0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

İlk modern savaş: Made in USA

Mesele sadece köleliğin ipleri germesinden ibaret değildi. Tarımsal güney, sanayileşmiş kuzey tarafından yutulmaktan korkuyordu. 1861’de iki ayrı zihniyet, iki ayrı yaşam biçimi arasında beklenen fırtına koptu. Teknolojik ve stratejik birçok yeniliğe sahne olan “ilk modern savaş” 600.000 kişiyi yok ederken, ufuktaki harplerin yıkıcılığını da haber veriyordu.

Amerikalıların kendi aralarında kıyasıya bir savaşa girmelerinden bu yana 150 yıl geçti. 1861’den 1865’e kadar süren bu boğuşmada 600 bin ölü verdiler. Bu, ABD’nin 1. ve 2. Dünya Savaşları ile Kore ve Vietnam’da verdiği ölülerin toplamından fazladır.

Birbirlerine niçin bu kadar şiddetle saldırdılar ve bu kadar hırsla öldürdüler, niçin tükeninceye kadar barış yapmadılar? Bunun tek bir yanıtı yok. Kölelik yakıcı bir sorundu evet. Ama tek sorun bu değildi. Kuzeyde ve güneyde iki farklı zihniyet, iki farklı hayat tarzı gelişmişti. Tarımsal güney, sanayileşmiş ve büyük sermaye birikimi olan kuzeyin karşısında ezilmeyi zül görüyordu. Konfederasyonun cumhurbaşkanı olan Jefferson Davis daha Mississippi senatörüyken şunları söylemişti: “Sizi ilgilendiren kölelik veya insanlık değil, Kongre ve hükümeti ele geçirip bunları Kuzeyin büyümesinin bir aracı olarak kullanacaksınız”. Bu, yerinde bir öngörüydü.

Gettysburg muharebesi 2 Temmuz 1863’teki Gettysburg savaşında Birlik kuvvetlerinin süngü hücumu, Don Troiani imzalı resimden detay.

İç Savaş’ın tohumları aslında daha ülkenin ilk kuruluşunda mevcuttu. Bizim eyalet adı verdiğimiz ilk 13 koloni kendilerini bağımsız birer devlet olarak görmüşler ve birliğe katılma konusunu yıllarca tartıştıktan sonra kendi içlerinde oylamışlardı. Bununla birlikte politik birer varlık olarak kendi haklarından (state rights) vazgeçmemişlerdi, gönüllü girdikleri birlikten çıkma haklarının olduğunu düşünüyorlardı.

Ülke batıya doğru genişledikçe yeni kurulan her eyalette köleliğin serbest olup olamayacağı konusunda gerilim yaşandı. Daha 1820’de Senato pazarlıkları sonucunda Maine özgür bir eyalet olarak katılırken Missouri köleci bir eyalet oldu ve bu uzlaşma geçici de olsa bir çözüm sayıldı. Bundan sonra 36.30 kuzey enlemi, köleci ve özgür eyaletler arasında sınır olacaktı. Teksas 1845’de köleci bir eyalet olarak kabul edilince bu grup güç kazandı ama Kaliforniya özgür bir eyalet olarak gelince Güneyliler gene gerildiler. 1854’de Kansas ve Nebraska’da kölelik meselesi tekrar alevlendi. John Brown kölelik taraftarlarına karşı ilk silahlı mücadeleyi burada, kölecilerin yaptıkları katliama tepki olarak başlattı.

Siperde gergin bekleyiş General T.H. Brooks’un komutasındaki Birlik tümenine bağlı askerler, Rappahannock nehrinin batı kıyısındaki siperlerinde, 3 Mayıs 1863’de Fredericksburg’da gerçekleşecek muharebeden önce dinleniyorlar. Amerikan Ulusal Arşivi tarafından Matthew Brady’ye mal edilen bu fotoğrafın aslında A.J. Russell tarafından çekildiğine dair kuvvetli kanıtlar ileri sürülmüştür.

Zencileri eşit kabul etmemeye kararlı olan geniş bir kesim sürekli olarak Kuzeye ve federal hükümete karşı öfke içerisindeydi. Tabii köleliğe karşı olanlar da tepkiliydi. Öte yandan bir başka sorun da, güneyli çiftçilerin federal vergi ve gümrüklerden zarar gördüklerini düşünmeleriydi. Kısacası, bu, uzun süre tüttükten sonra alevlenen bir yangındı.

Abraham Lincoln daha savaşın başında önemli olanın kölelik değil birlik olduğunu ifade etmişti. Birliği, köleliği muhafaza ederek sağlayacaksa öyle yapacağını, köleliği kaldırarak sağlayabilecekse de o yolu izleyeceğini söylemişti. Ama savaş topyekun bir hale dönüşünce 1862 sonunda köleliğin kaldırılması için çalışmaya başladı ve 1 Ocak 1863 tarihinden itibaren herkes özgür sayıldı.

Bunda insani kaygıların yanı sıra, Güneyin insan gücünü zayıflatma hedefi de rol oynadı. Lincoln savaşın bitimini takiben Ford Tiyatrosu’nda oyun izlerken suikaste kurban gidince yerine geçen Grant’ın uzlaşma siyaseti güneyli beyazların siyahiler üzerinde terörle yeni bir baskı kurmalarını kolaylaştırdı. Grant zencilere karşı uygulanan yeni terörü görmezden geldi. Böylece Amerika bu büyük savaştan köleliği resmen kaldırmış ama sosyal eşitsizliğe dokunmamış olarak çıktı. Siyahilerin eşitlik sorununun ciddi şekilde tekrar el alınması için tam yüz yıl geçmesi gerekecek, bu arada KuKluxKlan faaliyetlerini rahatça sürdürecekti.

Cold Harbor ceset tarlası General Lee komutasındaki Konfederasyon kuvvetleri (Kuzey Virginia Ordusu) ile General Grant emrindeki Birlik güçleri (Potomac Ordusu) Cold Harbor’da Amerikan İç Savaşı’nın en kanlı muharebelerinden birini yaptılar (31 Mayıs-12 Haziran 1864). Birlik yenildi, ölen binlerce askerin cesedi bir yıla yakın savaş meydanında kaldı.

Güç ve strateji meseleleri

Savaş aniden gelişmedi. Güneyli milliyetçiler rahatça toparlanabildiler çünkü ortada bunu önleyecek bir güç yoktu. Çok küçük Amerikan ordusu, 1.105 subay ve 15.259 erden oluşuyordu. Çoğu eksik kadrolu 197 bölüğün 179’u batıdaki uzak kalelerde Kızılderilileri gözlüyor, 20’si de Kanada sınırı ve Atlas Okyanusu kıyısında bulunuyordu. 1860 sonunda yapılan seçimleri kazanan Lincoln, 11 Şubat’ta Washington’a doğru yola çıkarken, Davis de çok yakındaki Konfederasyon başkenti Richmond’a gitmek üzere aynı gün evinden ayrılıyordu. İkisi de ordularını oluşturmak için gönüllüleri çağırdılar ve savaş 12 Nisan günü Güneylilerin Charleston limanındaki Sumter kalesine top ateşiyle başladı.

Strateji eldeki güce göre tayin edilir. 22 milyon nüfusu, 22 bin mil demiryolu olan Kuzey, 1.300.000 sanayi işçisinin çalıştığı 110.000 işletmeye sahipti. Buna karşı, 9 milyon nüfusu ve ilginçtir, gene 9 bin mil demiryolu olan güneyin sadece 110.000 işçisi olan 18.000 işletmesi vardı. 1860’da lokomotiflerin sadece % 4’ü, silahların ise % 3’ü güneyde yapılıyordu.

Buna rağmen Güneyliler çılgınca bir üretim çabası, ithalat ve Kuzeylilerden ele geçirdiklerini birbirine ekleyerek yeterli piyade silahına sahip oldular. Ancak topçuları daha zayıf kaldığı gibi, Kuzeyin donanmasına denk bir şey yoktu ellerinde. Yenilmeleri kaçınılmaz görünüyordu. Ancak 2.5 milyon kilometrekare toprakları ve kuzeydekilerden çok daha savaşçı bir ahalileri vardı. Kırlarda yaşayanlar, daima kent ahalisine göre daha iyi asker olur. Ayrıca Güneyin generalleri de, özellikle ilk yıllarda daha iyiydi. Kuzeyliler daha örgütçü, Güneyliler ise daha savaşçıydı. Tarihte birçok örnekteki gibi, uzun vadede örgütçüler çok iyi kadrolar yetiştirip savaşçıları yendi.

Bu koşullarda Kuzeyin zafer yolu, savaşın ilk günlerinde Meksika Savaşı’nın komutanı yaşlı Winfried Scott tarafından çizilmişti. Anaconda Planı olarak anılan strateji, Güneyin denizden ve karadan ambargoya alınıp zayıflatılmasına, sonra Mississippi’den ikiye bölünmesine ve bunun ertesinde de parça parça ezilmesine dayanıyordu. Yani bir yıpratma savaşı öngörülmekteydi. Scott hemen akabinde emekliliğe ayrıldı ama savaş tam da onun gösterdiği şekilde kazanılabildi. Güneyin tek umudu, direnmeyi uzatarak Kuzeyin savaş arzusunu kırmaktı. Ne var ki Kuzeyde “birlik” iradesi çok yüksekti ve birliği masaya yatıracak hiçbir uzlaşmaya yanaşamazlardı. Bu nedenle savaş çok kanlı oldu. Kuzeylilerin en korktuğu şey Güneylilerin yenildikten sonra dağlara çekilip sonu gelmeyecek bir gerilla savaşına başlamalarıydı. Savaşın sonunda güneydeki sivil halkı da hedef alan topyekun bir dizi muazzam saldırıya giriştiler. Güneyin Başkomutanı Lee savaşın dördüncü yılı biterken teslim olduğunda, yanında kalan alayların sancakları birer avuç yalınayak ve aç asker tarafından taşınıyordu.

Öte yandan Güneyin uzun kıyılarında bulunan 189 liman tam bir ambargoyu olanaksız kılmaktaydı. Bu nedenle özellikle savaşın ilk yıllarında Güneyin gemileri kuşatmayı delip o dönemde Avrupa’da çok aranan pamuğu götürüp silah getirebiliyorlardı. Tabii Kuzeyin tedbirleri arttıkça ve ellerindeki limanlar azaldıkça bu çok seyrekleşti.

Savaş coğrafyasının en ilginç özelliği, iki başkentin birbirlerine çok yakın olmasıydı. Adeta kafalarından birbirlerine bağlanmış iki güreşçinin boğuşması gibiydi. Buna rağmen Kuzeylilerin Washington’a sadece 100 mil uzakta olan Richmond’a yaptığı seferler başarısız olurken, Güneylilerin yaptığı bir akın ise Washington’da epey heyecan yarattı. Kuzeylilerin Potomac Nehri’ni aşarak ilk ilerleme girişimleri Bull Run’da bozguna dönüştü. Uzun savaşların hepsinde olduğu gibi zamanla yeteneksiz subaylar elendi, savaş liderleri ortaya çıktıkça o tarihe kadar dünyanın gördüğü en güçlü orduların başına geçtiler.

Cephede bir başkan Başkan Abraham Lincoln, Antietam muharebe alanında Kuzey birliklerini teftiş etmeden önce maiyeti ve General McClellan ile birlikte Potomac Ordusu’nun karargahında, 3 Ekim 1862.

Kuzeyliler Potomac Ordusu’nu örgütçü ama aşırı pasif General McClellan’ın emrine verdiler. Bıktırıcı uzunlukta hazırlıklardan sonra büyük güç üstünlüğüne rağmen, istihbarat taşeronluğu yapan Pinkerton ajansının aşırı abartılı raporlarını süzgeçten geçirmeden, her operasyonu çok yavaş ve temkinli yaparak Güneylilere tedbir alma fırsatı yarattı.

Savaşın burada kazanılamayacağı ortaya çıkınca operasyonlar Missisippi’ye kaydı. Shiloh’da sıkışan ama yenilmeyen Grant, kısa süre sonra bu nehrin merkezi sayılan ve çok iyi korunan Vicksburg’u alarak Konfederasyonu ikiye böldü. Bir başka birlik gücü denizden New Orleans’a çıkarak kuzeye ilerledi. Tam da bu tarihte, Lee, Kuzeyi kendi topraklarında sıkıştırıp tayin edici bir muharebe yapmak üzere Pennsylvania’ya girdi. Ne var ki savaşın en kritik muharebelerinden biri olan Gettyssburg’da büyük güç yitirerek çekildi.

Temmuz 1863 böylece savaşın dönüm noktası oldu. Artık Güney’in tek umudu savaşı uzatıp yıldırma stratejisini sürdürmekti. Ne var ki Kuzey çok kararlıydı. Savaşın başından beri savaşçı general arayan Lincoln sonu gelmeyen muharebelerden sonra Vicksburg fatihi Grant’ın gerektiği gibi savaşacağına karar verip 1864 başında onu başkomutan yaptı. Grant düşmana toparlanma fırsatı veren uzun aralıklarla yapılan muharebeler yerine aman vermeden ardı ardına yapılacak hücumlarla savaşı kazanmaya karar verdi. Atlas Okyanusu kıyısında ilerleyerek hasmını buradaki büyük kentleri savunmak için büyük kuvvetler ayırmaya mecbur bıraktı. Bu sırada Kuzeyin operatif anlamda en yetenekli generali Sherman, toplamı yüz bin asker olan dört kolorduyla muazzam bir akın yaparak güneyin kalbi sayılan Georgia’dan denize ulaştı. Atlanta dahil her yeri yakıp yıkarak topyekun savaşı düşmanın sivil ahalisine taşıdı. Bu, 20. yüzyılda her savaşta tekrarlanmaya çalışılacaktı. Özellikle düşman ordusunu besleyecek çiftlikler yakıldı, hayvanlar öldürüldü. İsyanın başlatıcısı olarak görülen Güney Carolina’da yıkım, intikamcı şekilde daha vahşi oldu. Bu sırada Potomac Ordusu’nun başında ilerleyen Grant ve süvari komutanı Sheridan, Lee’ye her fırsatta hücum ederek nefes aldırmadılar. Orduları eriyen Lee l9 Nisan günü teslim oldu. Beş gün sonra da Lincoln bir suikaste kurban gitti.

Umutsuz taarruz 29 Kasım 1863’te General Longstreet komutasındaki Konfederasyon kuvvetleri, General Burnside komutasındaki Birlik kuvvetlerinin kontrolündeki Fort Sanders’a umutsuz bir akın gerçekleştirdi. Knoxville savaşının sonunda Tennesee eyaletinin kaderini belirleyen saldırı başarısızlıkla sonuçlanırken, güneyliler 8’e karşı 129 kayıp verdi. “Fort Sanders Taarruzu”, Allison ve Kurtz imzalı kromolitografi, 1891.

Savaş taktikleri

19. yüzyılın subayları Napoléon hayranıydı. Onu okuyarak yetişmişlerdi ve onun hücumlarını tekrarlamak istiyorlardı. Ne var ki ateşgücü artmaktaydı. Ağızdan dolma tüfeklerle tek el ateş edildikten sonra süngü hücumuna kalkan taburlar daha düşman siperine varmadan perişan oluyordu. Askerler bunu generallerden önce kavradılar. Alelacele derme çatma bir siper hattı kurup gerisine yerleşince, hele de şarapnel atan birkaç topları varsa, adeta yenilmez oluyorlar, önleri, hücuma kalkan düşman zayiatıyla doluveriyordu. Taktik savunma hücumdan çok daha üstün bir pozisyon olmuştu. Stratejik saldırıda yapılan taktik savunma ise en iyi durumdu. Subaylar bu dersi yüz binlerce askeri telef ederek öğrenecekler, sonra bu dersler unutulacak ve 1. Dünya Savaşı’nın siperlerinde tekrar öğrenilecekti.

Ancak ABD İç Savaşı’nın daha sonra 1941’e kadar tekrarlanmayan bir özelliği süvari birlikleri tarafından düşmanın geri bölgelerine yapılan akınlardı. Güneyliler bu konuda daha üstündü. Bunlardan Morgan, 2.500 süvariyle Ohio ve Pennsylvania’da aylarca at koşturdu, büyük zarara yol açtı, yakalandı ve hapisten kaçıp 3.000 süvariyle tekrar kuzeye daldı. 1864 yılında ihanete uğrayıp öldürüldü. Buna karşı Kuzeylilerin Richmond yakınlarına yaptıkları Dahlgren akını başarısızlıkla sonuçlandı. Bu tür operasyonlar ancak Amerika gibi çok geniş bir ülkede yapılabilirdi.

Savaşın sonunda, 240 bin Güneyli askeri öldürmek için 360 bin Kuzeyli asker hayatını yitirmiş oldu. Ancak teslimden sonra özel suçlar dışında güneyli asker ve subayların evlerine dönmesine izin verildi. Korkulan gerilla hareketi ise birkaç vaka dışında gerçekleşmedi.

DÖNEMİN AMERİKASI

Sermaye savaşta birikti, kapitalizm vahşi doğdu

ABD’de toprağın zenginliği sanayileşme için yeterli bir birikim sağlıyordu. Ayrıca demiryolları ve ulaştırmaya elverişli nehir ve göller, uzun kanallarla birbirlerine bağlanmaktaydı. Böylece muazzam bir iç pazar oluşmaktaydı. Güneyin korktuğu şey, Kuzeyin denetiminde gelişen bu pazar içerisinde ezilen taraf olmaktı. İnanılmaz bir dinamizm vardı ve hiçbir şey imkansız görünmüyordu. İnsanlığın kaderini değiştiren on binlerce icadın bu ortamda çıkması hiç de şaşırtıcı değildir. Amerikan Patent Dairesi her hafta yüzlerce berat başvurusunu inceliyordu. İki taraftan toplam 3 milyona yakın kişi askerden geçti. ABD sanayi üretiminin en az yarısı bunların ihtiyaçlarını karşılamaya kullanıldı. Dupont, Remington gibi bugün adını bildiğimiz birçok Amerikan firması bu savaşta büyüdü. Savaşın getirdiği sermaye temerküzü sanayileşmeyi azdırdı. Aynı zamanda hırslı insanlar öne çıkmış, adetler değişmiş, yeni şeylerin kabulü kolaylaşmıştı. Petrol ve çelik krallarının, sığır tüccarlarının, büyük bankaların dönemine girilmekteydi. Bunu elektrik, şehirleşme, tüketim malları, basın ve diğerleri izledi. Büyük baronlar artık kılıçla değil parayla hükmediyordu. Bu dönemin ilk yarısı Mark Twain, ikinci yarısı ise Yurttaş Kane’in dünyasıdır.

Üretim tam gaz! İç savaş boyunca her iki taraftan toplam üç milyon kişi askere alındı, bunların ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan sanayi üretimi sermaye birikimi sağladı. Savaş sırasında Pennsylvania’da işletilen bir petrol sondaj sahası, 1864.

TEKNOLOJİK, STRATEJİK VE TAKTİK YENİLİKLER

İç Savaş hangi “ilk”lere sahne oldu?

ABD İç Savaşı 1. Dünya Savaşı’nın habercisi gibidir. Uzun ve kanlı yıpratma muharebelerinin ardından gelen aralıksız bir seri hücumla bitmiştir. 1918’deki Müttefik Başkomutanı Foch, 1918 Ağustos’unda başlayan son büyük hücumları yaparken 1864-65 hücumlarını tekrarladığını çok iyi biliyordu.

Modern savaş mekanik güç ve elektriğin kullanımıyla tanımlanabilir. İlk dönemde bunlar demiryolları, istimbot ve telgraftı. Amerikan İç Savaşı’nda demir-yolları çok önemli bir rol oynadı. Tümenler, kolordular, hatta bazen süvari birlikleri bile trenlerle taşındı, daha önemlisi ikmalleri yapıldı. Ayrıca telgraf, haberleşmeye büyük hız kazandırdı. Bu nedenle demiryolları ve telgraf telleri savaş sırasında akıncı kollarının ilk hedeflerinden birisi oldu. Buharlı gemiler de kuzeye güç ve esneklik kazandırdı. Birçok noktaya asker çıkarıp hasımlarını zor durumda bıraktılar. Modern savaşların öncüsü Kırım Savaşı’nda bunların yeni yeni kullanıma girdiği ve harbin kaderini etkilemediği göz önüne alınırsa, “modernitenin asri imkanları”nın seferber edildiği ilk savaşın ABD İç Savaşı olduğu kabul edilmelidir.

Bu savaşa ilk modern savaş nitelemesini kazandıran bir başka husus da, sivil halkın birçok kez hedef alınması, kuşatılan kentlerde bombalanması ve savaş çaba- sının topyekun hale gelmesidir. Ayrıca, gazeteciler ve fotoğrafçılar her şeye burunlarını sokarak komutanları kızdırmıştır.

Keza, en başından 19. yüzyılın ortalarına kadar ateşli silahların hepsi ağızdan doldurulan kaval namluya sahipti. Bu savaşta yivli namlular, kundaktan doldurma mekanizmaları, seri ateşli tüfekler, revolverler ve konik mermiler kullanıma girdi. Ayrıca mayınlar, dikenli teller, el bombaları, balonlar devreye sokuldu, hatta güneyliler, kuzeylilerin eline geçtiği için kullanmaya fırsat bulamadıkları bir denizaltı bile yaptılar.

Mobil ateş gücü 9 Haziran 1864-25 Mart 1865 tarihleri arasında devam eden Petersburg kuşatması sırasında vagona monte edilerek hareket kabiliyeti kazandırılan toplar da kullanıldı.

SİLAHLAR

Ateşler serileşti, menziller uzadı

ABD İç Savaşı başladığında iki taraf da eski tip namlu ucundan dolmalı kaval tüfekler kullanıyordu. Ancak aralarında Colt ve Smith Wesson’un da bulunduğu revolverler yaygınlaşmıştı. Savaş ilerledikçe, yedi mermi atan seri ateşli Spencer gibi karabinalar kuzeyde kullanılmaya başlandı. Bunlar ilk başta daha çok süvari birliklerine dağıtıldı. Kaval piyade tüfekleri süreç içerisinde kundak tarafından doldurulan, namlusu yivli olduğu için daha uzağa nişan alınabilen, metal kovanla konik minie mermisi atan tüfeklerle değiştirildi. Bunlar seri ateşli değildi ama daha kolay doldurulup daha hızlı ateş sağlanıyor, asker tüfeği doldurmak için ayağa kalkmak zorunda kalmıyordu. Savaşın sonunda altı namlulu, dakikada 350 mermi atabilen Gatling makinelitüfeği sahneye çıktı. Taktikleri değiştirecek kadar uzun süre kullanılamadan savaş bitti. Topçuda ise yivli ve kundaktan doldurulan silahlar henüz çok yeniydi. Bu alanda esas gelişme organizasyonda oldu. Napoléon topçusu gibi piyade hattında ateş edip hücumda etkili olamıyorlardı, çünkü menzili artan piyade tüfeklerinin etkisi altına girdiler. Buna karşın savunma için giderek büyüyen ve merkezileşen büyük topçu birlikleri oluşturuldu. Bunlar piyade hattının gerisinden karşı saflara etkili ateş açabiliyor ve eğik mermi yollu obüslerin oranı artıyordu. Ayrıca balon, mayın ve el bombalarının yanı sıra, Güneylilerin çok yadırgadığı dikenli teller de siper savaşlarının öncüsüydü.

Yorktown kuşatmasında Birlik topçu bataryası, 1862

Zırh kuşanan savaş gemileri

Tarihte, tümüyle demir iki geminin ilk çatışması 9 Mart 1862 tarihinde James Nehri’nin ağzında meydana geldi. Merrimac adındaki gemiyi ele geçirip tamir eden güneyliler buna Virginia adını vermişlerdi. Kuzeyliler ise Monitor adını verdikleri gemiyi hazırladılar. 8 Mart günü Merrimac bölgede ambargo uygulaması yapan Birlik gemilerine saldırdı. Cumberland ve Congress isimli gemileri batırdı. Ertesi gün Monitor ile karşılaştı. İki gemi saatlerce çatıştılar ve sonunda ikisi de geri çekildi. Mermiler ikisini de yaralamış, ama zırhlarını delememişti. Bunu gören Avrupa donanmaları demir gemilerin inşasına geçtiler. “Monitor” ise daha çok nehir ve sığ sularda görev yapan alçak siluetli gemi tipinin genel adı oldu..

Yaralı Monitor, Virginia (Merrimac) ile kapışmasından sonra limanda.
+ yazıları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamını Oku

Son Haberler