Kaos, karmaşa, maddi sıkıntılar arasında kendine bir yol bulmaya çalışan insanlarımız, yeni bir yıla eski dertlerin ağırlığı ve yeni umutların arayışı içinde giriyor. Yeni umutlar sadece tarihten çıkar; ama onları işleyip hayata kazandıran ancak genç nesillerdir. Yaşlı kuşaklar, eski hataların ve günahların bedellerini ödemeden onları genç kuşaklara transfer ederse, kırılan kollar yen içinde kalırsa; toplum akut bir hastalık içinde kavrulur durur.

Kısa vadeli, vitamin destekli, günü-görüntüyü kurtarıcı operasyonlar dahi, bugün artık ülkemizde zorlukla yapılabilmektedir. Günlük hayatın, iş hayatının, siyasal-sosyal hayatın devamı için gereken asgari donanım bile nadir kişide kalmıştır. Liyakat artık neredeyse unutulan bir değer olmuş; “her konudan her sorundan her işten anlayan” ve çeşitli iletişim kanallarında “zar-zar konuşan”; cep telefonunun tuşlarını “tık-tıklayarak” engin fikirlerini beyan eden bir insan türü hâkim tür hâline gelmiştir. Hâl böyle olunca, sayıları giderek azalan uzman kişiler de “problemli-takıntılı” sıfatlarıyla tanımlanmaya ve kenara-köşeye iteklenmeye, değersizleştirilmeye başlanır. Öyle ya; böyle insanların varlığı, hiçbir konuda yetkinliği bulunmayanları fena hâlde rahatsız eder.

Bu genel ölçüsüzlük durumu, özellikle ülkemizde herhangi bir ölçü biriminin, üzerinde anlaşılan kod ve kuralların artık bulunmayışından kaynaklanır. Bütün bunlardan daha elim ve vahim olan ise, her türlü politik, dinî, gündelik yaklaşımın veya inancın ötesinde, Türk toplumunda adalet ve ahlak alanında derin bir çöküntü yaşandığı gerçeğidir. Dipleri kapkara tencerelerini birbirleriyle tokuşturanlar, gelecek nesiller için sağlıklı bir yemek yapamaz. Kendi evini, bedenini temiz tutmayan insan; sokağın, mahallenin, şehrin, ülkenin geleceğiyle ilgili ancak ahkam kesebilir. “Yazı yazdı, demeç verdi, konuştu” diye insanları hapse tıkan zihniyet; çocuğa-kadına tecavüz edildiğinde bile failleri görmezden gelmeye, bunları cezasızlandırmaya başlar.

Ülkemizin her türlü siyasi-dinî-ideolojik yaklaşımı bir kenara koyarak, adalet ve ahlak alanında acil bir hesaplaşma ve reform yapmaya ihtiyacı vardır. Yeni nesiller üzerine koyduğumuz ipotekleri, ancak önceki kuşakların hata ve günahlarıyla serpilen ve bizleri de kıskacına alan kepazelikleri kabul ve açık ederek kaldırabiliriz.

Bu coğrafyanın, bu milletin insanları, analarımız-atalarımız, şu anda yaşadığımız dönemle kıyas kabul etmeyecek zorlukları ahlak ve hakkaniyet/adalet temelinde göğüslemiş insanlardı. Bizler de yapabiliriz. Yılbaşı ve yeni yıl temizliği ve yeni bir sayfa için… Enseyi karartmayalım ve umudumuzu canlı tutalım.