Kapitalist ekonominin tarihsel kökenleri üzerine yaptığı çalışmalarla çığır açan Wallerstein, sistem karşıtı siyasal hareketlerin de aktif şekilde içerisinde olmuştu.

Polonya’dan önce Berlin’e daha sonra 1923’te New York’a göç eden bir ailenin çocuğu olan 1930 doğumlu Immanuel Wallerstein, 2. Dünya Savaşı’nın da etkisiyle daha o yıllarda siyasetle ilgilenmeye başladı. 1951’den 1959’a, lisansından doktoraya kadar tüm diplomalarını Columbia Üniversitesi’nden aldı. Bu yıllarda Oxford, Paris 7 Denis Diderot üniversitelerinde de ders gördü.

İlk dönemlerinde kendini “siyaset sosyologu” olarak tanımlarken, ilgi alanı Hint Yarımadası ve Afrika gibi eski kolonyal coğrafyalar ve “postkolonyalizm” idi. 20 yıl boyunca bu konular üzerine ders verip araştırmalar yaptı; bu eski koloni devletlerinin neden “geri kaldığı” üzerine kafa yordu.

Siyaset sosyolojisindeki hakim bakış açısı olan modernizasyon teorisi yerine, “geri kalmışlığın” kökenlerini bulmaya çalıştı. Wallerstein, bugün içinde yaşadığımız düzenin yani küresel kapitalist dünya-ekonomisinin kökenlerini “uzun 16. yüzyıl”da (1450-1640) tespit etti. Batı, feodal sistemin ürettiği krizden çıktıktan sonra coğrafi, sosyal ve demografik avantajlarını kullanarak süreç içerisinde geliştirdiği düzeni neredeyse tüm dünyaya yaymıştı. Tarihsel olarak biricik olan dünya-sisteminde tek bir işbölümü vardı ve bu sistem birleştirici bir politik yapıyla sınırlandırılmamıştı, çokmerkezliydi. Sistemde merkez-yarı çevre-çevre ülkeler de vardı. Andre Gunder Frank, Giovanni Arrighi, Oliver Cox, Samir Amin gibi dünya-sistemi teorisinin en büyük temsilcilerden biri olan Wallerstein, bu düşünürler arasında hayatta kalan son kişiydi. 1998’den beri sürdürdüğü web sitesinde (iwallerstein.com) 1 Temmuz’da yazdığı 500. yazısında bunun artık sonuncu paylaşımı olduğunu belirtti, ardından 31 Ağustos’ta öldü.

‘68’de Columbia Üniversitesi’nde katıldığı protestolardan sonra okuldan atılmış, sistem karşıtı hareketlerin içerisinde olmuştu. Küresel eşitsizliğin kökenleri üzerine çalışmaya devam etti; hayatını bunların ayrıntılarını ifadeye etmeye adadı.