1973’te Uruguay’daki cunta yönetimi tarafından gözaltına alınıp çeşitli işkencelerden geçirilen Tupomarolar hareketinin lider kadrosu, tam 12 yıl boyunca mahkemeye çıkarılmadan tecritte tutulmuştu. ‘12 Yıllık Gece’ filmi, üç mahkumun, insan kalabilme hikayesini beyazperdeye taşıyor. Bunlardan Pepe Mujica 2009’da Uruguay Cumhurbaşkanı olacak ve 2015’te ülkemizi ziyaret edecekti! 

Geçen Aralık ay ortasında Netflix’te gösterime giren ve 91. Akademi Ödülleri’nin Yabancı Dilde En İyi Film Ödülü (Oscar) kategorisinde yarışmak üzere Uruguay’ın aday adayı olarak olarak gösterilen 12 Yıllık Gece, başarılı bir hapishane draması ve tarih anlatısı olarak, hiç kuşkusuz seyircilerinin kalbinde özel bir yere sahip olacak. Yönetmen Álvaro Brechner, biri geleceğin Uruguay Cumhurbaşkanı olan Pepe Mu-jica’nın da içinde olduğu üç kişilik bir politik tutsaklar grubunun başından geçenleri, dikkate değer bir özenle işlemiş. Ancak bu itinanın yanısıra rağmen, filmin beyazperdeye yansıttığı hikayenin tarihî arka planını bilmek, izleyici için bir avantaj olacaktır. 

Filme konu olan Ulusal Kurtuluş Hareketi-Tupamarolar (MLN-T) Uruguay’da 1960’ların başında Küba Devrimi’nin etkisinde, Arjantin’deki ERP ve Şili’deki MIR gibi geleneksel soldan ayrılan radikal bir akım olarak belirdi. Tupamarolar adı, Peru’da 16. yüzyılda İspanyol sömürgecilere karşı mücadele eden yerli Tupac Amaru’dan geliyordu. Tupamarolar’ın ilk eylemi, ABD’nin Vietnam’da kullandığı napalm bombasını üreten bir fabrikaya 1965’te yapılan saldırıydı. Diğer benzer hareketlerden farklı olarak halka sempatik gelen eylemleriyle öne çıktı. Kumarhane baskınları veya gece kulüplerini ele geçirmeleri gibi eylemler halkın yoksullaştığı bir dönemde sefahat alemlerini deşifre ederken, özellikle kan dökmemeye dikkat ediyorlardı. Siyasal tutuklulara işkence yapan görevlilere suikastler düzenlediler ve bir siyasal propaganda ağı kurdular. Bunların yanısıra, örneğin bir tarım reformu ve 40 saatlik çalışma haftası talep eden yoksul şeker kamışı kesicileri için 1971’e kadar beş büyük yürüyüş düzenlediler. 

12 yıllık hücre hapsi Uruguay cuntası, Tupamarolar’a olan halk desteğini hesaba lider kadrosunu öldürmedi. Onları 12 yıl boyunca ayrı ayrı hücrelerde tuttu. 

Gelişen eylemler neticesinde 1968’de Uruguay’da olağanüstü hal ilan edildi. Latin Amerika’nın İsviçresi olarak takdim edilen ülkede sansür, sendikalara saldırılar gibi baskılar artmıştı. Sosyalist Parti dahil olmak üzere siyasal partiler kapatıldı. Tupama-rolar çeşitli eylemlerle mücadeleyi sürdürdüler; özellikle el konulan gıda maddele-rinin yoksul mahallelere dağıtılması, yolsuzlukların teşhir edilmesi onlara büyük bir prestij kazandırdı. 1972’de Costa Gavras’ın État de siège (Sıkıyönetim) filmine de ilham veren, bir FBI ajanının kaçırılması gibi doğrudan Amerikan emperyalizmine yönelik eylemler de sürdürüldü. Bütün bu macera 1973’te ABD’nin nezaretinde -Condor operasyonu olarak bilinen- askerlerin iktidara el koymasıyla başka bir boyut kazandı. Büyük bir insan avı başlatıldı, Tupamarolar hareketinden 3 bin kişi yakalandı ve bunların yaklaşık 300’ü öldürüldü. Gözaltına alınan Tupamarolar’ın üst düzey yöneticisi 9 kişi özel işkencelere tâbi tutuldu. Bunların arasında 2009’da Uruguay Devlet Başkanı olacak Pepe Mujica da vardı! Şair Mauricio Rosencof ve ileride milletvekili olacak olan E. Fernández Huidobro da bu gruptaydı. 12 yıl boyunca değişik mekanlarda tecritte tutulan bu insanlar, ancak 1985’te serbest kalabileceklerdi. 

Eski başkanın esaret hikayesi 12 Yıllık Gece’nin merceğine aldığı işkence gören Tupamarolar’dan José Mujica (en üstte en solda). 

Şair Rosencof’un (kendisi 25 yıl önce Türki-ye’ye gelmişti), Türkçeye de çevrilmiş olan Duvardaki Sarmaşık Gibi kitabı, 12 Yıllık Gece filminin senaryosunun da temelini oluşturuyor. Film en ağır tecrit koşulları altında, akıl sağlığını kaybetmenin sınırlarında dolaşan üçlünün duvardan duvara haberleşerek, yine duvara vurup satranç oynayarak, olmadık vesileler yaratarak ayakta kalma ve direnme mücadelesini anlatıyor. Yüceltmeye düşmeden, kaba propagandaya sapmadan bir insanlık hali olarak onların hikayesini aktaran film, iki saat boyunca bizi boğmadan, hüzünlü bir yolculuğa çıkarıyor. Pepe Mujica’nın tam da yelkenleri suya indirir gibi olurken annesinin azarlamasıyla kendine gelmesi gibi müthiş sahneler, böyle bir yolculukta sırıtmıyor. Aralarından birinin tek başına çıktığı havalandırmada, ayakta kalmaktan acizken bir futbol maçında tek tek rakiplerini çalımlayarak hayali bir gol atması ve yaşadığı sevinç, san-ki geleceğe doğru açılmış bir çiçek. 

Filmi anlamak için yalnızca darbe öncesi Uruguay ve Tupamarolar’ı değil, darbe sonrasındaki gelişmeleri de bilmekte yarar var. Mujica’nın macerası kişisel değil. Hapisten çıktıktan sonra Tupamarolar Halkçı Katılım Hareketi adında yeni bir siyasal oluşuma gitmiş ve 1989’da dahil olduğu Frente Amplio (Geniş Cephe) ile birlikte Uruguay’ın geleneksel iki partili sistemini yıkarak iktidara gelmiştir. Tupamarolar açık siyasal faaliyete dönüşen nadir gerilla hareketlerinden biridir. 

Yönetmen Brechner, tecritin ölüm cezasından da daha korkunç olduğunu belirtirken, bugün 85 yaşındaki Mujica’nın filmi bir kez izlediğini ve film olarak bile yaşadıklarına katlanamadığını belirtiyor. 

2015’teki ziyaret

‘Saraysız Başkan’ ülkemize de gelmişti

Cumhurbaşkanı seçilmiş olmasının verdiği ayrıcalıkların hepsini reddederek eski sade yaşantısını sürdürmekle sık sık gündeme gelen José Mujica (Pepe), 2015’de Türkiye’yi ziyaret etmişti. İktidarda Bir Kara Koyun-Saraysız Başkan isimli ve kendisiyle yapılan uzunca bir röportajdan oluşan kitabının tanıtımı için ülkemize gelen Pepe sohbetlere katıldı, şehir şehir dolaştı ve demeçler verdi. Kitap fuarında kitabını ona imzalatmak isteyenler yüzlerce metrelik kuyruklar oluşturdu. 10 gün Türkiye’de kalan Mujica, Kemal Kılıçdaroğlu’yla yaptığı kahvaltıda burada olmanın kendine çok şey kattığını belirtmişti. 

José Mujica, 2015’in Ekim ayında Türkiye’ye gelmiş ve Kılıçdaroğlu ile görüşüp DİSK’te bir konuşma yapmıştı.