16. yüzyıla damgasını vuran Sultan Süleyman, Osmanlı başkentinin dokusunu da değiştirdi. Mimar Sinan gibi bir büyük ustanın öncülük ettiği mimarlık ve sanat hamlesi sırasında, 19 ayrı yapı tipinde 596 eser ortaya kondu! İznik çinilerinin, Uşak halılarının, hat sanatının, revzen/vitray sanatının, kündekarinin en parlak örnekleri bu dönemde üretildi.

Kanunî’nin tahtta kaldığı 45 yıl boyunca İstanbul inanılmaz bir değişim ve gelişim yaşamıştır. İmparatorluğun siyasi, askerî, ekonomik alanda zirvede olduğu bu yarım yüzyıl, Osmanlı sanatı ve mimarisinin de altın çağıdır. 

Edebiyatta, sanatın her dalında, mimarideki bu gelişme, 2. Selim ve 3. Murat döneminde de devam etmiştir. Kanunî dönemi sonraki yıllarda da her bakımdan özlenen ve taklit edilen dönem olmuştur. Tanzimattan sonra bu süreç daha da güçlenmiş, Osmanlı Neoklasiği denen mimari akımda “klasik dönem” model alınmıştır. 

İ. Aydın Yüksel’in hazırladığı Osmanlı Mimarisinde Kanuni Sultan Süleyman Devri isimli kitapta İstanbul içerisinde 19 ayrı yapı tipinde (cami, mescit, medrese, mektep, darülkurra, darülhadis, darüşşifa, tabhane, türbe, han-kervansaray, hamam, tekke, zaviye, imaret, çeşme, köprü, su kemeri, saray vb.) 596 eser tespit edilmiştir! 

Adını yaşatan cami Süleymaniye Camii’nin avlusu. 28 revakın çevrelediği avlunun ortasında dikdörtgen şeklinde bir şadırvan bulunuyor.

Kanunî önce, babası Yavuz Selim’in külliyesini tamamlar. Bu selatin külliye aynı zamanda Kanunî’nin anne ve babasının kardeşlerinin türbelerini de barındıran bir merkezdir. Padişah daha sonra çok sevdiği şehzadesi Mehmet’in beklenmedik ölümü karşısında onun hatırasını yaşatacak Şehzade Mehmet Camii ve külliyesini inşa ettirdi (Gülru Necipoğlu bu eseri Kanunî ve Hürrem’in evlatları için bir yaptırdıkları bir yas anıtı olarak değerlendirir). Bu inşaat sırasında sultan biricik kızı Mihrimah için Üsküdar sahilinde bir külliye inşa ettirir. Bir diğer evladı Cihangir için 1560 dolaylarında bugün adını verdiği semtte bulunan küçük yapıyı inşa ettirir (Diğer iki kardeşin külliyeleri yanında Cihangir’in yapıları her türlü iddiadan uzak tek kubbeli, tek minareli sıradan bir yapıdır. Cihangir kardeşlerinin seviyesine ancak 19. yüzyılda yapılan yenilemelerde çifte minare ile kısmen ulaşabilmiştir). 

Sultan ancak 1550-1557 arasında kendi adını taşıyacak dev külliyesini inşa ettirir. Osmanlı döneminin en büyük vakfına sahip olan külliye, Fatih külliyesinden sonra ikinci büyük yapı topluluğudur. Daha sonra eşi Hürrem Sultan için Haseki adlı külliyeyi inşa ettirir. Camisi tek kubbeli ve tek minareli gayet mütevazı bir yapıdır. 

Bunların yanısıra sadrazamların ve vezirlerin külliyeleri de dikkat çekicidir. Piri Mehmet Paşa, Makbul İbrahim Paşa, Ayas Mehmet Paşa, Rüstem Paşa, Kara Ahmet Paşa, Sokollu Mehmet Paşa… 

Büyük değişim ve dönüşümün en önemli ismi şüphesiz Mimar Sinan’dır. Sinan, bütün büyük inşaat projelerinde vardır. En önemli eserlerini Kanunî ve ailesi için hazırlamıştır. Bu dönem İznik çinilerinin, Uşak halılarının, hat sanatının, revzen/vitray sanatının, kündekarinin en parlak örneklerin üretildiği bir çağdır. Kanunî kendi dönemini, dünya tarihinin en etkileyici sanat ortamlarından biri haline getirmeyi başarmıştır.