Dünyamızda hayatı durma noktasına getiren küresel salgın, ülkemizdeki arkeolojik çalışmaları durduramadı. Bu zorlu süreçte kazı ekiplerinin en büyük güvencesi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün verdiği önemli destekler oldu. 2020’de Türk ve yabancı bilim heyetleri ile müzelerimiz tarafından yaklaşık 300 arkeolojik kazı gerçekleştirildi. Kazılarda Paleolitik Dönem’den Geç Osmanlı Dönemi’ne uzanan sürecin mağaraları, yerleşmeleri, antik kentleri, kaleleri, mezarlıkları, tümülüsleri ve kurganları araştırıldı. Anadolu ve Önasya tarihini değiştirecek nitelikte binlerce önemli kalıntı ve bulgu ortaya kondu. İşte öne çıkan kazılar ve buluntular….

 KASTAMONU – KAHİNTEPE / MÖ 13. BİNYIL

 KARADENİZ’İN EN ESKİ YERLEŞİMİ

Araç ilçesi yakınlarında bulunan Kahintepe’de Düzce Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Nurperi Ayengin’in bilimsel danışmanlığında yapılan kazılarda Karadeniz Bölgesi’nin bilinen ilk Neolitik Dönem yerleşmesi saptandı. MÖ 12 bin ile 7 bin yılları arasına tarihlendirilmesi teklif edilen yapıların dinsel amaçlı kullanılmış olduğu düşünülüyor. Karadeniz Bölgesi’nin en eski yerleşmesi ve tapınım alanı ortaya çıkmış bulunuyor. 

 KÜTAHYA – SEYİTÖMER HÖYÜĞÜ / MÖ 29. YÜZYIL

 KİLDEN YAPILMIŞ SÜVARİ

Kütahya Müzesi Başkanlığı tarafından kazılmakta olan Seyitömer Höyüğü, sıradışı bulgularıyla uzun zamandır arkeoloji dünyasının dikkatini çekiyor. 2020 dönemi çalışmaları sırasında Erken Tunç Çağı II (MÖ 2800-2400) tabakalarında bulunmuş olan kilden yapılmış bir süvari heykelciği, Önasya öntarihi için de çok önemli bir bulgu. Tek benzeri Filistin’de olduğu bilinen figürin, günümüzden 4500 yıl önceki uzun mesafeli kültürel ve dinsel ilişkileri kanıtlar nitelikte.

 KAYSERİ – KÜLTEPE (KANEŠ) / MÖ 23. YÜZYIL

 TAHTTAKİ ÇIPLAK TANRIÇA

 Anadolu’nun ilk başkentlerinden biri olan Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de (Kanes), Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu başkanlığında sürdürülen kazılarda Erken Tunç Çağı’na (MÖ 2200) ait bilinen en büyük boyutlu heykel açığa çıkarıldı. 45 cm boyundaki heykelde, süslü bir taht üzerinde oturan çıplak bir Tanrıça betimleniyor. Bu benzersiz heykel, Kültepe’ye özgü dinsel inançları yansıtan en nadide eserlerden biri olarak dikkati çekiyor. 

ZONGULDAK – TIEION (TIOS) / MÖ 7. YY 

FRİG GRAFİTİSİ

Çaycuma ilçesindeki Tieion Antik Kenti’nde Doç. Dr. Şahin Yıldırım’ın bilimsel danışmanlığında yürütülen kazı çalışmalarında dış yüzeyinde Frig alfabesi ile yazılmış grafitiler bulunan çanak-çömlek parçaları ortaya çıkarıldı. Kentin akropol bölümündeki kazılarda bulunan ve MÖ 7. yüzyıla tarihlendirilen parçalar, Frig kültürünün Karadeniz kıyılarına ulaştığını kanıtlamakla birlikte, eski Yunan kolonizasyonu sırasında Anadolu’nun kuzey kıyılarının ıssız olmadığını da gösteriyor. 

ERZURUM – ŞENKAYA / MÖ 6. YÜZYIL

PROTO TÜRKLERİN İZLERİ

Erzurum ili Şenkaya ilçesi Ormanlı Köyü’nde, bir çobanın ihbarı sonucu Erzurum Müze Müdürlüğü’nce koruma altın alınan bir stel-heykel (MÖ 6-5. yüzyıllar) keşfedildi. Elleri göğüs üzerinde bulunan ve belinde geniş bir kemer motifi olan erkek figürünün betimlendiği stel-heykelin daha erken tarihlere ait benzerleri Hakkari’de bulunmuştu. Avrasya ve Türkistan’da geleneksel olarak kullanılmış olduğu bilinen stel-heykellerin en erken örneklerinin Doğu Anadolu’da bulunmuş olması, İslâmiyet öncesi Türk tarihi (Proto Türkler) bakımından çok önemli. 

AMASYA – OLUZ HÖYÜK / MÖ 6. YÜZYIL 

FRİGLER VE DİNSEL PRATİKLER

Amasya Oluz Höyük’te Anadolu’nun tekstil tarihine ait yeni ve çok önemli kanıtlar bulundu. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şevket Dönmez başkanlığında yürütülen kazı çalışmalarında, Frig Dönemi’ne ait dinsel pratikleri gösteren yeni kanıtlara ulaşıldı. Kilden şekillendirilmiş dokuma tezgahı ağırlıkları ile boya kalıntıları yaklaşık 2500 yıllık bir tarihe işaret ediyor (Detaylı bilgi için bkz. sayfa 80). 

İZMİR – SMYRNA / 3. YÜZYIL 

TİYATRODA SATYROS KABARTMASI 

Kadifekale ile agora arasındaki yamaçta yer alan Smyrna tiyatrosunda elinde avcı sopası (lagobolon) bulunan bir Satyros kabartması ortaya çıkarıldı. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Akın Ersoy başkanlığında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında bulunan eserin tiyatro mekanında bulunmuş olması, buradaki yapıların muhteşem ve fantastik heykel ve kabartmalarla süslenmiş olduğunu ortaya koyuyor. 

AMASYA – VENK SUYU / 18. YÜZYIL 

TEODOSİUS’UN MEZARI 

Kent merkezinde yer alan Venk Suyu mevkiinde Amasya Müze Müdürü Celal Özdemir başkanlığında gerçekleştirilen kazılarda, bir rahibe ait olduğu tahmin edilen mezartaşı bulundu. 15. yüzyılda inşa edildiği düşünülen yapının girişinde açığa çıkarılan 1737 tarihli mezartaşı üzerinde, Rumca harflerle “10. Büyük Rahip Teodosius (burada yatıyor)” cümlesi yer alıyor. 

BURSA – İZNİK (NIKAIA) / 5. YÜZYIL 

ROMA’DA ÖLÜM EDEBİYATI 

İznik’te Roma Dönemi’nden kalma bir mezar kitabesi bulundu. Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Doç. Dr. Aygün Meriç’in danışmanlığında gerçekleştirilen kazılarda, Nikaia kentinin nekropolü olduğu tahmin edilen alanda bulunan mezar stelinin bir kadın tarafından eşi ve oğlu için diktirildiği anlaşıldı. Stel, o dönemki “ölüm edebiyatı”nın zenginliğine işaret ediyor. 

MARDİN – DERİK / 4. YÜZYIL 

ERKEN HIRİSTİYANLIK YAPISI 

Derik ilçesi yakınlarındaki Antik Gola yerleşim alanında Mardin Müze Müdürlüğü tarafından yapılan kazılarda çok büyük olasılıkla Süryanilerle ilişkili bazilikal planlı bir kilise ya da vaftizhane olduğu düşünülen bir kalıntı açığa çıkarıldı. 4. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olan yapının tabanı, dört mevsimin resmedildiği insan, hayvan, bitki ve haç motifleriyle süslü eşsiz kompozisyonlara ve kitabeli bir mozaikle kaplı. Güneydoğu Anadolu’daki en erken Hıristiyanlık yapılarından.