakattan sonra da tayinim 2014 sonunda kesinleşti.

Eğitiminizden ve koleksiyonerliğinizden bahseder misiniz?

İngiltere’de eğitim gördüm; yüksek tahsilimi işletme dalın­da yaptım. Türkiye’ye döndü­ğümde aile şirketinde çalış­maya başladım; bugün de hâlâ çalışıyorum. Koleksiyonerlik çocukluğumdan bu yana sür­dürdüğüm bir hobi. Tutkulu bir sualtıcı olduğum için dalgıçlı­ğın tarihçesini araştırırken ta­rihî dalgıç malzemeleri arayı­şına da girdim. Bu koleksiyon, 1989’dan 2017’ye kadar gelişti. Ondan sonra artık boyutlarını aştı ve Beşiktaş Deniz Müze­si’nde yaptığım 6 aylık bir teş­hirden sonra “bu koleksiyon bu müzede, doğru yerde, daimi olarak sergilenebilir“ dedim ve dönemin Deniz Kuvvetleri Ko­mutanı Bülent Bostanoğlu’na bunu arz ettim. Ondan sonra da zaten süreç başladı. Şu an­da Deniz Müzesi’nde oldukça büyük bir alan bu koleksiyona ayrılmış vaziyette. Ayrıca Bod­rum’da da bir Süngercilik Mü­zesi kuruluyor; buraya da amfo­ra koleksiyonumu bağışladım. Süngercilik Müzesi fikir olarak daha yeni doğmuş vaziyette. Şu an onu en iyi şekilde nasıl dü­zenleyeceğimizi konuşuyoruz.

Beyaz Zambaklar Ülkesi’yle ilişkiler

Finlandiya Fahri Başkonsolosu işinsanı Jeff Hakko, kritik bir dönemeçten geçen Finlandiya-Türkiye ilişkilerinin, Atatürk’ün
askerî okulların müfredatına koydurduğu Beyaz Zambaklar Ülkesi romanından bu yana her
geçen gün gelişerek devam
ettiğini söyledi.

En çok ilginizi çeken tarihî dönem hangisi?

Tarih benim için daha çok sual­tıyla ilgili konularda ilgi çekici. Onun dışında da tabii tarih­le ilgileniyorum. Mesela yakın İngiliz tarihiyle, 2. Elizabeth dönemiyle ilgileniyorum. Şu sı­ralar Netflix’te gösterilen “The Crown” dizisini büyük zevkle seyrettim. İngiltere’de yaşamış biri olarak, dönemi çok iyi yan­sıttığını söyleyebilirim.

Sizce İstanbul’un tarihî dokusu yeterince korunuyor mu? Bu alanı geliştirmek için neler yapılabilir?

İstanbul şüphesiz dünyanın en önemli şehirlerinden biri. Bu­rada öyle bir tarih yatıyor ki birçok ülke gıpta ile bakıyor. Bundan evvel çok ihmal edilmiş tarihî eserlerimiz şu an günyü­züne çıkarılıp restore ediliyor; bu çok önemli. Tabii bunları to­parlamak, bütçe ayırmak kolay işler değil. İstanbul’daki yabancı ziyaretçi sayısı da artmış vazi­yette ve artmaya devam ediyor. Burada herkese görev düşüyor. Tanıtım için bence doğru yolda­yız. Ancak daha katedecek çok yolumuz ve yeniden kazandırı­lacak çok eserimiz var.

Finlandiya ve Türkiye arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek için ne tür projeleriniz var?

Finlandiya ve Türkiye ilişkileri çok eskiye dayanıyor. Grigory Petrov’un yazdığı Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabındaki gibi bizim ilişkilerimiz de özellikle 1923’ten beri beyaz zambaklarla katlana katlana devam ediyor. Hatta Türk Hükümeti çok güzel bir jest yaptı; Ankara’daki büyükelçiliğin bulunduğu sokağın ismini Beyaz Zambaklar Sokak olarak değiştirdi. Büyükelçilik’teki kültür ataşesiyle birlikte her sene 6-7 etkinlik yapmaya çalışıyoruz. Bu etkinlikler şehirleri dolaşıyor; ancak sadece İstanbul, Ankara, İzmir değil; mesela son olarak Eskişehir’deydi. Finlandiya’dan sanatçıların bu etkinliklerde yer almaları için konsolosluk ve büyükelçilik olarak sponsorluklar oluşturuyoruz. Öte yandan üniversite eğitimleri için Finlandiya’daki üniversitelere Türkiye’den öğrenci yönlendiriyoruz. Finlandiya’daki üniversiteler özellikle mühendislik alanında oldukça başarılı.

İki ülke arasında iletişim ve diğer teknolojik konulardaki işbirliği nasıl artırılabilir?

Finlandiya 5.5 milyon kişiyle inanılmaz mucizelere imza atan bir ülke. Mühendislik, temiz enerji yani “clean tech” dediğimiz alan, çevreye duyarlı sağlık-eğitim-pazarlama konularında önemli bir birikimleri var. Sağlık konusunda da Finlandiya, bebeklerde en düşük ölüm oranına sahip ülke; bu teknolojiyi buraya nasıl aktarabileceğimizi düşünüyoruz. Türkiye’de 132 Finlandiyalı şirket var. Bunların kimileri, herkesin aşina olduğu markalar; mesela Nokia’nın çok büyük bir bölümü, Kone (asansörler, yürüyen merdivenler…) gibi. Bu şirketler ülkemizde de önemli roller oynuyor. Örneğin Kayseri’de önemli teknoloji yatırımları var.

Turizm ilişkilerimiz pandemiden nasıl etkilendi? Karşılıklı ziyaretlerde azalma var mı?

Maalesef her ülke gibi bizim de turizm ilişkilerimiz etkilendi. Türk Hava Yolları’nın Helsinki’ye günde iki seferi olmasına rağmen, kış aylarında Roveniemi dediğimiz Noel Baba ülkesine yapılan seyahatlerde azalmalar oldu, fakat son dönemde durum toparlanıyor, ziyaretçiler artıyor.

Rusya-Ukrayna savaşının Finlandiya’ya etkileri nelerdir?

Finlandiya’nın Rusya’yla komşu olması bile tek başına çok önemli. Finlandiya, İsveç’le beraber NATO’ya başvurdu; zira kendisini tehdit altında hissediyor bu ülkeler. Yarın ne olacağı belli olmadığı için güvenliklerini sağlamak amacıyla böyle bir başvuruda bulundular. Finlandiya ve İsveç bir bekleme aşamasında şu anda. Türkiye’nin haklı olarak istediği bazı ileriye dönük kararların alınması gerekiyor. Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılmaları için Türkiye ile anlaşmaları tabii kaçınılmaz.

Finlandiya’nın NATO’ya katılım süreci nasıl bir seyir izleyecek?

Türkiye’nin de bu konuda bazı itirazları varsa, bir şekilde uzlaşılması lazım. Rusya ile yakın coğrafi konumu dolayısıyla Finlandiya’nın NATO ülkesi olmasında fayda var. Bunun için gerekenlerin politik seviyede Ankara’yla Helsinki arasında halledilmesi, her iki taraf için de önemli diye düşünüyorum. Bence bir NATO ülkesiyle, potansiyel bir NATO ülkesi arasında çözülmeyecek bir sorun yoktur.

Finlandiya’daki Türkler ile Türkiye’deki Finlandiyalılar daha çok nerelerde çalışıyor, yaşıyorlar?

Finlandiya’daki Türkler çok uzun zamandır oradalar. Özellikle lokantalar, berberler, dönerciler, pizzacılar var. Roveniemi’de bir Türk lokantası var mesela. Helsinki’den sonra en önemli şehir olan kuzeydeki Oulu’da Türk lokantaları var. Finlandiyalılar, Türk mutfağını, döneri, şiş kebabı seviyorlar. Bunun yanında onlara tekstil maddeleri, bazı otomotiv parçaları, kimyevi maddeler ve ayrıca insan gücü de gönderiyoruz. Türkiye’de yerleşik birçok Finlandiyalı da var. İstanbul’da yaklaşık 150 aile var. Alanya ve Antalya’da yerleşik Finlandiyalı aileler ise çok daha kalabalık, yaklaşık 3.500 aile var. Bunlar daimi olarak burada oturuyorlar; Finlandiya’ya ancak Noel gibi tatillerde gidiyorlar. Aynı zamanda Alanya ve Antalya’da fahri konsolosluklar da bulunuyor.

Devamını Oku

Son Haberler