Nasıl günümüzde bol filtreli Instagram fotoğraflarımızla, gıdımızı gizlediğimiz, sivilcelerimizi rötuşladığımız, göbeğimizi içeri çektiğimiz mayolu boy ve portre fotoğraflarımızla karşı cinsi etkilemeye çalışıyor, yani “agresif marketing stratejileri” izliyorsak, atalarımız da ikili ilişkiler konusunda bizden çok farklı davranmamışlar. Yanlış kişiyle yazışmaları falan bir kenara bırakın, arada yanlış kişiyle bile evlenebiliyor, en azından evlenmenin eşiğine gelebiliyorlar.

Bunlardan en ünlüsü, eğer yanlış hatırlamıyorsam milattan önce altıncı yüzyılda falan, daha Roma Cumhuriyeti kısa pantolonluyken (gerçi onlar da pek pantolon giymedi; toga’yla, olmadı tunikle idare ettiler) gerçekleşir. Dünyanın iki süper gücü Mısır ve Pers imparatorlukları arasında soğuk rüzgarlar esmektedir. Zaten nasıl esmesin; bildikleri dünyayı neredeyse tamamen paylaşmışlar. Paylaşacak bir şey kalmayınca aralarında gerginlik çıkması son derece doğal.

Ha ama nedir, bu dönemde de taraflar en azından savaşacak gücü bulana kadar iyi geçinmek durumunda. Zaten bir imparatorluk bazı konularda iyiyken, öbür imparatorluk başka konularda önde; dolayısıyla düşman da olsalar birbirlerine muhtaçlar.

İşte bu nedenle Pers İmparatoru II. Kiros, Mısır İmparatoru II. Amasis’ten kendisine bir göz doktoru göndermesini ister. Buradan Mısır’ın oftalmolojide devrin lideri olduğu anlaşılıyor. Tabii Kiros “Mısır doktoru göndermesin de arıza çıkartayım” demiş
de olabilir. Ne bileyim, zaten çivi yazısıyla yazıyorsun, öyle küçük puntolu bir hayat yok ve gözlüğün icadına nereden baksan iki bin yıl var. Şahsen asla “Beni antik Mısır doktorlarına emanet ediniz” falan demezdim. Ha bakın yine de sülükçüden, hacamatçıdan veya homoepat’tan iyilerdir orası ayrı.

Ben Herodot’un yalancısıyım; Amasis, Mısır’ın en iyi oftalmologlarından birini sırf Kiros arıza yapmasın diye Babil’e gönderir. Garibim doktora soran olmaz tabii: Adamcağızın Babil’e tayini çıkıyor, çoluğu çocuğu da götüremiyor, başka bir ülke başka bir eğitim sistemi falan.

Ama sonra Kiros ölünce (bizim Tomris Hatun diye bildiğimiz Saka Kraliçesi savaşta yenip öldürtüyor) bizim doktorun mecburi hizmeti II. Kambises’in hükümdarlığında da devam eder. Adamcağız da bitmek bilmeyen zorunlu hizmet sırasında bilendikçe bilenir, en sonunda çıkar II. Kambises’in karşısına “Hünkârım bu beni buraya gönderen Mısır Firavunu II. Amasis’in bir kızı var ki dünyalar güzeli” diye inceden oyma yapar. Artık kızı nasıl tarif ettiyse, II. Kambises coştukça coşar ve elçi gönderip Amasis’ten kızını ister.

E Amasis cephesinde işler karışır tabii. Kızını göndermek istemez, zira Kambises’i hiç sevmiyor ama, kalkıp adama “Seni hiç sevmiyorum Kambises, babanı da sevmezdim zaten” diyecek hâli yok. Bu da aklınca kurnazlık eder, daha önce devirdiği firavun Apries’in kızı Nitetis’i allar pullar, altınlarla ipeklerle donatır ve kendi kızıymış gibi Kambises’e yollar. Düşünecek olursanız Amasis’in yaptığı kerizlikten başka bir şey değil. Hayır yine kendi kızın yerine başkasını gönder de, koca Mısır’da tahttan indirip öldürdüğün eski firavunun kızından başka kız mı bulamadın? Zaten aklımda kaldığı kadarıyla bizim Kambises kızı görünce beğenir beğenmesine de kız hemen “Kardeş seni keklediler, ben Amasis’in değil, eski firavunun kızıyım, uyandırayım” der.

Sonunda iki ordu bugünkü Süveyş Kanalı’nın orada çarpışırlar. Mısırlılar savaş sırasında Game of Thrones’un yanında pembe dizi gibi kalacağı bir vahşetle Phanes’in geride bıraktığı çocuklarını getirir, bir kazanın başında çocukcağızları öldürüp kanlarını kazana akıtır, sonra da üzerine şarap ekleyip içerler. Ama aradan geçen 10 günün sonunda Persler savaşı kazanır, bizim Kambises de kendisini aynı zamanda firavun ilan eder.

Aklımda kaldığı kadarıyla savaşın sonucunu kedilere bağlayanlar da var. Rivayete göre Mısırlıların kedilere olan saygısını ve kedileri kutsal hayvan olarak gördüğünü bilen Persler ilerlerken yanlarına bir dolu kedi almışlar; Mısırlı askerler de bu kutsal hayvanlara zarar gelebileceği korkusuyla saldırı emrini reddetmiş. Ama neticede magazinin lideri Herodot bile bahsetmediğine göre, bu efsaneye çok da kulak asmamak yerinde olur.

Ha Mısır ondan sonra Kambises’e de yâr olmaz orası ayrı ama, 2.500 yıl öncesinde geçen bu olay bize karşı cinsi etkilemek için o filtrelere falan çok da abanmamamız gerektiğini gösteriyor diyebiliriz.