Madenlerdeki insanlık dışı koşullar onları birleştirdi. Ölümün gölgesinde yaşayan madenciler, işçi eylemlerinde çoğu kez başı çekti.


19. yüzyılda Kanada Halifax’ta madenden kömür dolu arabaları yüzeye çıkaranlar kadın ve çocuklardan seçilir, kendilerine çekici denirdi.

Maden işçileri 19. yüzyılın az ücretli, çok saatli çalışma koşullarının dışında, bir de sürekli ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan bir işçi grubuydu. Bu ölüm tehlikesi, onların hem radikalleşmesini sağladı, hem de aralarındaki dayanışmayı artırdı. Böylece, sayıları diğer işçilere göre daha az olmasına rağmen, zaman zaman işçi hareketinin önderliğini üstlendiler. Örneğin İngiltere’de sendika kurmanın henüz yasak olduğu 1840’larda düzenlenen büyük grevlerde en ön saflarda yer aldılar. Sendikalaşma partileşmeyi sağladı: 1875’te Almanya’da kurulan Sosyal demokrat Parti’nin temelini Ruhr başta olmak üzere maden ve endüstri merkezlerindeki işçiler oluşturdu. İngiltere’de İşçi Partisi, doğrudan sendikaların sponsorluğunu üstlendiği adayların parlamentoya girmesiyle kuruldu. Bütün Avrupa’da sosyal demokrat ve sosyalist partiler iktidardan pay almaya başladıklarında, ülkedeki sendikaların tek çatı altında federasyonlaşmasına önderlik ettiler. Maden işçilerinin politikaya nasıl damga vurduklarını anlatmak için, 1974’te Edward Heath hükümetini bir grevle devirdiklerini hatırlatmak yeterli. 20. yüzyıl sonunda kömür stratejik önemini, madenciler de siyasi ağırlıklarını yavaş yavaş kaybetti. Ancak hâlâ birçok ülkede facialar ve kötü çalışma koşullarıyla kömür çıkarmaya devam ediyorlar.

1769: Buhar makinesi çağ açıyor

James Watt, buharla çalışan ilk makinenin patentini aldı. Kömürün tarihi bu andan sonra “Endüstri Devrimi” tarihinin, yani demir ve çelik üretiminin, demiryolları ve buharlı gemilerin parçası haline geldi.

18. Yüzyıl: İngiliz öncülüğü

Kömür madenciliğinde atılım yapan İngilizler, Amerika Virginia’da da kömür buldu, Hindistan’da maden ocağı açtı. Avustralya Newcastle’da kömürü ilk bulanlarsa, İngiltere’den buraya gönderildikten sonra kaçan mahkumlardı.

1757: Germinal’e ilham verdi

Fransa, endüstri devrimi ve madencilik konusunda İngiltere’den geri kalmadı. Ülkenin kuzeyinde 19 Kasım 1757’de Anzin Madenleri şirketi kuruldu. Bir aristokratın kurduğu şirket, Fransız Devrimi’nden (1789) az önce 4 bin işçi çalıştırıyordu. Yaklaşık 100 yıl sonra, yazar Emile Zola’ya Germinal romanı için ilham verecekti.

1807 – 1815: Madencinin yeni dostları

Kömür madenlerindeki kazaları önlemek için bilimsel çalışmaların yapılmaya başlandığı İngiltere’de, John Buddle, madenler için bir hava pompası geliştirerek yangın ve patlama riskini kontrol altına alabilecek ilk adımı atmış oldu. 1807’deki bu başarıdan sekiz yıl sonra 1815’te Sir Humphry Davy, kıvılcımların çevreye yayılmasını önleyen ilk güvenlik lambasını geliştirdi. Bu alete “madencinin dostu” adı verildi. Çünkü o güne kadar madenciler çevreyi kandillerle aydınlatıyor, bu da yangın çıkmasına yol açıyordu.

1842: İngiltere reform yapıyor

1838’de Huskar madeninde 26 çocuğun ölmesi şok yaratmıştı. Kraliçe Victoria’nın emriyle kurulan komisyonun raporuna göre madenlerde 5 yaşından küçük erkek çocuklar havalandırma kapaklarını açıp kapatma işinde çalışıyordu. 11 yaşında bir kız, ağır bir vagonu çekerek çalıştığını, yavaşlarsa kamçılandığını söylemişti. Bir kadın işçi, doğum yaptığı günün akşamı işe çağırıldığını anlatmıştı. Komisyon başkanı Lord Ashley, kadınların pantolon giyerek çalıştırılması üzerinde durarak, dönemin ahlaki tutuculuğuna seslendi ve reform istedi. Sonunda kadınların ve 10 yaşından küçük erkek çocukların madenlerde çalışması yasaklandı.

1850’ler: Ruhr havzasında göçmen işçiler

Almanya’nın Ruhr Havzası’ndaki maden sayısı 1850’de 300’e ulaşmıştı. 3-5 bin olan bölge kentlerinin nüfusu, yüzyıl sonunda 100 bini aştı.

1863: İlk sandık

Madene 11 yaşında inen Fransız işçi önderi Eric Rondet, “La Fraternelle” adını verdiği ilk madenci sandığını kurdu. Ölen işçilerin aileleri için bir teminat olarak tasarladığı sandık, sendikalaşma yolunda önemli bir adımdı.

1874: İlk madenci vekiller

İngiltere’de Morpeth kentini temsilen iki maden işçisi Avam Kamarası’na seçildi. Thomas Burt, 10 yaşında madenci olmuştu; Alexander McDonald ise madene indiğinde 8 yaşındaydı.

1876- 1878 Molly Maguires katliamları

ABD’de İrlanda asıllı maden işçileri “Molly Maguires” adlı gizli bir örgüt kurmuştu. 1876’da Philadelphia demiryolları şirketinin başkanı Franklin B. Gowen, hakkında çok az şey bilinen bu örgüte savaş ilan etti. “Kömür ve Demir Polisi” denilen özel ajansı kullanan vali, “Molly” olduğundan kuşkulanılan sayısız madenciyi cinayet, kundakçılık gibi suçlardan hapse attırdı, madencilere karşı linç eylemleri düzenledi.

17 Eylül 1890: Sendikanın zaferi

Bill Mitchell öncülüğünde kurulan Amerika Birleşik Maden İşçileri Derneği (United Mine Workers of America: UMWA), 9000 üyesini greve çağırdı. Bir hafta içinde 125 bin madenci iş bıraktı ve kömür üretimi durdu.

1898: Galler kömür grevi

Büyük Britanya’da Galler’deki madenciler, ücret hesaplanma yöntemini protesto için greve başladılar. 6 ay sonra pes ettiler ama ülkenin en güçlü sendikalarından Güney Galler Madencileri Federasyonu bu grevden sonra kuruldu.

1906: Courrières felaketi

Avrupa tarihinin en büyük maden kazası 10 Mart 1906 cumartesi sabahı, Fransa’da Pas-de-Calais yakınlarında Courrières maden şirketinin Cécile adlı damarında yaşandı. Dört kuyu grizu patlamasıyla mahvoldu ve 1099 kişi öldü. Yirmi gün sonra 13 kişi yeraltından sağ çıktı; kömür taşıyan atı yiyerek hayatta kalmışlardı. Açılan dava, şirketin aklanmasıyla sonuçlandı.

1912: Nihayet asgari ücret

Britanya’da kömür işçilerinin ülke çapında düzenledikleri ilk ulusal grev 37 gün sürdü ve Nisan’da sona erdi. Sonuçta işçilerin istediği oldu: Madenciler aynı yıl çıkarılan bir yasayla asgari ücretten yararlanma hakkına kavuştu.

14 Ekim 1913: 439 ölüye 24 sterlin ceza

Kömür tozu tutuşması sonucu 439 kişi öldüğü zorunlu havalandırma sistemi olmayan madenin sahibine 24 sterlin ceza verildi.

1921: Blair Dağı Savaşı ve Mother Jones efsanesi

Bu olayın, ABD’de İç Savaş’tan sonraki en kanlı iç çatışma olduğu söylenir. 25 Ağustos –2 Eylül arasında Virginia’da sendikalaşmak isteyen 10 bin maden işçisi, 3 bin grev kırıcıyla çatıştı. Olaylar, bir öğretmen ve terzi olan, kocası ve dört çocuğunu kaybettikten sonra işçi hareketine katılan kadın önder “Jones Ana”nın (Mary Harris Jones, 1837-1930) işçileri yürüyüşe çağırmasıyla başladı. Grev kırıcılar maden taşeronlarının kiraladığı bir dedektiflik ajansının üyeleriydi. Çatışmalarda en az 100 kişi öldü, 1000’e yakın işçi tutuklandı. 10 yıl sonra bölgedeki madenciler tamamen sendikalaşmıştı.

1926: İngiltere’de hayatın durduğu 10 gün

Büyük Britanya’da maden sahipleri, işçi ücretlerini azaltacaklarını açıklayınca, Maden İşçileri Ulusal Birliği “gündelikten bir peni bile inerse, günde bir dakika bile çalışmayız” sloganıyla harekete geçti. Sendikalar Kongresi de (TUC) onları desteklemek için genel grev ilan etti. 3-13 Mayıs arasında hayat durdu. Büyük grev, Rus Devrimi benzeri bir ayaklanmadan korkan ülke yönetimini telaşa düşürdü; orta ve üst sınıftan gönüllüler işçilerin işini üstlenmeye çalıştı. Grev, hükümetin zaferiyle bitti.

1934: Asturias madenlerinde ayaklanma

İspanya’nın kuzeyindeki Asturias madenlerinde çalışan işçiler, sağcı CEDA adlı örgütün hükümete katılmasını protesto etmek için 6 Ekim’de ayaklandı. General Franco komutasındaki askerlerin bastırdığı ayaklanmada 1700 madenci öldürüldü, bölge savaş alanına döndü. Franco, madencileri “Bolşevik-Yahudi” komplosunun aleti olmakla suçladı.

26 Nisan 1942 Çin’de büyük facia

Tarihin en büyük kömür madeni kazası Çin’in kuzeydoğusunda Honkeiko (Benxihu) madenlerinde meydana geldi. Maden, o sırada bölgeyi işgal etmiş olan Japonların yönetimindeydi. Kaza, kömür tozunun yanmasıyla başladı. Japonlar ocağın ağzını kapattı; içeride kalanlar karbon monoksit zehirlenmesinden öldü. 1549 kişi hayatını kaybetti. Japonların 2. Dünya Savaşı’nda yenilmesinden sonra bölgeye gelen Sovyet uzmanlar yaptıkları araştırmada, Japon işletmecilerin hatalı davrandığını belirtti. Olay Çin-Japon çatışma tarihinin bir parçası haline geldi. Çin, bugün dünyada en çok maden kazası yaşanan ülke.

1946: Madenler devletleştiriliyor

1951: Kömür AB’nin temelini atıyor

Avrupa Kömür ve Demir Topluluğu kuruldu. Fransa, Almanya, İtalya, Belçika, Luxembourg ve Hollanda, kömür ve demir kaynaklarını birleştirdiler. İşte bu kurum, önce Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun, bugün de Avrupa Birliği’nin temeli oldu.

21 Ocak 1960: Faciada ırk ayrımı

Güney Afrika’da Coalbrook madeninde 429’u siyah, 8’i beyaz olan 437 işçi zehirlenerek öldü. Irkçı apartheid rejimi tarafından beyazların eşlerine yılda 396 sterlin dul maaşı bağlanırken, siyahların eşlerine bir defalık 252 dolar tazminat ödendi.

1984-85: İngiliz işçi sınıfının düşüşü

Mart 1984’te Margaret Thatcher hükümeti, yüksek maliyet ve düşük verimlilik nedeniyle 20 kömür madenini hemen, 70’ini de uzun vadede kapatacağını açıkladı. Bu açıklama, kitlesel protesto ve dayanışma grevleriyle ülkeyi ayağa kaldırdı. Orgreave Savaşı denilen olayda 5 bin polis, 5 bin madenciyle çatıştı. Ancak mücadele 3 Mart 1985’te işçilerin pes etmesiyle sonuçlandı. On yıl önce hükümeti devirecek güce sahip olan Maden İşçileri Ulusal Birliği (NUM) büyük bir yenilgiye uğramıştı. Bu olay, İngiliz işçi sınıfı tarihinin en önemli dönemeçlerinden biri oldu. Aralık 1994’te kömür madenleri yeniden özelleştirildi ve bugün UK Coal adıyla bilinen şirkete satıldı.

1994: Sendikalarla anlaşma

Nükleer enerji üreten ve kömür üretimini kademe kademe durdurmaya karar veren Fransız hükümeti, uzun pazarlıklardan sonra 1994’te sendikalarla “Kömürcü Paktı” adını taşıyan bir anlaşma imzaladı.

2000’ler: Üretimin sonu

Fransa ve Almanya, kömür üretimini bitirmeye karar verdiler. 2004’te son madenin de üretimi kesmesiyle Fransa’nın kömür tarihi bitti. 1958’den beri madenleri destekleyen Almanya ise kömür madenlerini 2018’de kapatacak.