Günümüzde koleksiyonerlerin en nadide parçaları arasından bulunan ve üzerinde “Margaretha Fehim Pascha” yazılı foto kartların öyküsü şimdiye kadar çok yazıldı. Ancak Abdülhamid’in en güvendiği adamlarından Fehim Paşa’yla Margaretha isimli Alman kızının “sahte evliliği” ve kız tarafının intikam için bu kartları piyasaya sürdüğü bilinmiyordu. 

Geçen yüzyılın başlarında İstanbul’da II. Abdülhamid’in sansür rejimi altında yazılı, basılı her şey denetleniyordu. Sıkı denetime rağmen müstehcen kartpostal ve foto kartlar her yeri sarmış, el altından satılan kartpostallara talep büyük olmuştu. Matbaalar Başmüfettişi Süreyya Bey’in işi de bu kartları satan yerleri teftiş edip yasaklı kartları ortaya çıkarmaktı. 

Bir gün Sirkeci’de Mariçe Oteli’nin karşısında kartpostal satan bir dükkânda, dikkati çekici kadın fotoğrafları görülmeye başlanır. Süreyya Bey’in önem atfettiği bu kartlardaki kadın fotoğrafının üstüne, o devirde “Yaver-i Hususî-i Hazret-i Şehriyarî” yani “Padişahın Özel Yaveri” sıfatıyla ortalığı kasıp kavuran Ferik Fehim Paşa’nın ismi yazılarak, önüne Margaretha ismi getirilmiştir. “Margaretha Fehim Pascha” yazılı, kapış kapış satılan bu kartlardaki kadın, hikâyemizin kadın kahramanıdır. O dönemin ahlak anlayışına göre sarayın itibarını, Osmanlı subayının şerefini hiçe sayan bu kartlar için hemen toplatılma kararı verilir. Bu karara rağmen günümüzde bu kartpostalların yaygın olarak bulunması nasıl açıklanabilir? 

II. Abdülhamid’in sütkardeşi Esvapçıbaşı İsmet Bey’in oğlu, 1873 doğumlu Fehim Paşa, padişahın özel ilgisine mazhar olmuş, en yakınındaki güvendiği kişilerdendir. Çocukluğu sarayda şehzadelerle birlikte geçer. Harbiye’nin zadegân sınıfından 1894’te yüzbaşı rütbesiyle mezun olduktan sonra, askerlik dışında her şeyi yapmasına rağmen beş yıl sonra paşa unvanına da kavuşur. Etrafına topladığı kopuk takımından oluşturduğu hafiye ekibiyle toplumun nefret ettiği adamların en başta gelenlerindendir. Gözü pek ve kendine sadık adamlarıyla birlikte dehşet estirdiği Beyoğlu bölgesi ondan sorulur. 

Alımlı bir hanım ve umulmadık bir isim 1900’lerin başlarında İstanbul’da piyasaya sürülen ve üzerinde “Margaretha Fehim Pascha” yazısı bulunan foto kartlar, pek alımlı bir hanımefendiyi resmediyordu. Ancak bunların üzerinde II. Abdülhamid’in sütkardeşinin oğlu olan Fehim Paşa’nın isminin geçmesi herkesi şaşkına çevirmişti. 

Abdülhamid’in bendesi olan diğer hafiye grupları ile rekabet ve kavgası hiç bitmez. İstanbul’da etkisini iyice hissettirdiği zaman diliminin sadrazamı Avlonyalı Ferit Paşa ile açıkça mücadele eder. Ferit Paşa da her fırsatta Fehim Paşa’yı gözden düşürmeye çalışır. 

‘Fehim Paşa’nın metresi’ olunca… Hem Osmanlı hem Avrupa basını, “Fehim Paşa’nın metresi” olarak lanse edilen Margaretha’yla ilgili efsaneleri yaygınlaştırmış, kartpostallar her tarafta aranır hale gelmişti. Gerçek ise çok farklıydı. 

Hovardalığı ile nam salan paşanın öldüğü tarihte, Muazzez ve Gevheristan ile birinin ismini tespit edemediğimiz üç karısı, yaşları 8 ile 13 arasında Zeki, Eşref, Alaaddin ve Necati isimlerinde dört çocuğu vardır. Kalabalık ailesine rağmen gözü sürekli evinin dışındadır. Bu sayede Osmanlıların son döneminden bu güne efsane anlatımlarla süslene süslene dikkati çekici hale gelen “Fehim Paşa ile metresi Margaretha” hikâyesi ortaya çıkmıştır. Anlatımlarda Sermet Muhtar Alus ve Reşad Ekrem Koçu’nun şahitlik veya nâkillikleri belirleyicidir. Murat Bardakçı, Ergun Hiçyılmaz, Gökhan Akçura gibi yazarlar da bu anlatımlara sadık kalırlar. 

Günümüzde Beyoğlu’ndaki Saint Antoine Kilisesi’nin bulunduğu yerde, 1906’dan önce Concordia Tiyatrosu ve bahçesi bulunuyordu. Burada akrobasi gösterileri yapanlar, baba Charles, kızları Mary ve Margaretha ile Charles Morgan Jr. isimli erkek çocuktan ibaret Morgan ailesinin fertleri olarak tanıtılırlar. Genel olarak İngiliz veya Alman oldukları belirtilir. Fehim Paşa’nın birlikte olmayı kafasına koyduğu Margaretha’yı, sahne sonrası kart satmak üzere geldiği locasında beş lira bahşiş vererek etkilediği özellikle vurgulanır. Bundan sonrası için farklı versiyonlar söz konusu olsa da Margaretha’nın metres olmayı kabul ederek Fehim Paşa tarafından bir eve yerleştirildiği ve İstanbul’dan sürülünceye kadar birlikte oldukları anlatımların ortak verisidir. 

Aslında Fehim Paşa ile Margaretha’ya o yılların basın dünyası üst düzey ilgi göstermiştir. Amerikan gazeteleri “Princess Fehim” adıyla andıkları Margareth’i saraylarda yaşayan, kocasının haremine kapatılmış, etrafında 200 köle hizmetçisi bulunan mahzun bir Batılı olarak tasvir ederler. Hatta Amerikalı olduğu da iddia edilir. Paşa ile metresinin ilişkisi İstanbul sosyetesinin de epey diline düşer. Basın dünyası da sessiz kalmaz, Fehim Paşa’nın Sevgilisi Karagöz’ün Koynunda, Hafiye Melanetleri, Fehim Paşa gibi kitaplar yayınlanır. 

Aslında Fehim Paşa ile Margaretha’ya o yılların basın dünyası üst düzey ilgi göstermiştir. Amerikan gazeteleri “Princess Fehim” adıyla andıkları Margareth’i saraylarda yaşayan, kocasının haremine kapatılmış, etrafında 200 köle hizmetçisi bulunan mahzun bir Batılı olarak tasvir ederler. Hatta Amerikalı olduğu da iddia edilir. Paşa ile metresinin ilişkisi İstanbul sosyetesinin de epey diline düşer. Basın dünyası da sessiz kalmaz, Fehim Paşa’nın Sevgilisi Karagöz’ün Koynunda, Hafiye Melanetleri, Fehim Paşa gibi kitaplar yayınlanır. 

Bütün bunların yanında en çok bahsedilmeye değer kitap, Ahmed Naci’nin Fehim Paşa ile Margrit (1911-12) adlı kitabıdır. Bugüne kadar hakkında pek araştırma yapılmayan Ahmed Naci, o sıralarda çok sayıda roman ve çevirisi olan bir yazardır. Bu eserinin girişinde “Fehim’in yakın çevresindeki adamlarından ve sonradan Yıldız’da görevlendirilen Kamil Bey isminde birinin notlarından yararlanarak kitabı kaleme aldığını” söyler: “Bu risalemiz, hayali, tasviri bir roman değil, belki bir hakikat-i tarihiyedir” diyerek anlatılanların gerçekliğini vurgular. Buna rağmen Fehim Paşa ve Margaretha üzerine yazılan yazılarda ihmal edilmiş veya hiç görülmemiştir. Kitapta anlatılan bazı hususların arşiv belgeleriyle örtüşmesi dikkatimizi bu esere yöneltmemize sebep olmuştur. 

Ahmed Naci’nin anlatımının doğruluğunu teyit ettiğimiz en önemli nokta, Fehim’in adamlarından Süreyya’nın tertibi ile Margaretha ve Fehim’in Beyoğlu’nun büyük otellerinden birinde kıyılan nikâh ile evlendiklerini Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde, Sadrazam Avlonyalı Ferit Paşa tarafından Yıldız Sarayı’na gönderilen bir tahriratta görmemizdir. Bu belgedeki,“18 Nisan 1905 tarihinde Margarit isminde tiyatro oyuncularından bir Almanyalı kızla garip bir surette izdivaç ettiği ve işbu izdivaca adamlarından merkum Süreyya’nın vesatet ve delalet eylediği ve bir müddet sonra Margarita’yı bırakmış olmasından dolayı Almanya konsolatosu mahkemesinde muhakemat cereyan ederek bir hayli tazminat itasına mecbur kaldığı tahkikat-ı vakıadan müsteban olmuştur” cümlesi, kitabı teyid etmektedir. 

Oryantalizm modası Amerikan gazeteleri “Princess Fehim” adıyla andıkları Margaretha’yı saraylarda yaşayan, kocasının haremine kapatılmış, etrafında 200 hizmetçisi bulunan mahzun bir Batılı olarak anlattılar. 

Bu nikâhın arka planı da kitapta anlatılmaktadır. Bu noktadan itibaren hikâye, bilinen klasik şekilden farklılaşır. Fehim, Süreyya isimli Selanikli Yahudi dönmesi adamınının öve öve bitiremediği Margaretha’yı ilk duyduğunda hiç umursamaz. Henüz 18-20 yaşlarındaki bu güzel kız için bir tasarısı da yoktur. Bir gün yolu Concordia’ya düşen Fehim Paşa, cazibesine kapıldığı Margaretha’yı elde etmek için kırk takla atar. Tam tamına 483 lira saydığı altın ve yakut bir yüzük ile gönlünü çalmaya çalışır. O miktar paranın ne ifade ettiğini anlamak için iki yıl sonra Bursa’da sürgündeyken Çekirge semtinde 25 dönüm dut bahçesini 200 liraya satın aldığını söylemek yeterli olacaktır. 

Bu kadar değerli bir hediyeyi kabul eden Margaretha, Fehim Paşa’nın birlikte olma teklifini reddedince Süreyya tekrar devreye girer. Tiyatro müdürü de görüşmelere katılır. Süreyya, Fehim Paşa’nın aslında evlenmek istediğini söylediğinde, tiyatro müdürü, kızın Viyana’da olan babasının onayına ihtiyaç duyulduğunu belirtir. İşte burası da bilinenlerden farklıdır. Babasının akrobat Morgan ailesi ile birlikte Concordia’da gösteri yapmak yerine Viyana’da yaşadığı vurgulanır. Belki akrobat olarak çalışırken Viyana’ya geçici surette gitmişti, belki de akrobat bile olmayan bir Viyana sakiniydi. Evlilik teklifine şaşıran baba Morgan onay verir ama tek şartla; Margaretha, Fehim Paşa’nın nikâhlı eşi olursa. 

Fehim evlilik kararını şiddetle reddetse de, Süreyya sahte imam ve sahte bir düğünle bu işi yapacaklarını söyleyince ikna olur. Sadrazam da “garip bir surette izdivaç ettiği” derken bunu kastetmektedir. 

‘Garip bir izdivaç’ Ahmed Naci’nin Fehim Paşa ile Margrit adlı kitabının kapağı (üstte) ve Yıldız’a sunulan tahriratta, ikilinin kıydığı nikahın “garip surette bir izdivaç” olduğunu belirten bölüm. 

18 Nisan 1905’te kıyılan nikâhtan sadece bir hafta sonra Fehim Paşa kızdan sıkılır ve Margaretha’yı terk eder. Devreye giren Alman konsolosluk mahkemesinde bir hayli tazminat ödenir ama, Ferit Paşa parayı Fehim ödemiş gibi söylese de esas ödeyenin Abdülhamid olduğunu yüzüne vurmak için öyle söylemektedir. Zaten Ahmed Naci, o tazminatın Abdülhamid’den alınan 2000 lira olduğunu belirtir. 

Morgan Ailesi, Fehim Paşa’yı yaptığına utandırmak, kızlarını terk etmesinin intikamını almak için Margaretha’nın kartpostallarının üzerine Margaretha Fehim Pascha ismini bastırıp satarlar. Ahmed Naci’ye göre utanmak bir tarafa, Fehim bu olayı hiç önemsememiştir. 

Burada kronolojik bir takip yapmak gerekir. Fehim, 1905 yılı Nisan ayı sonlarında Margaretha’yı terk ettiyse, kartpostalların da Mayıs sonrasında dağıtılmaya başlandığını düşünebiliriz. Bursa’ya sürgünü 16 Şubat 1907, yazımıza konu olan kartpostalların toplanma emrinin verildiği tarih 25 Şubat 1907’dir. Daha önceki bir tarihe ait yasaklanma emri olmadığına göre, Fehim Paşa en etkili olduğu zaman diliminde iki yıl boyunca bunların yasaklanması için bir emir çıkarttırmamış demektir. Bu da Ahmed Naci’nin, Fehim’in bu işi önemsemediğine dair sözlerini doğrulamaktadır. 

El altından satılan bu kartlar zamanla yayıldılar ve günümüzde koleksiyonerlerin en değerli objelerinden biri oldular. Genç yaşta çok şey gören, yaşayan Fehim Paşa, uluslararası baskılardan bunalan velinimeti Abdülhamid’in, kendine mecburen yüz çevirmesiyle soluğu Bursa sürgününde aldı. Ailesini de yanında götürüp mazbut piknikler, kır ve araba gezintileri ile fırtınalı günleri geride bıraktı. Ne var ki bir daha ne İstanbul’u ne de velinimetini görebilecektir. 

Fehim Paşa, Meşrutiyet’in ilanıyla kaçmaya çalışırken, 3 Ağustos 1908 tarihinde Yenişehir’de taşlı sopalı bir grup tarafından linç edildi. Margaretha ise Fehim daha Bursa’ya sürgüne gönderilir gönderilmez konağındaki eşyasını, mücevherlerini satarak, tüm birikimini de yanına alıp Sirkeci Garı’ndan Viyana’ya gidecek ve bu defa henüz sonunu tespit edemediğimiz bir hayatın kucağına kendini bırakacaktır. 

FOTO KARTLAR 2 YIL PİYASADA KALDI 

Mevcutlarının hemen toplatılmasına! 

İstanbul’da, üzerinde “Margaretha Fehim Pascha” yazılı kartpostallar için verilen toplatma kararı, bunların ortaya çıkmasından iki yıl sonraydı. Bu durum, Fehim Paşa’nın, kendi adının yazılı olduğu bu kartlardan pek de rahatsız olmadığını gösteriyor. 1907’deki toplatma kararının orijinal metni şöyle: 

“Babıali 

Nezaret-i Celile-i Dahiliye 

İdare-i Matbuat 

Aded 

951 

Bir kadın resmini ve bâlâsında Fransızca “Margrit Fehim Paşa” ibaresini hâvî muhtelif vaziyette altı adet kartpostal Sirkeci’de Mariçe Oteli karşısında kartpostal satan bir dükkanda görülerek mübayaa edildiği idare-i âcizî Matbaalar Sermüfettişi Şemseddin Bey tarafından verilen raporda beyan ve ifade kılınmış ve alelusul idâre-i âcizîde hıfz edilmiş olmağla bunların füruhtuna meydan verdirilmemesi ve mevcutlarının hemen toplatılması esbabının istikmali lüzumunun Zabtiye Nezaret-i Celilesi’ne emr u iş’âr buyurulması bâbında emr u fermân hazret-i men-lehü’l-emrindir. 

Fî 12 Muharrem sene 325 ve fî 12 Şubat sene 322 [25 Şubat 1907] 

Matbuat-ı Dahiliye Müdürü 

bende 

Kemal”