Yaşarken yazılan tarihlerde kesin emirler veren Çinggis Han, yüzyıllar sonra yazılan tarihlerde ise fethettiği halklardan kendine hatun olarak aldığı kadınlar için özür diler bir konumdadır. Bu farklılıklar, tarihçilerin okuyucu ve dinleyicilerin sesini duyarak yazmış olduklarına güzel bir örnektir.

Moğollar kendileri için yeni bir din olan Budizme intisap ettikten sonra, yazdıkları tarih Çinggis Han’ın Hindistan-Tibet sınırındaki Cambudib ülkesinde doğması ile başlar ve özellikler toplumsal cinsiyet rolleri açısından farklılık gösterir. Türkler de efsanevi Oğuz Han’ın İslâmiyet’i kabul etmesini tarih yazımı için başlangıç noktası olarak almışlardı.

Oğuz Kağan destanının Türklerin tarih yazımında toplumsal cinsiyet rollerini yönlendirip yönlendirmemiş olduğu henüz araştırılmış bir konu değildir. Aşağıda Moğol tarih yazımından vereceğim örnekler belki bu konuya ışık tutar.

Çinggis Han daha dokuz yaşında iken babası tarafında gelecekteki kayın pederi Dey Seçen’in obasına güvey hizmetinde bulunması için bırakıldıktan bir müddet sonra, nihayet nişanlısı Börte ile evlenir. Börte tarihe Çinggis Han’ın dört oğlu Cöçi, Çağaday, Ögedey ve Tolui’nun annesi olarak adını yazdıracak; Çinggis Han’ın gençlik ve mücadele yıllarında ona en zor kararlarda yol gösterebilecek kadar dirayet sahibi olduğunu kanıtlayacaktır.

Genç Temücin’in 1206’da Çinggis Han unvanını almasından sonra Börte’nin daha geri planda yer aldığı görülür. Çinggis Han Tatarları yendikten sonra Yeke Çeren’in kızı Yesügen hatunu “kendine” alır. Ancak bu hatun savaş sırasında kaybolan ablası için “ablam Yesüi benden daha üstün meziyetlere sahip ve bir han için daha muvafıktır. O bundan biraz önce evlenmişti. Bu karışıklık esnasında kimbilir nerede kaldı” der. Bunun üzerine Yesüi’yi buldururlar ve Çinggis Han onun tasvir edildiği gibi güzel olduğunu görünce, onu “kendisine alarak” şerefli mevkie oturtur (Gizli Tarih, s.155-156).   

Merkitleri yendikten sonra ise onların ileri gelenlerden biri Kulan adındaki kızını Çinggis Han’a takdim etmek için yola çıkar. Ancak Ba’arin beyi Nayaa “şimdi yola çıkarsanız askerler size rahat vermez” diyerek onları üç gün alıkoyar. Çinggis Han ise Nayaa Noyan’a çok kızınca Kulan Hatun “Eğer biz Nayaa’dan başka askerlere rastlamış olsaydık, tehlikeli duruma düşmüş olabilirdik [….] Ey Hanım! Benim de Tanrı’nın inayetiyle anam ve babam tarafından dünyaya getirildiğim gibi inceden inceye muayene edilmeme müsaade et” deyince, Çinggis Han “aynı gün esaslı bir muayene yaptırdı ve neticede sözlerinin doğruluğu anlaşılınca onu sevgisiyle taltif etti (s. 197)”. Bütün bu olaylara Börte’nin tepkisi ne olmuştur? 13. yüzyılda yazılan Moğolların Gizli Tarihi bu konuda bize bilgi vermez.  

Ancak bu olaylardan 450 yıl sonra Budist bir prens tarafında yazılan Mücevher Kıymetinde Tarih adlı eserde olay farklı anlatılır. Burada Çinggis Han “Daha hiçbir başarı elde etmediğim zamanda tanıştığım hatunum Börte beni evde beklerken, onun karşısına geçip kendime Kulan’ı aldım demek zor. Etrafta başkaları varken karşılıklı tatsız sözler söylemek ve kavga etmek utanç verici. Onun için sizlerden biri önden gitsin ve Börte Hatun’a durumu anlatın” der. Daha sonra içeri girince de Börte’nin önünde eğilerek saygıyla “Hatunum Börte uzaktaki halkları kendime bağlayabilmek için Kulan’ı kendime hatun yaptım” açıklamasını yapar.

“Hatun Börte’nin istekleri dikkate alınıyor mu?” diye başlayan diğer bir pasajda ise Börte şöyle der: “Hanımız gerçekten çok güçlü, Efendimiz gerçekten yoldaşlarını (nökerlerini) ve dostlarını iyi tanıyor. Gölün kamışlığı içinde ördekler çok ama efendimiz parmakları acıyıncaya kadar ok atmasını bilir. Bütün bu halklarda sayısız kız ve kadın var; bunların arasında hangilerinin bahtlı olduğunu da efendimiz bilir. ‘Kadınlar ger denilen çadır evi kendi başlarına taşısın. At kendi eyerini kendi bağlasın’ demişler. Sağlık olsun! Efendimiz kağanın otağının altın kemeri güçlü olsun! Bir kadın nedir ki?”.

Bu pasaj 13. yüzyıl tarihçisinin suskun bıraktığı Börte’yi ve hissiyatını 17. yüzyılda karşımıza çıkarmaktadır. Şiir formatında- ifade edilen Börte’nin bu “yarlıklar”ı, John Krueger tarafından yayımlanmıştı. İki tarih arasındaki bu fark nereden geliyor derseniz, Moğol toplumu değişmiştir. Artık kadınlar fetihler peşinden koşan asker ve kumandanların gölgesinde kalan varlıklar değil de, kendi hissiyatlarını dile getirebilen insanlardır. Üstelik erkek bir yazarın kaleminden.