Bizim ayran gönüllü Avusturya-Macaristan Arşidükü Rudolf aynı zamanda dengesiz bir arkadaş. Sevgilisi Mary Vetsera’yla bir odaya kapanıyor, kıza bir veda mektubu yazdırıyor ve önce kızı vuruyor sonra da kendini. Yerine Franz Ferdinand geçiyor ve… Eh, gerisini biliyorsunuz zaten… Franz Ferdinand öldürülüyor ve bu 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden oluyor… Oğlana sevdiği kızı almadıkları için neler oldu görüyorsunuz. Üstelik sonrasında Almanlar ve Avusturya-Macaristan yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık. 

Veliaht Rudolf ve sevgilisinin çifte intiharı (#tarih, Nisan 2019). 

 Dünyada yaşanan süreçlerin izlerini ararken iyice geriye gitmek ve dünya tarihini adeta başlangıç koşullarına hassas bağımlılıkla açıklayarak, en ufak hadiselerin bile onlarca, yüzlerce yıl sonra gerçekleşen olaylara etki ettiği fikrine varmak, sanırım bir tarihçi hastalığı. 

Bu şekilde dedektiflik yaptığınız zaman, 2019’da İstanbul’da bir yerel seçimin sonucunu 1. Dünya Savaşı’na, 1. Dünya Savaşı’nı 1848 Devrimlerine, 1848 Devrimlerini 1789 Devrimi’ne, onu 14. Louis’ye ve Westfalya Barışı’na, Westfalya Barışı’nı Haçlı Seferleri’ne, Haçlı Seferlerini Roma’nın gerilemesine, Roma’nın gerilemesini cumhuriyetin yıkılışına, cumhuriyetin yıkılışını da milattan önce 2. yüzyıldaki bir ekonomik krize bağlayabilirsiniz. Yani en sonunda 2019’daki bir yerel seçimin sonucunun, 2200 yıl önce günümüz İtalya’sında yaşanan bir ekonomik krizden kaynaklandığını iddia edebilirsiniz. Etmezsiniz tabii, yolda bir yerlerde (bana kalırsa daha 1. Dünya Savaşı’na bile varmadan) sebep-sonuç zincirini bitirirsiniz, ama böyle bir şey var. 

1. Dünya Savaşı’nın asıl nedenlerini sıralarken pek akla gelmeyen bir hadise, aslında bahsettiğim şekilde (yani gerçek bir ruh hastası gibi) değerlendirilirse, birdenbire asıl nedenler arasında sayılabilecek bir önem kazanabilir. Nasıl mı? Mesela şöyle: 

Aklımda kaldığı kadarıyla, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliaht prensi Arşidük Rudolf, tarihin en eli kanlı krallarından Belçika Kralı 2. Leopold’un kızı Stephanie’ye görür görmez aşık oluyor ve annesinin çok istememesine rağmen babasını bu evliliğe ikna ediyor. Belçika kralı katil Leopold’un zaten canına minnet; boru mu, kızını Habsburg’lara gelin veriyor! Gerçi tarihte Habsburg’lara gelin vermeyen bir Tellioğulları bir de Seferoğulları ama, Leopold hanedanı çok genç bir hanedan. O kadar önemsiz ki, babası 1. Leopold’e yeni kurulan Yunanistan’ın krallığını bile teklif etmişler. Hatta “hepimiz güçlü devletiz, hiçbirimiz diğerinin Yunan kralı olmasını istemiyoruz; ama bu önemsiz bir adam, bunu yapalım” demişler (Sonra hem biraz daha az tehditkar olan hem de kişisel olarak Antik Yunan hayranı Bavyera kralının oğlu Otto’yu Yunanistan’a kral yaptılar biliyorsunuz. Tabii bağımsızlığını yeni kazanan Yunan halkına hiç soran yok, orası ayrı). 

Artık lokum-çikolata yapıp mı gittiler bilmiyorum; Habsburggiller Stephanie’yi ailesinden ister, ailesi de verir ama Stephanie henüz çok küçüktür ve evlilik için hazır olmadığı görülünce evlilik iki yıl ertelenir. İki yıl sonra ise artık bizim Rudolf eşeğinin hevesi mi geçmiş bilinmez, özellikle çocukları olduktan sonra çok çalkantılı bir evlilik süreci başlar. Rudolf boşanmak ister ama burada koskoca Avustruya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliaht prensinden bahsediyoruz. Papa izin verse, babası Franz Joseph izin vermez ki, vermiyor da zaten. Bizim Rudolf da teselliyi içki, uyuşturucu ve başka kadınlarda aramaya başlıyor. 

Yetmiyor, Stephanie’ye belsoğukluğu bulaştırıyor ve kızın kısır kalmasına neden oluyor. Bu arada İmparator Franz Joseph ne kadar muhafazakarsa, oğlu Rudolf de o kadar liberal bir arkadaş ve başta Bismarck olmak üzere Avrupa siyasetinin önde gelen muhafazakarları Rudolf’e uyuz oluyor. Zira Rudolf Avusturya-Macaristan’ın Almanya’yla ittifak yapmasını gereksiz buluyor ve imparatorluğun etnik yapısının sadece üçte birini oluşturan Almanların bütün önemli mevkilerin neredeyse tamamını işgal etmesine de karşı. Hatta eğer aklımda yanlış kalmadıysa, Fransa ve İngiltere’yle de daha sıcak ilişkiler kurmak niyetinde. 

Bizim ayran gönüllü Rudolf, hepsinin üzerine gidip bir de genç bir baronese, Mary Vetsera’ya âşık oluyor. Barones deyince şimdi bize çok şaşaalı geliyor ama, kendi hâlinde orta düzey bir bürokratın kızı. Tabii olay Franz Joseph’in kulağına gidince imparator küplere biniyor ve hemen ilişkiyi bitirmesini istiyor. Ama Rudolf aynı zamanda dengesiz bir arkadaş. Mary Vetsera’yla bir odaya kapanıyor, kıza bir veda mektubu yazdırıyor ve önce kızı vuruyor sonra da kendini (Bkz. #tarih, sayı: 59, Nisan 2019, Cem Akoğul’un yazısı). 

Rudolf’ün cinnetinin ardından, Franz Joseph’in başka oğlu olmadığı için veliahtlığa yeğeni Franz Ferdinand geçiyor ve… Eh, gerisini de biliyorsunuz zaten. Franz Joseph’in muhafazakar politikaları devam ediyor, imparatorluk topraklarında Rudolf yaşasa ve etkili olabilse kucaklayacağı halklar giderek radikalleşiyor ve Franz Ferdinand’ı öldürerek, hesapta 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasına neden oluyor. 

Yani en başta Franz Joseph, oğlu Rudolf’ün boşanıp sevdiği kadınla evlenmesine izin verse Avusturya-Macaristan ve Almanya bu kadar yakınlaşmayacak; 1. Dünya Savaşı çıksa bile ittifaklar bu şekilde kurulmayacak! Ama oğlana sevdiği kızı almadıkları için neler oldu görüyorsunuz. Üstelik sonrasında Almanlar ve Avusturya-Macaristan yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık.