1921’de Dünya Satranç Şampiyonu olan Kübalı Jose Raul Capablanca y Graupera’nın henüz 4 yaşındayken babasını yenmesi bir efsane olarak anlatılır. Ancak sonrasında yaşananlar ve oynadığı partiler, bu büyük şampiyonun dehasını somut şekilde kanıtlıyor. Satranç tarihinin gelmiş geçmiş belki de en yüksek kabiliyetini GM Suat Atalık anlatıyor, yorumluyor. 

8 Mart 1942, üçüncü Dünya Satranç Şampiyonu Capablanca’nın ölüm tarihidir. Geriye doğru dönüp şöyle bir baktığımızda 2. Dünya Savaşı öncesinin satrançta en popüler isminin Capablanca olduğunu görmekteyiz. Bunun temel sebepleri, Capa’nın ilk çocuk kabiliyet oluşu, satranç dışında da devrin salon erkeği tiplemesini en iyi biçimde temsil edişi ve çok az oyun kaybetmesidir. Sonuncusu bana pek olumlu bir yaklaşım olarak gelmese de, amatörlerin gözünde turnuvaları namağlup bitirmek her zaman için çok önemli olmuştur. Capablanca isminin temsil ettiği “Akbaş”(Cap=Baş ,Blanco=Beyaz) ile gerçekten yaşamının her döneminde satrancın yüzakı olarak görülmüş ve halkın sevgilisi olmuştur. 

Satranç dehası bir centilmen Satrancın en popüler isimlerinden Capablanca sadece usta bir oyuncu değil, aynı zamanda devrin salon erkeği tiplemesini de en iyi temsil eden centilmenlerdendi. 

Jose Raul Capablanca y Graupera, 19 Kasım 1988’de Küba’nın başkenti Havana’da doğdu. Zabit olan babası vasıtasıyla satrançla tanıştı. Devrin tanımlaması gereği satranç bir asker oyunu olarak da görüldüğünden, küçük Capa’nın babası evde zaman zaman misafirleriyle satranç oynamaktaydı. Yaşam öyküsünde -biraz da şehir efsanelerini kıskandıracak şekilde belirtildiği üzere- arkadaşıyla oynadığı bir oyunu kazanan babasına, misafirleri gittikten sonra küçük Jose Raul, oyunu aslında “imkansız hamle” yaparak kazanmış olduğunu belirtir. Dört yaşındaki oğlunun satrancın kurallarını bile bildiğinden bihaber baba, oyunun tüm safhalarının Jose Raul tarafından kendisine gösterilip, figürlerden birinin oyun kurallarına uygun olmayan şekilde gidemeyeceği bir kareye oynanmış olduğu belirtildiğinde, oğluna oynamayı teklif eder. Dört yaşında, aslında fazla bir satranç bilgisine sahip olmayan Capablanca babasını yendiğinde, Küba satranç camiasının gözbebeği olacağı kesinleşir. 1890’larda satranç oynayabilen Dört yaşında bir çocuk akılları durdurur. Fakat doktorların, satranç gibi bir aktivitenin o devirde bu yaşta bir çocuğa ağır geleceği gerekçesiyle buna engel olması dikkati çekicidir. Günümüzde ticari yönüyle çocuk satrancı revaçta olsa da, her yönüyle deha olduğu doktorlarca anlaşılan Capa’nın henüz o devirde doktorlar tarafından uyarılması şaşırtıcı değil.

1901’de Küba’nın en iyi oyuncusu Corzo’yu 13 yaşındayken ikili maçta zor da olsa 7-6 yenen Capa, Küba şampiyonu unvanını alır. Bunu, devrin şartları gereği bu kez eğitimle ilgili verilen uzun bir ara izler. Yarım bırakacak olsa da Harvard’daki eğitimi Capablanca’yı ilerde yaşamının geçeceği üçgenin ikinci kenarı olan New York’a taşır. Rice’ın patronluğunda devrin satranç merkezlerinden biri olan Manhattan Satranç Kulübü, Capa’nın uğrak yeri haline gelmiştir. Zamanın şartları gereği düzenlenmesi kaçınılmaz olan Marshall-Capablanca maçı, Amerika kıtasının en iyisini ortaya çıkarır. Karşılaşmayı 15-8 gibi büyük bir farkla kazanan Capablanca, dünya satrancına yeni bir soluk getirecek isim olarak kabul görür.

Avrupa ve Amerika her dönemde birbirinden kopuk olmuştur. Her iki tarafı da kendi haber ve değerleri ilgilendirirken, devrin en iyi satrançcılarını biraraya getirmek üzere 1911 San Sebastian Turnuvası düzenlenir. Turnuvadaki daha tecrübeli meslektaşları sadece Marshall maçının neticesinin genç Kübalı’yı bu noktaya getirmemesi gerektiğini düşünseler de, Capa 9,5/14 puan alarak Rubinstein ve Vidmar’ın önünde birinci olur. Bunu, 1. Dünya Savaşı öncesi Çarlık Rusya’sında 2. Nikolay himayesinde yapılan Sankt Peterburg turnuvası izler. Ön turnuvayı 8/10 ile kazanan Capa’yı final turnuvasında Dünya Şampiyonu Lasker beklemektedir. Aradaki 1,5 puan farkı kapataran Dünya Şampiyonu Lasker, Sankt Peterburg’un birincisi olur. İkinci Capablanca, üçüncü Alekhin’dir (o zamanki adıyla Alyohin). 

Savaş esnasında birçok Avrupalı usta hem turnuva oynama oynama fırsatı bulamaz hem de servetlerini kaybederken, Capa, New York’da yapılan tüm turnuvaları kazanmaya başlar. Tüm bu şartlar 1921’de Havana’da yapılacak Lasker-Capablanca Dünya Satranç Şampiyonluğu unvan maçının altyapısını oluşturur. 

Formunun zirvesi’nde üstelik kendi memleketinde oynayan Capablanca, o devirde yönetimlerin çok sık değiştiği Küba’nın tam desteğini almıştır. Diğer tarafta belki oyunculuk meziyetleri daha fazla olan ama hem mali açıdan kendini bu karşılaşmaya çıkmak zorunda hisseden hem de uzun süredir oynamamış, isteksiz bir Lasker vardır. Havana, Capablanca’ya da ilham kaynağı olan Steinitz-Çigorin maçlarına sahne olmuş olsa da, iklimine alışılması açısından Lasker için zordur. Lasker’in satranca olan iştahını yitirmiş olduğu bu dönemde, Capablanca maçı 9-5 (+4=10) alır ve dünya şampiyonu ünvanını kazanır. 

Dünya şampiyonu olmanın zorluğu, diğer başarılar sonrası elde edileceklere benzemez! Capablanca’nın ulaştığı doyum onun en önemli düşmanıdır. Unvanın hemen akabinde kazandığı Londra 1922 Turnuvası esnasında kalburüstü oyuncuları biraraya toplayan Capa, son derece ağır maddi şartlar içeren unvan maçı şartlarını açıklar. Devrin dünya şampiyonası maçları, şampiyona meydan okuyan oyuncunun, maç için gerekli bütçeyi oluşturması şartı üzerine kuruludur. 

Capablanca’nın dünyaya satranç oynamak üzere indirilmiş bir makine olduğu düşünülmektedir. Ancak Rus usta Alekhine, Capablanca’nın oyununun en güçlü yanı olduğuna inanılan oyunsonunda yaptığı hatalar neticesinde beraberliği zor kurtardığında, Kübalının da hata yaptığını görür. Satranç hakkında yaptığı tek çalışmanın “1000’e yakın Kale finalini incelediği” olduğu ne derece doğrudur bilinmez ama, zayıf yönlerini kapatmaya başlayan Alekhine bu noktada dünya şampiyonu olabileceğine inanmaya başlar. 

Ustaların çarpışması Capablanca, 1913’teki ünvan maçında Rus şampiyon Alekhine (solda) karşı. 

Bu arada Küba’nın istikrarsızlığı ve çatırdayan ilk evliliği Capablanca’nın yaşam tarzını da etkilemeye başlar. Bir tarafta Küba diplomasisinin en tanınmış yüzü bir playboy, diğer tarafta üzerindeki büyük baskıyla uykusuzluk ve sağlık sorunlarına yol açacak bir yaşam tarzı. Günümüzün ünlüleri sinema aktristleri ve modellerle aynı kefeye koyacağımız o devrin opera ve tiyatro sanatçılarıyla ilişkileri Capablanca’ya günü yaşatsa da, devrin en iyi altı oyuncusuyla yapılan 1927 New York Turnuvası, dünya şampiyonu olarak kazandığı son büyük turnuva olur: 20 oyunda 14 puan. Bu turnuvada11,5 puan alarak ikinci olan Alekhine ise sonraki randevuya hazırdır. Arjantin’de yapılan unvan maçını 18-15 kaybeden Capablanca dünya şampiyonluğuna veda eder. 

Berlin ve Budapeşte 1928, Ramsgate, Barcelona ve Budapeşte 1929 turnuvaları, artık dünyanın 2 Numarası sayılan Capa’nın güçten düşmediğini teyit eder ama, dünyanın beklediği rövanş maçı bir türlü gelmez. Capablanca’nın kendi koymuş olduğu “Londra Kuralları”nı ona karşı uygulayan Alekhine’nin istediği unvan maçı bütçesini bir türlü denkleştiremeyen Kübalı, bu dönemde birçok sorunla uğraşmaktadır: A.B.D’deki Büyük Buhran, kronik yüksek tansiyon, Olga Çagodayeva ile 1934’de başlayan ilişkisini evlilikle noktalaması! 

Capablanca bu dönemde Satrancın Esasları’nı kaleme aldır. Her seviyede satrançcıya hitap eden bu kitap Türkçe’ye de çevrilen ilk satranç kitabı olma özelliğini taşımaktadır. Capablanca, Moskova 1936’yı Botvinnik’in önünde kazanırken, ikili aynı yıl Nottingham’da da birinciliği paylaşırlar. Botvinnik, Keres, Reshevsky, Flohr ve hatta Eliskases, Alekhine ve dolayısıyla Capa’nın son döneminde dünya şampiyonluğu maçı yapmaya aday olan genç neslin temsilcileridir. Alekhine’in 1929 ve 1934’de Bogoljubow’la yaptığı unvan maçları teknik açıdan çok üst düzeyde olsa da ilgi toplamazken, 1935’de unvanı alıp 1937’de Alekhine’ye geri veren Euwe de bir etki yaratamaz.1938’de dört ayrı Hollanda şehrinde düzenlenen AVRO Turnuvası, kültürel bir aktiviteden gitgide spora dönüşen satrancın zirvesindeki durumu da özetler: 1-2. Keres ve Fine/14 oyunda 8,5 puan; 3. Botvinnik/ 7,5 puan; 4-6. Euwe, Reshevsky ve Alekhine 7 puan; 7. Capablanca 6 puan; 8. Flohr 4,5 puan. 

2. Dünya Savaşı kapıdayken 51 yaşındaki Capablanca’nın son yarışması, ülkesi Küba’yı Buenos Aires 1939 Olimpiyatları’nda 1. masalarda temsil edişiydi. 11 oyunda 8,5 puan alan Capablanca satranca veda eder. 1942 Mart’ında sıklıkla uğradığı Manhattan Satranç Kulübü’nde geçirdiği beyin kanamasıyla hayata gözlerini yuman Capa için en güzel sözü belki de Lasker söylemiştir: ‘Yaşamım boyunca birçok iyi satranççı gördüm ama sadece bir dahi tanıdım: Capablanca !’

Bir an için bile konsantrasyonunu kaybetmemek

İngiliz GM Tony Miles’ın ardından ikinci olduğum 1999 Capablanca Anı Turnuvası’nda ilk evliliğinden olan oğluyla tanışma fırsatı da bulduğum Capablanca’nın beni en etkileyen oyunu:

Jose Raul Capablanca-Aleksandr Aleksandroviç Alekhine,Buenos Aires (m/29. Oyun)1927,

Kabul Edilmeyen Vezir Gambiti, Cambridge-Springs Varyantı

1.d4 d5 2.c4 e6 3.Ac3 Af6 4.Fg5 Abd7 5.e3 (5.cd5 ed5 oyunu Karlsbad Yapısına sokarken,6.Ad5?? Ad5 7.Fd8 Fb4 neticede taş kazanır.) c6 6.Af3 Va5 7.Ad2 Fb4 8.Vc2 dc4?! (Fil çiftini elde etmesine rağmen gerilimi bozmak için erken, 8…Fb4 9.Fe2 c5 10.Ff4!? GM Suat Atalık-GM Alexey Dreev,Kragujevac 2015.) 9.Ff6 Af6 10.Ac4 Vc7 11.a3 Fe7 12.g3 0-0 (12…c5 13.Fg2 Fd7 14.Ae5! cd4 15.ed4 ve Beyaz iyidir.) 13.Fg2 Fd7 14.b4 b6 15.0-0 a5 (15…Kac8 16.Kfc1! Kfd8 17.Kab1 Fe8 18.Ae4 Ad5 19.Ae5 Kasparov-Averbah, Kislovodsk 1982 partisinde Beyaza üstünlük sağlamıştır.) Siyahların fikri 15.ba5?! b5! ama…) 

16.Ae5! ab4 17.ab4 Ka1 18.Ka1 Kc8 (18…Fb4 19.Ab5! eri iyi şartlarda geri alır.) 19.Ad7 Vd7 20.Aa4! Vd8 21.Vb3 Ad5 (21…b5 22.Ac5) 22.b5! cb5 23.Vb5 Beyazın üstünlüğü sabit fakat 23…Ac3 24.Ac3 Kc3 25.Ka6 Kc1 26.Ff1 varyantında b6 erinin düşecek oluşu Alekhine’yi fazlasıyla rahatsız ediyor.) 

23…Ka8?! 24.Kc1 Ka5 25.Vc6 Fa3 26.Kb1 Ff8 (26…b5 27.Ac5 kötüdür.) 27.Fd5 Kd5 28.Ab6 Kd6 29.Vb7 (Beyaz bir er kazandı ama erlerin tek kanada dağılımı teknik açıdan zorluk çıkarıyor.) h5 30.Ac4 Kd7 31.Ve4 Kc7 32.Ae5 Kc8 33.Şg2 Fd6 34.Ka1 Kb7 35.Ad3 (35.Af3!?) g6 36.Ka6 Ff8 37.Kc6 Kc7 38.Kc7 Vc7 (Vezir+At ikilisi genelde Vezir+Fil’e göre işbirliğinde daha başarılıdır. Ayrıca konumumuzda Beyaz bir de er üstün; fakat belirsizlik anında Capablanca’nın çetin savunma karşısında yanlış kararlar da verebildiğini savunan Alekhine’yi oyunun devamı haklı çıkarıyor.) 

39.Ae5 Fg7 40.Va8 Şh7 41.Af3 Ff6 42.Va6 Şg7 43.Vd3 Vb7 44.e4 Vc6 45.h3!? (Capa d5 sürmekte acele etmiyor.) Vc7 46.d5 ed5 47.ed5 Vc3! (Erler tek kanatta olsa bile Fil’in daha iyi hafif taş olduğunu unutmayalım. Beyazın Vezirleri oyunda tutması pratikte daha fazla kazanç şansı verirdi.)

48.Vc3?! Fc3 49.Şf1 Şf6 50.Şe2 Fb4! 51.Ad4 Fc5 52.Ac6 Şf5 53.Şf3 Şf6 54.g4 (54.h4 Şf5=) hg4 55.hg4 (Herkes satrancı değişik bir biçimde tarif ederken Yugoslav GM Gligoriç ‘Satranç %100 konsantrasyona dayanır’ demiştir. Dikkatini bir an için kaybeden Alekhine taktik bir olasılığa yenik düşüyor.) 

55…Şg5? (55…Fb6! statükoyu korurdu.) 56.Ae5! Fd4 (56…f5 57.d6 ve 56…f6 57.Af7 sonrası d6 Alekhine’nin hatasının yolaçmış olduğu taktik imkanlar.) 57.Af7 Şf6 58.Ad8! (58.Ad6? Şe5 59.Ab5 Fc5 60.d6 Şe6 61.g5 Fb6 62.Şg3 Fc5 63.f4 Fd6! 64.Ad6 Şd6 65.Şf3 Şd7! 66.Şe4 Şe6 opozisyonu kazanıp beraberlik sağlar.) Fb6 59.Ac6 Fc5 60.Şf4! Ff2 61.g5 Şf7 62.Ae5 Şe7 (Siyah Şah, Beyaz geçere yakın kalmak zorunda 62…Şg7 63.d6 kazanır.) 63.Ag6 Şd6 64.Şe4 Fg3 65.Af4 Şe7 66.Şe5 Fe1 67.d6 Şd7 68.g6 Fb4 69.Şd5 Şe8 (69…Fd6 70 g7 Vezir çıkar.) 70.d7! Siyah terk eder. 1-0