MÖ 5. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş Oluz Höyük ateşgede ve ibadethanesi; kendisinden yüzyıllar sonra ortaya çıkan semavi dinlerde de izlenebilen kıble yönelimi ve cemaat sistemi ile dikkati çeker. Müslümanlığın ilk tapınaklarında ihtiyaç duyulmayan ve tasarımlarda yer almayan minareler, Arap ordularının 640’lardan itibaren İran coğrafyasını ele geçirmesiyle birlikte camilere eklenmiş olmalıdır.

Müslüman tapınak mimarisinin baş­lıca unsurlarından minare, bugüne değin köke­ni itibarıyla gereğince üzerin­de durulan bir konu olmamış­tır. Arabistan coğrafyasındaki ilk camiler, 622’de inşa edilen Kuba Mescidi ile Mescid-i Nebevi’dir. Hz. Muhammed, Mekke’den Medine’ye hicreti sonrasında Medine’de cema­atle buluşup ibadet etmek için uygun bir bina olmadığından vaazlarını evinde veriyordu. Zamanla Hz. Muhammed’in evi mescit olarak kullanılmaya başlanmış (Mescid-i Nebevi), daha sonraki bütün Müslü­man tapınaklarının (mescitler, camiler) bu basit başlangıçtan geliştiği düşünülmüştür.

Bu başlangıç noktasına karşın, ilk caminin nasıl bir yapı olduğu konusunda bilgi­lerimiz yok denecek kadar az­dır. Kuba Mescidi ve Mescid-i Nebevi’nin bugünkü Müslü­man tapınaklarına hangi yön­leri ile model oldukları tam olarak bilinememektedir. Her iki yapının da tarihsel süreç­te orijinal plan şeması ve inşa tekniğinden farklı bir gelişim göstermiş olmaları çok yüksek bir ihtimaldir.

Sasani Dönemi’ne (224-641) ait bir ateşegede mili Firuzabad’da bulunur. Orijinal yüksekliğinin 33 metre olduğu düşünülen milin kaide kısmı dört cephelidir.

#tarih’in Eylül 2022 sayısı tüm Türkiye’de bayide…