1914’ten beri krallık olmayan Nijerya’nın devrik prensinden gelen “1 milyar dolarım var ve yarısını da size vermek istiyorum; çünkü neden vermeyeyim ki” gibi maillerin dolaştığı dönemde trollemeler eğlence amaçlıydı. Bu troller zamanla siyasi odaklar tarafından gündemi etkilemek, rakiplerini kızdırmak, ilgisiz bir şeyle oyalamak ya da oltaya getirip diğer söylediklerini boşa çıkarmak amacıyla kullanılmaya başlandı.

BARIŞ UYGUR

Trol, uzak tarihte İskandinav mitolojisinin “üç harflisi” gibi bir arkadaş. 1980’ler sonu 1990’lar başında ise renkli saçlarını okşa- yınca niyeyse şans getireceği iddiasıyla ülkemizde satışa sunulan bir oyuncak. Tabii ben önce oyuncak versiyonuyla tanıştım ve fala, büyüye, şansa, kadere, talihe, kısmete inan- mayan iflah olmaz bir pozitivist olarak (o zaman pozitivist olduğumu bilmiyordum elbette, sorsanız düz metalciydim) hiç ilgilenmedim. Zaten pahalı da şeylerdi herhalde; zira o zamanlar sadece pahalı, ama çok pahalı şeyler satan Dünya Gençlik Merkezi gibi dükkanlarda satılıyorlardı. Sonra, muhtemelen şans-mans getirmediği anlaşılınca, Eminönü Yeraltı Çarşısı’na kadar düştüler, orası ayrı… Hayat böyle; şans getirici ürünü bile şans getirmediğinden emin olduk- tan sonra fakire satıyorlar.

Trol daha sonra “erken internet” döneminde internet forumlarında ya da mail zincirleriyle falan gerçekdışı bilgileri sanki gerçekmiş gibi yayıp veya Hıncal Uluç’un dijital mümessilliğini üstlenerek her konuda illa ki ortamda bulunanların fikirlerine zıt şeyler söyleyip insanları korkutarak, heyecanlandırarak, kızdırarak galeyana getirip bununla eğlenenlere denmeye başladı.

İlk trolleme örneklerinden “Prens olduğunu söyleyerek yardım isteme” dümeni, Selçuk Erdem’in çizgisinden .

Eskiden posta kutularında bulduğumuz, başında okunmaya değmez zırvalar ve sonunda “Bu mektubu yedi kişiye daha göndermezsen lanet üstüne ola, anan öle Cemil, baban öle Cemil, yetim kalasın Cemil. Ha, efendi gibi yedi kişiye gönderirsen Allah tuttuğunu altın edecek, b..unda boncuk çıkacak, bozdurup bozdurup harcayacaksın Cemil” yazan mektupların yerini, “Bill Gates servetini dağıtıyor! Bu mail’i listendeki herkese gönder, sana da üç-beş ateşlesin” mailleri aldı. Bir yere kadar manalı tabii; zira muhtemelen bu mail’ler sağa sola gönderildikçe ilk yazanın elinde dev bir e-mail adresi listesi birikiyordu falan…

1914’ten beri krallık olmayan Nijerya’nın devrik prensinden gelen “1 milyar dolarım var ve yarısını da size vermek istiyorum; çünkü neden vermeyeyim ki? Devrik prens olmak tam da bunu gerektirir” içerikli mailler döneminde artık doğrudan eğlence amaçlı trollemeler başladı. Mesela askerdeyken bir albaydan “Türkiye’nin aslan armudu üretiminde dünya lideri olduğunu ve bunda bulunan bir maddenin bel fıtığından kansere, veremden dizanteriye, zeka geriliğinden epilepsiye her tür melanete çok iyi gelip şıp diye kestiğini, ama tabii ilaç şirketlerinin bu gerçeği gizlemek için neler neler yaptığını” dinledim. Kaynağı elbette internetti.

Tabii bu troller zamanla siyasi odaklar tarafından gündemi etkilemek, rakiplerini kızdırmak, ilgisiz bir şeyle oyalamak ya da oltaya getirip diğer söylediklerini boşa çıkarmak amacıyla kullanılmaya başlandı. Bu tabii “Zonguldakspor, logosunu kullandığı için Pink Floyd’a telif davası açmış”, “Jack Nicholson gizlice Beyoğlu’na gelmiş, Bristol Otel’de kalıyormuş”, “George Clooney, Ayhan Işık’ın gayrimeşru oğluymuş” gibi görece zararsız trollemelerden çok daha vahim sonuçlara yolaçar oldu.

Olta üstatları: Döneminin Elon Musk’ı Henry Ford, 19. Yüzyılda Yahudilere atfedilen Siyon Liderlerinin Protokolleri’ni kendi parasıyla bastırdı ve dağıttı.

İftira olduğu ispatlansa da “Siyon Liderlerinin Protokolleri” halen basılıyor.

Ama elbette dünya tarihinde bu tip yıkıcı, saldırgan trollüğün internet öncesinde de örnekleri var. Bunların en korkunçlarından biri de, 19. yüzyılda bir takım ırkçıların kaleme alıp Siyon Liderlerinin Protokolleri başlığıyla yayımladığı, tamamen uydurma ve Yahudilere atfedilen bir “dünyayı gizlice ele geçirme planı”. Yanılmıyorsam 1905’te Rusya’da yayımlanmasından çok kısa bir süre sonra tamamen fabrikasyon ürünü bir yalan ve bazı mizah, edebiyat ve felsefe metinlerinin uyarlaması olduğunun ispatlanmasına rağmen yayılmaya devam etti. Eğer aklımda yanlış kalmadıysa, metnin başka eserlerin, başka bağlamda yazılmış metinlerinden tornistanla üretildiğini ortaya koyan da Times gazetesinin İstanbul muhabiri hatta.

Ancak bunun yalan olduğu ispatlandığı hâlde, dönemin Elon Musk’ı Henry Ford İngilizce çevirisini kendi parasıyla yüzbinlerce basıp dağıttı; Naziler okullarda ders kitabı olarak okuttu ve bu iftirayla daha da büyüyen anti-semitizm milyonlarca insanın hayatına mâloldu. Daha acısı şu ki, bu tamamen iftira olduğu 100 yıl önce ispatlanan metin, bugün ülkemizin pek kıymetli bazı yayınevleri tarafından hâlâ gerçek bir metinmiş gibi basılıyor, dağıtılıyor ve kitap satış sitelerinde “İnanılmaz bir kitap, şimdi aydınlandım” yazan yorumlar eşliğinde satılıyor. Ortadoğu diktatörleri kitaptan alıntı yaparak nefret saçıyor; içlerinde bir nefret büyütmeye ihtiyaç duyan insanlar kitabı okuyarak düşmanlıklarını bilemeye devam ediyor. Yani her trolleme, Orson Welles’in aşırı gerçekçi radyo oyunu “Dünyaların Savaşı” (War of the Worlds) yüzünden insanların Marslı istilası başladı zannetmesi gibi eğlenceli sonuçlara yolaçmıyor.