Roma orduları 260 yılında, bugünkü Şanlıurfa civarındaki Edessa Savaşı’nda, Pers İmparatoru Şehinşah I. Şapur ve ordusu karşısında tarihinin en ağır yenilgisine uğradı. Bugün İran’ın Şiraz kenti kuzeydoğusunda, Persepolis harabeleri yakınındaki Nakş-ı Rüstem’deki devasa kaya rölyefi, bu zafer sürecini betimliyor.

Milattan sonra 2. yüz­yılda altın çağını ya­şayan Roma İmpara­torluğu, sonraki yüzyılda “ge­rileme devri” diyebileceğimiz bir döneme girdi. Tarihçile­rin “üçüncü yüzyıl krizi” adı­nı verdikleri bu dönemde Ro­ma İmparatorluğu, bir yandan içindeki yönetim sorunları, isyanlar, taht kavgaları ve hız­la yayılan Hıristiyanlık dini­nin etkisi ile sarsılırken, diğer yandan Ren ve Tuna nehirleri­nin belirlediği Avrupa sınırla­rında Gotlarla Fırat nehrinin belirlediği Asya sınırlarında da İran Sâsâni İmparatorluğu ile sürekli bir savaş hali yaşı­yordu.

Yerine geçtiği Parth İmpa­ratorluğu’nun mirasını dev­ralarak İran, Doğu Anadolu, Ortadoğu ve Orta Asya’nın bir bölümünü egemenliği altın­da tutan Sâsâniler, 3. yüzyıl­dan İslâm fetihlerinin başladı­ğı 7. yüzyıla kadar Ortadoğu ve İran’ı yönettiler ve bu coğraf­yanın bugüne kadar süregelen dil ve kültürünün kadim yapı­taşlarından birini oluşturdu­lar. Sâsâni tarihinin en güçlü krallarından birisi kabul edi­len Şehinşah I. Şapur 240-270 seneleri arasında hüküm sür­dü ve bu dönemde Roma İm­paratorluğu’na, Britanya’dan Fırat’a kadar uzanan bu büyük imparatorluğa tarihinin en bü­yük askerî yenilgisini yaşattı.

Savaş bugünkü Şanlıurfa (Edessa) ve Harran (Carrhae) şehirleri arasındaki bir yer­de 260 senesinin ilkbaharında gerçekleşti. Şapur, bir kaç yıl­dır Roma’nın doğu eyaletlerine seferler yapıyor, Roma’nın bu coğrafyadaki en önemli şehri olan Antakya’yı yağmalıyordu. Buna bir son vermek isteyen 60’lı yaşlarındaki Roma İmpa­ratoru Valerianus 70.000 kişilik ordusuyla savaş alanına geldi­ğinde, lejyonları hem Anado­lu’ya kuzeyden saldıran Gotlar­la savaşmaktan, hem de veba salgınından yıpranmıştı. Ro­malılar Sâsânilerin kendilerini kuşatmasına ve kesin yenilgiye engel olamadılar. Şapur ile ba­rış görüşmesi yapmaya çalışan İmparator Valerianus, 50.000 askeriyle birlikte esir düştü (Edessa Savaşı).

Hikayenin devamının izi­ni İran’da sürüyoruz: Valeria­nus’un öyküsü belirsiz. Kimi antik kaynaklar, İran’ın Nişa­pur kentine götürüldüğünü ve kendisine hayatının sonuna dek iyi bakıldığını yazarken; kendisinden işkence görmüş Hıristiyanlar, Şapur’un Valeria­nus’u aşağıladığını, daha sonra erimiş altın içirterek öldürttü­ğünü ve derisini yüzdürüp dol­durttuktan sonra cesedini Zer­düşt tapınağında sergilediğini anlatıyorlar.

Taşa kazınan zafer Roma İmparatoru Marcus Julius Philippus (Arap Filip), at üzerindeki mağrur Şah Şapur’un karşısında diz çökmüş. Sol arkada ise Edessa’da esir düşen İmparator Valerianus kendisini bileklerinden yakalayan Şah Şapur tarafından, bilinmeyen bilinmeyen bir geleceğe götürülüyor (üstte). Nakş-ı Rüstem’deki devasa kaya rölyefleri (altta).

Edessa Savaşı’nın en önem­li anıtı Şiraz şehrinin kuzey­doğusunda, antik Pers Akame­nid İmparatorluğu’nun şehri Persepolis harabeleri yakının­daki Nakş-ı Rüstem’de görüle­bilir. MÖ 5. yüzyılda kayalara oyulmuş Büyük Pers İmparato­ru Darius’un mezarının hemen altında, 3. yüzyılda I. Şapur’un yaptırttığı devasa kaya rölyefi bulunuyor. Bu rölyef Şapur’un Romalılara karşı zaferini anla­tıyor. Savaştan önce, 244 sene­sinde Şapur’a çok büyük para­lar ödeyerek ağır şartları olan bir barış antlaşması imzala­mış Roma İmparatoru Marcus Julius Philippus (Arap Filip), at üzerindeki mağrur Şah Şa­pur’un karşısında diz çökmüş olarak tasvir ediliyor. Sol arka­da ise Edessa’da esir düşen İm­parator Valerianus gözüküyor. Şapur kendisini bileklerinden yakalamış, bilinmeyen akıbeti­ne doğru çekiyor…