Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

ABD’nin silahlı eylem geçmişi

ABD’li Havadurumu Yeraltı Kuruluşu, Vietnam Savaşı’na son vermek için “savaşı ülkeye getirmeye” karar vermişti. Redford, bu örgütün, geçmişinden kurtulamayan üyesini canlandırıyor. 

Geçmişin Sırları, bir politik aksiyon sayılabilir. Yönetmen Redford’a eski kuşak Hollywood yıldızlarının eşlik ettiği film, Amerikan sinemasının dramatik vasatlarını aşamıyor belki ama yine de ilginç. 

Mesela ‘68 gençlik hareketleri denince akla en son gelecek ülkelerden ABD’de bir silahlı sol hareketin faaliyet gösterdiğini öğrenmek ilgi çekici. Çünkü genellikle İtalya’da Kızıl Tugaylar, Almanya’da Baader-Meinhoff (RAF), Türkiye’de THKP-C, Yunanistan’da 17 Kasım gibileri 1970’lerde Avrupa’yı kasıp kavururken, ABD’nin buna barışçıl hippi hareketiyle cevap verdiği sanılır. Oysa Neil Gordon’un romanından uyarlanan film, “sert” eylemlere imza atan ve “şehir gerillası” konseptine dayalı bir örgütün gerçek olaylardan esinlenilen öyküsünü konu alıyor. 

Film bilindiğini varsayarak anlatmıyor ama, kısaca Weathermen olarak bilinen “Weather Underground Organization” (Havadurumu Yeraltı Kuruluşu), Michigan Üniversitesi’nde kurulan silahlı bir sol örgüt. Bu tuhaf ismi, Bob Dylan’ın bir şarkısında geçen şu dizeden alıyor: “Rüzgarın nereden estiğini bilmek için havadurumu uzmanına ihtiyacınız yok.” Tıpkı Avrupa’daki muadili örgütler gibi, “akademik-demokratik” mücadele veren gençlik hareketi içinden evriliyor. Üyeleri, Demokratik Toplum İsteyen Öğrenciler adında yasal bir derneğin içindeyken önce (bizdeki Dev-Genç’i akla getiren) Devrimci Gençlik Hareketi ismiyle bir fraksiyon olarak ayrılıyor. Sonra da 1969’da, o dizeyle başlayan “bildirge”yle silahlı eylem için yeraltına çekildiklerini ilan ediyorlar. Bildirgelerinde “Amerikan emperyalizmini yıkmak”, “sınıfsız toplum”, “komünizm” gibi hedeflerden bahsedilse de, kuruluş amaçları Vietnam Savaşı’na son vermek. Barışçıl öğrenci eylemleriyle, kampüs protestolarıyla bunu başaramayacaklarını anlayınca, geriye bir tek yol kaldığı fikrine kapılıyorlar: Savaşı ABD topraklarına taşımak! Sonra gelsin bombalamalar, adam kaçırmalar, banka soygunları ve ölümler… 

Film işte bu örgütün, bir polisin ölümüyle sonuçlanan soygun girişimine katıldıkları halde FBI’ın elinden kurtulan üç üyesinden birinin 30 yıl sonra teslim olmaya karar vermesiyle başlıyor. Geçen zaman içinde bambaşka kimliklere, hayatlara, zihniyet dünyalarına savrularak “düzen”e ayak uydurmuş bu üç eski tüfek militanın kendi tarihlerine yönelik özeleştiri ya da savunmaları, bugün duvarlara “kahrolsun bağzı şeyler” yazan ’90 kuşağına biraz fazla idealist gelebilir ama başkaldırının poetikasında çok fazla tanıdık tat bulacakları da kesin. 

Oyuncuların 30 yıl öncesinin genç militanları olamayacak kadar yaşlı olmaları, filmin politik temasının büyük ölçüde aksiyona feda edilmesi, özellikle “geçmiş muhasebesi” diyaloglarında karakterlerin birbirleriyle değil seyirciyle konuşmaları gibi kusurları bağışlanırsa, bu filmi görmek vakit kaybı değil.

Dila Balcı

Devamını Oku

Son Haberler