1699’da Osmanlıların imzalamak zorunda kaldığı antlaşma, Avrupa macerasında sonun başlangıcını kayıt altına alıyordu. Osmanlılar, artık Avrupa’da yeni yerler fethetmek için değil, kaybedilen toprakları geri alabilmek ya da eldeki toprakları korumak amacıyla savaşa girecekti. 

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ın yaklaşık 70 kilometre kuzeydoğusunda, Sremski Karlovci ya da bize daha aşina olan şekliyle Karlofça isminde küçük, şirin bir kasaba bulunur. İlk bakışta başkent Belgrad’ın göz alan ihtişamı ve kasabaya 15 kilometre uzaktaki Novi Sad’ın rengarenk çekiciliği arasına sıkışmış, mütevazı güzelliğini, kendi kendine yaşamayı kabullenmiş bir yerleşim duygusu uyandırır. Bununla birlikte, tarihimizin dönüm noktalarından birine evsahipliği yapar: Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kez şartları belirleyen değil, talep edilen şartlar üzerinde müzakere eden taraf olarak katıldığı 1699 Karlofça Antlaşması. 

2. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığı sadece Serdar-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın hayatına malolmakla kalmamış, aynı zamanda Osmanlıların yenilmezliği algısının da kırılmasını sağlamıştı. Takip eden yıllar boyunca Osmanlılar birden fazla cephede aynı anda savaşmak zorunda kalacak; bu mücadelenin yarattığı ekonomik sıkıntılar, iç huzursuzluklar, askerî ve lojistik yetersizliklerle gitgide daha zor bir duruma düşecekti. 

 İlk kez yuvarlak masa Osmanlı Devleti ile Avusturya Arşidüklüğü, Venedik Cumhuriyeti ve Lehistan arasında yapılan Karlofça Antlaşması, tarihte yuvarlak bir masa etrafında gerçekleştirilen ilk antlaşmaydı. 

Kanunî’nin başarı öyküleriyle büyüyen 2. Mustafa tahta geçtiği zaman, bu kötü gidişi durdurmanın tek yolunun orduyu bizzat yönetmek olduğuna karar verecek ve bu amaçla Avusturya üzerine peşpeşe üç sefer düzenleyecekti. 1697’deki üçüncü seferde, günümüzde Macaristan, Romanya ve Sırbistan sınırlarının birleştiği noktaya yakın bir konumdaki Zenta’ya kadar ilerlemeyi başaran padişah; burada taktik bir hata sonucu çok büyük bir bozguna uğrayacak ve önce Belgrad’a daha sonra da Edirne’ye dönerek, Karlofça Antlaşması’nın imzalanmasını kabul etmek zorunda kalacaktı. Bu sefer, daha sonraları Osmanlı padişahlarının ordunun başında bulunduğu son sefer olarak da kayıtlara geçecekti. 

Dört ayrı giriş Karlofça (Sremski Karlovci) kasabasında kurulmuş olan yapı, antlaşma için tarafların eşit olduğunun altını çizmek amacıyla dört ayrı girişe sahip. 

72 gün sürecek olan müzakereler için seçilen yer, Karlofça’ydı. Osmanlı heyetinin başında Reis-ül Küttab Rami Mehmed Paşa, Kutsal İttifak tarafında ise Avusturya Arşidüklüğü, Venedik Cumhuriyeti ve Lehistan temsilcileri bulunuyordu. Görüşmeler için, temsilcilerin içeriye aynı anda girmelerini sağlamak amacıyla dört ayrı girişi olan özel bir yapı kurulmuş ve içine de tarihte ilk kez, tarafların birbirinden üstün olmadığının altını çizmek amacıyla yuvarlak bir masa yerleştirilmişti. Osmanlı diplomasisinde daha önce eşi benzeri görülmemiş olan bu durum, imparatorluğun artık yeni bir döneme girdiğinin de habercisiydi. Karlofça Antlaşması’ndan sonra Osmanlılar, artık yeni yerler fethetmek için değil, kaybedilen toprakları geri alabilmek ya da eldeki toprakları korumak amacıyla savaşa girecekti. 

Daha sonraları, antlaşmanın yapıldığı tepeye bir Katolik kilisesi inşa edildi. Yapının inşaı sırasında Osmanlı heyetinin görüşmelere katılmak için kullandığı doğu yönündeki kapı, Osmanlıların bir daha Avrupa topraklarına ayak basmaması dilekleriyle beraber kapatıldı. Bu duvar ancak 2009’da, Belgrad büyükelçimizin de katıldığı bir törenle tekrar açıldı. Son şeklini 1814’te alan kilise; günümüzde “Barışın Meryemi” adıyla anılıyor ve yüzyıllar boyunca sadece geçtiği coğrafyayı değil, aynı zamanda buraya hakim olmak isteyen imparatorlukların kaderini de şekillendirmiş olan Tuna Nehri’ni huzurlu bir sessizlikle izliyor. 

Sonun başlangıcı 72 gün süren müzakerelerin sonunda imzalanan antlaşma, Osmanlı Devleti için sonun başlangıcı anlamına geliyordu.