Eskiden hemen her semtte kurulan bayram yerleri, özellikle çocuklar için dört gözle beklenen bir eğlenceydi.

Dostluk ilişkilerinin güçlendiği, hoşgörünün arttığı bayramlar beraberinde bir dolu gelenek yaratmış, çocuklara para ve armağanlar vermek, komşu ve akrabaları ziyaret etmek ve uygun alanlara kurulmuş bayram yerlerine gitmek…

Bayram yerleri, Şeker ve Kurban Bayramı geldiğinde dolup taşan, kocaman boş arsalara kurulan, biraz panayır, biraz da sirk misali delidolu mekânlardı.

Şimdilerde bazı şehirlerin köşesinde bucağında bir iki numunelik bayram yeri kaldı ama eskiden hemen her mahallede bayram yeri vardı. Şeker ve Kurban Bayramı geldiğinde bu yerler dolup taşar, çayırlarla kaplı kocaman boş arsalara kurulan; biraz panayır, biraz da sirk misali bu delidolu mekânlar çocuklar için adeta birer cennetti. El öpmüş, bayram tebriklerini bitirmiş, üstelik çil çil harçlıklarını ceplerine koymuş çocuklar, gıcır gıcır ayakkabılarından sesler çıkarta çıkarta bu meydanlara koşardı.

Bayram yerlerinde yer alan rengârenk dönme dolaplar, salıncaklar, atlıkarıncalar, tahterevalliler, çarpışan otolar, korku tünelleri, dönen uçaklar, güldüren aynalar ve elbette salıncaklar bayram yerlerinin en sevilen eğlenceleri arasındaydı. Salıncaklarda iki yanda yer alan üçer kişi iplerin yardımıyla sallanmaya yardımcı olur ve kendilerine bahşiş verilirdi. Salıncaklarla yarışmalar da yapılırdı. Çok yüksek olan bu tür salıncakların en üstüne nar, armut, elma, portakal gibi yemişler asılır, kim salıncakta en yükseğe erişirse bu yemişleri eliyle ya da ağzıyla koparır, en çok meyve kopartan da o yarışın birincisi olurdu. Dönme dolapların ise bir büyüğü, bir de çocuklar için küçüğü olur, çocuklar için küçük olanı elle döndürülürdü.

Osmanlılar döneminde bütün imparatorluk coğrafyasında kurulan irili ufaklı bayram yerlerinin çizimleri çok sayıda kartpostalda kullanıldı.

Bayraklarla donatılmış büyücek çadırların önünde, oyun ve gösteri çığırtkanları yer alırdı. Yüksek yerlerden halk topluluklarına seslenen çığırtkanlardan bazıları ellerindeki çıngırakları çalıp, meraklandırıcı veya komik sözlerle gelenleri etraflarına toplar, bazıları da hokkabazlık yaparak kalabalığı çekmeye çalışırdı. Bayram yeri içinde yer alan bu çadırların kiminde kantolar, düetolar, kuklalar, palyaçolar, akrobatlar, maymun oynatanlar ile çeşitli cambaz gösterileri yapılırken, kimi çadırlarda su dolu küvet içinde deniz kızı, masa üzerinde kesik baş gösterileri sergilenir, Şahmeran denen kocamış yılanlar ve terbiye edilmiş vahşi hayvanlar teşhir edilirken, kimi çadırlarda da çıngıraklı süslü, eşeklere ve midilli atlarına binilirdi.

Bayram yerlerinin en gözde eğlencelerinden biri de salıncaktı.
1924’te Trabzon’da kurulan bayram yeri

Eski İstanbul’da değişmez bayram yerleri arasında; Tophane Alanı, Atmeydanı, Cinci Meydanı, Kadırga, Aksaray, Yenikapı, Edirnekapı, Vefa Meydanı, Şehremini, Yenibahçe, Kasımpaşa, Kulaksız, Beşiktaş, Ihlamur, Çemberlitaş, Anadoluhisarı, Üsküdar Doğancılar, Bağlarbaşı, Kadıköy Çukurbostanı, Haydarpaşa, Kuşdili, Bülbül Deresi, Yoğurtçu Çayırı en gözde olanlarından idi. Şehrin en büyük bayram yeri ise Beşiktaş’ta Ihlamur semtinde kurulup Topağacı’na kadar uzayanı ile Tophane’deki bayram yeri idi.

Bayram yerleri, yeni elbiselerini giymiş, ceplerini harçlıkla doldurmuş çocuklar için adeta cennetti. 1958 yılında çekilen bu fotoğrafta da İstanbul’da kurulan bir bayram yerinde çocuklar görünüyor.
İstanbul’daki bayram yerinde kurulmuş atlıkarınca. 50’li yıllar.
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde kurulan bayram yerinde dönme dolaba binenler ve sıra bekleyenler.
Fotoğraf: Foto Üstün, Cengiz Kahraman arşivi

İstanbul Hatırası isimli kitabında Afif Yesari 1930’lu yıllardaki çocukluğunun Kadıköy Kuşdili Çayırı’ndaki bayram yerini şöyle anlatıyor: “Kuşdili Çayırı’na uzanan cadde üzerinde, solda, şimdi Elektrik Santrali olan yerdeki boş arsa, çocukluğumun Kadıköyü’nde Bayramyeri idi. Kayık salıncaklar, dönme dolaplar, bir çeşit teleferik benzeri meyilli tellerden kaydıraklar, çadırlarda çeşit çeşit meraklı gösteriler, hokkabazlar, ateş yiyenler, kılıç yutanlar, yılan oynatanlar, daha neler, neler”.

Bayram yeri gezgin satıcılarının sattığı yiyecekler arasında çeşitli macunlar, düdüklü horoz şekeri, elma şekeri, renk renk çubuk şeker, şerbet, dondurma, kurabiye, gevrek, keten helvası, koz helvası, kâğıt helvası, pekmezli su muhallebisi, kuş lokumu, Şam tatlısı vardı. Çocukların en çok ilgisini çeken satıcılar ise genellikle tahtadan, tenekeden, deriden ve pişmiş topraktan yapılmış, ilginç bir biçimde boyanıp aynalarla bezenmiş Eyüp oyuncakları satan oyuncakçılardı.

Sonra şehirler büyüdü, kalabalıklaştı. İstanbul’da Tophane, Beşiktaş, Topağacı, Kadırga, Şehzadebaşı, Üsküdar, Bağlarbaşı, Anadoluhisarı çayırlarında kurulan bayram yerleri tarih oldu. Sayısız bayram hatırasıyla dolu bu meydanlar bugün beton yapıların işgâli altında ve eski güzelliklerinden eser kalmadı.

1940’ta Ankara’da kurulan bayram yeri.
Bayram yerlerinde yalnızca lunapark eğlenceleri olmaz, bazen açık havaya bazen çadırların içine kurulan sahnelerde dansçılar ve müzisyenler de hünerlerini sergilerdi. Edirne Sarayiçi’ndeki bayram yerinde genç bir dansöz üç genç müzisyenle sahne almış. Yıl 1972.
Fotoğraf: Ozan Sağdıç, R. Sertaç Kayserilioğlu arşivi
İstanbul’un en ünlü bayram yeri Kadırga’daki Cinci Meydanı’nda kurulurdu. Fotoğrafta, soyadıyla müsemma cambaz Rıfat Telgezer’in gösterisini izleyen kalabalık görülüyor. 1940’lı yıllar.
Bir bayram yerinde çocuklar gibi büyükler de eğleniyor.