Şark Ekspresi, 43 sene sonra yine dev bir prodüksiyon ve dev bir bıyıkla yola çıktı. Çok önemli bir özelliği “Katil kim acaba?” sorusu olan bir hikayenin, bu kadar okunup izlendikten sonra aynı heyecanı vermesi pek olası değil elbette, ama yine de Orient Express’in o masal gibi vagonlarında geçen gizemli bir hikayeyi, sevdiğimiz oyuncularla tekrar izlemeye değer.

Polisiye edebiyatın krali­çesi Agatha Christie için kocası Max Mallowan, “Kitaplarının sinemaya uyar­lanmasından hiç hoşlanmaz­dı” demiş. Torunu James Pric­hard da, “Karakterlerin kitabın kapağına çizilmelerinden bile hazzetmezdi” diyerek arttır­mış. Uyarlamasından memnun kaldığı bilinen tek film, 1974’te Sidney Lumet’nin çektiği Şark Ekspresinde Cinayet (Murder in the Orient Express). O ka­dar ki, medyadan uzak yaşama­yı tercih eden Christie filmin galasında halkın önüne çıkma­yı kabul etmiş. Bu da son çıkışı olmuş.

1920-1976 arasında 66 kitap yazan ve kitapları 45 dile çev­rilen Christie, iki milyarın üze­rinde bir rakamla tarihin en çok okunan yazarı durumunda. Sa­dece İngiltere’de kitaplarından uyarlanan 23 film, onlarca dizi ve animasyon bulunuyor. Bun­ların arasında en ünlüsü şüp­hesiz 1934’te yayımlanan Şark Ekspresinde Cinayet. Hikayeye ilham veren, dönemin en önem­li hadiselerinden biriydi: Birkaç ay önce ABD’li havacı Charles Lindbergh’in 20 aylık oğlu beşi­ğinden kaçırılarak öldürülmüş ve tarihe “yüzyılın davası” ola­rak geçmişti. Usta yazar Chris­tie, bu olayı hikayenin merke­zine koymuş ve buna bağlanan diğer hadiseleri dantel gibi iş­lemişti.

Pala bıyıklı Poirot Agatha Christie’nin ünlü eserinden uyarlanan filmde Dedektif Poirot’yu aynı zamanda yönetmen Kenneth Branagh canlandırıyor.

Belçikalı dedektif Hercule Poirot’nun, kara saplanan tren­deki cinayeti ustaca çözdüğü hikayenin bir diğer önemli ay­rıntısı da, olayların Paris-İs­tanbul hattında çalışan tarihî tren Orient Express’te geçmesi. Agatha Christie, 1977’de yayım­lanan otobiyografisinde, 1928 sonbaharında, yani 11 gün or­tadan kayboluşunun yarattığı skandaldan bir yıl sonra Orient Express gezisine çıkmış. Tren­de Hollandalı bir mühendisle tanıştığını anlatıyor. Mühen­dis ona “Tokatlıyan Oteli çok iyidir, orada güvende olacaksı­nız” demiş ve Agatha Christie sanılanın aksine Pera Palas’ta değil, Tokatlıyan Oteli’nde kal­mış. Hatta Şark Ekspresinde Cinayet’te dedektif Hercule Po­iret’nun da aynı otelde kaldığını yazıyor.

Agatha Christie, daha son­raları Orient Express’le yine se­yahat etmiş elbette. Vagonlarını dönemin en ünlü desinatör, mi­mar ve sanatçılarının süslediği Orient Express raylar üzerinde giden bir saraydı adeta. Gra­ham Greene’in İstanbul Treni (Stamboul Train, 1932)’nden Ian Fleming’in meşhur Bond macerası Rusya’dan Sevgilerle (From Russia with Love, 1957) kitabına dek birçok edebiyatçı­ya, sanatçıya, sinemacıya ilham vermişti.

Eski Poirot’lardan
1974 yapımı ilk filmde, A. Christie tarafından yeterince zarif bulunmayan bıyığıyla Poirot rolündeki Albert Finney.

12 Öfkeli Adam (12 Angry Men, 1957), Köpeklerin Gü­nü (Dog Day Afternoon, 1975) gibi önemli filmler yapmış olan Sidney Lumet de, Lauren Bacall, Sean Connery, Ingrid Bergman, Anthony Perkins, Vanessa Redgrave, Michael York gibi isimlerden oluşan dev bir kadro ile kitabı 1974’te sinemaya uyarlamıştı. Filmin dedektifi Albert Finney adı en az bilinen Poiret olarak tari­he geçse de film çok beğenil­miş, Ingrid Bergman “Gre­ta” rolüyle üçüncü Oscar’ı­nı kucaklamıştı. Filmden çok memnun kalan Agatha Chris­tie, sadece Poirot’nun bıyığını beğenmediğini söyleyecekti: “Poirot’nun bıyığının İngilte­re’deki en zarif bıyık olduğunu yazmadım mı ben? Filmdeki ne o halde?” Sevgili Bayan Ch­ristie bunu yazarken 2017 mo­del Poirot’dan habersizdi.

Şark Ekspresi, 43 sene son­ra yine dev bir prodüksiyon ve dev bir bıyıkla yola çıktı. Sha­kespeare uyarlamalarıyla meş­hur İngiliz oyuncu ve yönetmen Kenneth Branagh filmi hem yö­netiyor hem de Poirot’yu oynu­yor. Michelle Pfeiffer, Penelope Cruz, Johnny Depp, Judi Den­ch, Willem Dafoe, Derek Jacobi gibi isimlerin yer aldığı kadro, bıyığın gölgesinden fırsat bu­lursa, olağanüstü bir iş çıkara­caktır. Çok önemli bir özelliği “Katil kim acaba?” sorusu olan bir hikayenin, bu kadar okunup izlendikten sonra aynı heyecanı vermesi pek olası değil elbette, ama yine de, bir kış gecesi ka­ra saplanıp kalmış muhteşem bir trende, Orient Express’in o masal gibi vagonlarında geçen gizemli bir hikayeyi sevdiği­miz oyuncularla tekrar izleme­ye değer.