Son yılların giderek yükselen değeri, sosyal ortamlarda ve medyada en yüksek getiri sağlayan yatırım aracı, siyasette en çok prim yapan yaklaşımların başlıcası… 15 Temmuz’dan sonra adeta bir yabancı düşmanlığı yarışı var ülkemizde. Başta ABD olmak üzere, kim en fazla Ba­tı’ya giydirecek, kim en vatansever, kim en millî, kim en Türk, vs. olacak…

Bir zamanların meşhur “Türkün Türkten başka dostu yok” efsanesi ıs­kartaya çıkalı, Bozkurt’un bizi yanlış yola (batıya) saptırdığı, asıl gerçeğin “Türk Türkün kurdudur” lafında bulunduğu anlaşılalı epey oluyor. Hatta zamanla ortaya çıktı ki -PKK’ya daha sıra gelmeden- birbirimizin gözünü oymakta, mezarını kazmakta, biz Türkler kadar mahir, kurnaz, becerikli, kindar ve bunlarda istikrarlı bir millet yoktur. Bu bakımdan son zaman­larda tekrar tekrar tekrarlanan “üst akıl”lı tekerlemeler; “bunların cennet vatanımızda hep gözü var”lar; geçenlerde bir hükümet kanalında tesadüf ettiğim “Tanzimat’tan Gezi’ye Batı oyunu” tarzı gayet bilimsel program başlıkları; hatta terörün bizzat Batı tarafından finanse-himaye edilerek üzerimize salındığı yönünde kampanyalarla; mevcut olmayan millî birlik ve beraberliğimizi Batı düşmanlığı üzerinden yeniden tesis etmeye çalışı­yoruz gibi görünüyor.

Tabii görünüşe aldanmamalı. Bunları dile getirenlerin kendi hayat tarzları, günlük yaşayışları, telefonları, arabaları, paraları-pulları, varoluş­ları biraz da kaçınılmaz şekilde o denli Batı’ya endeksli ki, samimiyetsiz­liğin çok ötesinde bir sahtekarlıkla kaim oldukları; Müslümanlık, Osman­lıcılık, muhafazakarlık rolleriyle arınamayacakları ortada. Zaten mesele Batı düşmanlığı üzerinden bile olsa bir beraberlik sağlamak değil; “kökü dışarıda enteller”i, muhalifleri hatta kendileri gibi düşünmeyenleri, farklı olan herşeyi tasfiye ederek “tertemiz” bir ülke yaratmak.

Bugün “halkı aşağı gören cumhuriyet eliti” efsanesiyle, yarımyama­lak da olsa belli bir kültürel üretim ortaya koymuş aydınlar; “laikçi teyze­ler” diyerek snobe ettikleri kadınlar; Batı taklitçisi diye yerdikleri insanlar haklı olarak şunu soruyor: “Peki sen hangi yerli ve milli bilimi, şiiri, ede­biyatı, sanatı, kültürü ürettin; hangi geleneği, adeti, tarihi, geçmişi yaşatıp bugüne mal ettin?”

Cevap şöyle: “Her seferinde tam yapacak gibi oluyoruz ama, kahpe Mo­ody’s gibi gâvur odaklar hep moralimizi ve işimizi bozup bizi engelliyor”.