Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

SONRADAN GÖRME, ÖZÜNDEN DÖNME

Tarih boyunca, iktidarı elinde bulunduranların, kendilerini daha “yüksek-yüce”, daha “rafine” addetmeleri, görgü ve davranış kurallarını biçimlemiş. Ülkemizde de her devirde, bir önceki mal-mülk-iktidar-para sahiplerinin “sonradan görme” dedikleri yeni gelenleri hor görmesi; hor görülenlerin de en fazla 1-2 kuşak sonra yeni zenginleşenleri “sonradan görme” ilan etmesi; coğrafyamızdaki nadir “devamlılık”lardan biridir.

Türkiye ve dünya coğrafyası, bilinen tarihte birbiriyle farklı-aynı nice “yer”leşime sahne olmuş. Hareket hâlindeki topluluklar kimi zaman “oturmuş”, kimi zaman tekrar yerinden kalkmış; bu zaman zarfında durdukları veya gittikleri yerlerin tarihini de kendi bildikleri, daha doğrusu geleceğe kalmasını istedikleri gibi yazmış. Sonuçta dünya kimseye kalmamış ama, insan türü “cehennem”i dünyaya taşımış; kendini beğenmişliğiyle hem diğer canlıları hem türdeşlerini ateşe atmış; bugünkü “iklim krizi”ne kadar varan bir “medeniyet yaratmış”.

Geçen sene başında çıkan 89. sayımızın kapak konusu “Adab-ı muaşaret kuralları” idi. O dosyanın sunuşunda, “iktidarı ve gücü elinde bulunduranların, kendileri ve etraflarını daha ‘yüksek-yüce’, daha ‘bilgili-kültürlü’, daha ‘rafine’ hatta ‘ilahi’ addetmeleri, tarihlerini bu şekilde tanzim etmeleri de, görgü ve davranış kurallarını biçimlemiş. Örf, âdet, yol, yordam, şekil, tarz gibi kategoriler; tarihin her döneminde hâkim-yönetici zümreler, sınıflar tarafından gerek dinî gerekse etik kodlar, yasalar hâline getirilmiş. ‘Başların’, ‘ayak takımı’nın gündelik hareketlerine ‘ayar vermesi’, onların da haddini hududunu bilmesi, ancak bu sayede mümkün olabilmiş!” demiştik.

Gerçekten de bugün kullandığımız “sonradan görme” terimi, hepimizin bildiği gibi, her dönemde iktidar sahiplerinin, yönetici zümrelerin kendilerini “farklı” saymalarının bir türevi. Ancak bu durum, modern zamanlarda “halk” olarak ifade edilen çoğunluk arasından çıkıp “halk”ın üzerinde bir iktidar kuran ama bir taraftan da “halkçılık yapan” yeni seçkinleri de kapsıyor şüphesiz.

Fransızca ve İngilizcede 18. yüzyıl sonlarından itibaren “parvenu” (sonradan gelme) kelimesiyle bilinen; maddi olarak ilk durumunun çok üzerinde bir servet elde eden; ancak bu yeni konumun gerektirdiği coğrafi, ailevi, kültürel ve ahlaki devamlılığa sahip bulunmadığı için, elde ettiği parayla bunları sağlamaya çalışan kişiye Türkçede “sonradan görme” diyoruz. “Sonradan görmemek”, yani çok daha eskiden beri “görmüş” olmak için ilk şart şüphesiz coğrafya. Yani ancak epey bir zamandır, kuşaklar boyunca aynı coğrafyada, aynı ülkede, mekanda oturmuş-bulunmuş olmaktan bahsediyoruz. Halbuki dünyanın pek çok yerinde “öteden beri” aynı coğrafyada hüküm sürmüş halklar bulunmadığı gibi, Anadolu coğrafyası da sayısız medeniyete evsahipliği yapmış (bkz. sayfa: 68; Prof. Dr. Şevket Dönmez’in “Anadolu’nın ilk halkları, medeniyetin ilk anahtarları” yazısı). Türkler de sonradan geldikleri bu coğrafyada (ve ötesinde) önce yayılmış, sonra büzüşmüş, en sonunda ise İstiklal Harbi’yle birlikte tekrar tutunmuş.

Ülkemizde de her devirde, bir önceki mal-mülk-iktidar-para sahiplerinin “sonradan görme” dedikleri yeni gelenleri hor görmesi; hor görülenlerin de en fazla 1-2 kuşak sonra yeni zenginleşenleri “sonradan görme” ilan etmesi; coğrafyamızdaki nadir “devamlılık”lardan biridir. “Ne oldum delisi” olmak durumu özellikle son 30 yıldır sadece para-pul-iktidar üçgeniyle sınırlı kalmamış; bunların yanına bir de “ego” sahibi olmak eklenmiştir. Ahlaki kriterlerden ziyade inanç alanındaki zorlama çatışmalardan beslenen; “ben var ya ben” yaklaşımını özellikle sosyal medya üzerinden dillendiren bu yaklaşımlar artık günlük hayatın “normal” sayılan özelliklerinden olmuştur.

Coğrafyanın, çevrenin, doğal ve sosyal dokunun orijinal haliyle korunması; sadece ana-babanın değil, büyük dedelerin-ninelerin geriye gidebildiği kadar bilinmesi-kaydedilmesi; yapılan haksızlıklarla, “unutturma” faaliyetleriyle mücadele edilmesi; varolan aktüel-siyasi dalgalara, hakim görüşlere uymayan tarihi hadiselerin belgelenmesi; bugünü mutlak, Gürsel Göncü

Eylül sayısı tüm Türkiye’de bayide ve web sitemizde!

Devamını Oku

Son Haberler