1917’de Kadıköy’de başlayıp, maliye müfettişliğinden Enerji Bakanlığ’ına uzanan, 80 yaşından sonra 40’a yakın kitap yazarak noktalanan dopdolu, rengarenk bir hayat. Cahit Kayra, eşine nadir rastlanır bir çalışma azmiyle 104 yıllık hayatının son gününe kadar toplumsal belleğimize yaptığı katkılarla hatırlanacak.

Kaç faniye nasip olur; Osmanlı döneminde iki sultan devrine, üstüne 98 yıllık Cumhuriyet tarihine şahitlik etmek. Şahitlikle kalmayıp, bu asırlık tarihin aktörlerinden biri olmak. Artık kenara çekilme zamanı geldiğinde de 80 yaşından sonra bütün bu birikimi müthiş bir çalışma azmiyle yazıya dökmek… Cahit Kayra’ya olmuş. 

1917’de Kadıköy’de başlayan 104 yıllık hayatının ilk anıları İstanbul’un işgal yıllarına ait. 1938’de Mülkiye’den mezun olduktan sonra Maliye Bakanlığı’ndan işe başlamış. Daha sonra üzerine bir kitap yazacağı Varlık Vergisi yıllarında genç bir maliye müfettişiymiş. Modern Türkiye’nin değişim ve gelişim evrelerini, Anadolu’nun en yoksul yıllarını, Halk Evleri ve Köy Enstitüleri’nin kapatılmasını, Türkiye’nin NATO’ya girmesini, askerî darbeleri en ön sıradan izlemiş. 1970’lerdeyse CHP’den siyasete girmiş; 1974’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olmuş. Tam da Kıbrıs Harekatı’na denk gelmiş Bakanlığı. Harekata dair toplantı notlarını tutan, dolayısıyla tarihimizin bu kritik hadisesinin anahtarını elinde tutan da Kayra olmuş. 

Cahit Kayra, son yıllarında neredeyse her gün ziyaret ettiği Kadıköy’deki Tarihçi Kitabevi’nde 101. yaşgününü kutluyor. 

1980’lerde başka bir dönem açılmış hayatında. Her şeyi bırakıp İstanbul’a gelmiş; ama ölene dek emekli olmamış. “Sürekli ve hızla değişen bir dünyada yaşıyoruz ve ben bu dünyada artık çok eskilerde kaldığımın bilincindeyim. Bu gerçeği giderek hüzünden umursamazlığa dönüşen duygular içinde yaşıyorum. (…) Eski yılların olayları bitip kapanmış defterler gibi. Bitip kapanmış ve bir daha açılmayacak defterlerin içindekilerle pek az insan ilgileniyor. Biz toplum olarak olayların bittiklerini sandığımız zaman defterlerini de kapatıp kaldırıyoruz. İnsanın kendi belleğinin, toplumun ortak belleğine yansıması gerek” diyerek anılarını yazmaya başlamış. 

Belleğimize katkıları şahsi anılarıyla sınırlı kalmamış. Yalnızca 1989’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bodrumunda bulup küflenmekten kurtardığı, Atatürk Kitaplığı’na taşıdığı “Şehremaneti haritaları” bile bu büyük insanı hayırla yadetmemiz için yeter de artar. Ama o 80 yaşından sonra yokuşundan merdivenine İstanbul’un dörtbir köşesiyle; Cumhuriyet’in özellikle ekonomi tarihiyle ilgili 40’a yakın kitap yazmış. İçlerine öyküler, romanlar, çeviriler de karışmış. Nâzım Hikmet’ten Muhsin Ertuğrul’a, Ahmet Haşim’den Cemal Süreya’ya, Aziz Nesin’den Mina Urgan’a Türkiye’nin en önemli şahsiyetlerinden kimi şöyle bir kafayı uzatmış hayatına, kimi uzun yıllar dostu olarak kalmış.

Eşine nadir rastlanır kişiliği, şaşırtıcı hayatıyla Cahit Kayra da bizim toplumsal hafızamızda kalıcı olacak.