SUNUŞ

Tarih boyunca bir yanda iktidarını kötüye kullanan, o günkü gücüne güvenip zulmetmekte, çalıp çırpmakta beis görmeyenler, öbür yanda bunlara bakıp bazen kendisi de yoldan çıkan, bazen de çıldırdıkça çıldıran, içi şişen, bir of dese karşıki dağları yıkacak hâle gelen halk oldu. İkisinin arasında elektrikle yüklenen gerilim hatlarını arada bir sallayıp boşaltmak ise mizahçılara, hicivcilere düştü. Tabii kendisine gülmek her babayiğidin harcı olmadığından mizah her zaman anlayışla karşılanmadı. İnsanlık kadar eski olan fıkra geleneğinin devamı olan 280 karakterlik Twitter şakaları nasıl bugün yazanın, paylaşanın, hatta beğenenin başına bela olabiliyorsa, eskinin komiklerinin hayatından da meslek kazaları eksik olmuyordu. “Güldürürken düşündürmek”ten güldürürken hapse düşmeye, sürgün edilmeye, hatta canından olmaya uzanan yol, epeyce kısaydı. Mizah, her zaman riskli bir işti!

Oysa mizahın hiç de korkutucu olmadığını söyleyenler de var. “Gülen ısırmaz” diyen Norbert Elias gibi pek çokları, gülerek biriken gerilimi boşaltan halkın isyan etmeden dertleri-tasaları sineye çekebileceğini söylüyor. Halkın yaralarına pansuman yapan, iyileştiren bir hemşire gibi resmedilen mizahın muktedirle bir olup ezilene, ötekine bir tekme de kendi savuran diğer yüzü ise kolaylıkla unutulabiliyor. Tarih boyunca en çok alaya alınan, en çok fıkraya konu olanların kadınlar, azınlıklar, dışlanmışlar olması, belki bugün politik doğruculuğa karşı en çok yaygarayı da mizahçıların koparmasının arkasındaki nedenlerdendir. Çağlar boyunca kahkahaların gürlüğünün kendisine verdiği yetkiye dayanarak her türlü baskıya göğüs geren mizahçılar, bugün gülme refleksleri dönüşen bir toplum karşısında sudan çıkmış balığa benziyor.

“Bugün var olan hiçbir şeyin geleceği yoksa bile, kahkahamızın bir geleceği vardır” demiş Friedrich Nietzsche. Geleceğin insanının nelere güleceği belki bugün belirsiz, ama tarihe bakarak, barış ve huzur içinde yaşamak için umutlarımızı her şeye rağmen gülebilen bir yaratık olmamıza bağlamaktan başka çare de yok gibi görünüyor. Tüm imtihanları, yoldan sapmaları, direnişleri ve bedelleriyle memleket mizahının dönüm noktaları…

Fransa, Compiègne’deki Joan of Arc festivalinde rengarenk bir soytarı ekibi. 90 yıl önce Jules Gervais Courtellemont tarafından çekilen fotoğraf orijinal renklerinde…

Yazının devamını okumak için #tarih‘in Kasım-Aralık 2021 sayısını buradan satın alabilirsiniz.