Devrik padişahın kızlarının özgürlük ve intikam aşkı

Sultan 5. Murad’ın kızları Hatice ve Fehime Sultanlar, amcaları 2. Abdülhamid tarafından yıllarca ev hapsinde tutulduktan sonra istemedikleri kişilerle evlendirildiler. Hatice Sultan intikamını Abdülhamid’in kızı Naime Sultan’ın kocası Kemaleddin Paşa ile yaşadığı yasak aşkla aldı. İki sultan da Abdülhamid döneminde katlandıkları mutsuz evliliklerine 2. Meşrutiyet’in ardından son verip, kocalarını boşadılar. Ancak Hanedan’ın sürgününden sonra, özellikle Fehime Sultan’ın dramı devam edecekti. 

Amcası Sultan Abdülaziz’in askerî darbe ile tahtından indirilmesi üzerine 30 Mayıs 1876’da Osmanlı tahtına 5. Murad çıktı. Saltanatının ilk haftasında akıl sağlığı bozulunca, tedaviyle geçen üç ayın ardından geçici cinnet sebebiyle devlet erkânı tarafından tahttan indirilmesine karar verildi. Veliaht Şehzade Abdülhamid Efendi’nin ısrarıyla “cünun-ı mutbık” yani “cinnetinin asla iyileşmeyeceği” teşhisine göre verilen fetva ile 31 Ağustos 1876’da tahttan indirilip Çırağan’da oturması kararlaştırıldı. 

Yerine geçen kardeşi 2. Abdülhamid’i devirip 5. Murad’ı tekrar padişah ilan etmek isteyenlerin birkaç kaçırma teşebbüsüne engel olundu. Ali Suavi ve arkadaşlarının başarısız darbe girişimi üzerine de 5. Murad ailesiyle birlikte Çırağan’da hapsedildi. 

Amcası Abdülhamid’i şikayet etti 5. Murad’ın küçük kızı Fehime Sultan da ablası Hatice Sultan gibi yıllarca gün yüzü görmeden yaşatılmış, hoşlanmadığı biriyle istemeden evlendirilmişti. Kadın sultanın Galip Paşa ile zoraki evliliğini ve boşanmasını yazdığı mektup, bugün istibdad dönemine “içerden” tanıklık eden bir belge niteliğindedir. Fehime Sultan’ın 1925’te Atiye Sultan’a gönderdiği portresi. 

Sabık padişahın bir süre sonra sağlığının düzeldiği iddia edilir. 2. Abdülhamid, Veliaht Şehzade Reşad, Şehzade Vahdettin, Abdülmecid ve diğer şehzadelerin, hafiyelerin tarassudu altında serbest dolaşmalarına izin verse de, ağabeyine klasik Osmanlı çağındaki şehzadelerin maruz kaldıkları tecrit şartlarını uygun gördü. 5. Murad ailesi ile birlikte saray dışını hiç görmeden 28 yıl yaşadı ve 1904’te öldü. 2. Abdülhamid ağabeyine ve çocuklarına iyi baktığını, Çırağan’da tecrit altında yaşayan yeğenlerinin eğitimleriyle ilgilendiğini ama onların kendi aleyhine dönerek küfran-ı nimet ettiklerini söyler. 

5. Murad’ın kızları 

Sultan 5. Murad’ın büyük kızı Hatice Sultan 1870’te, küçük kızı Fehime Sultan ise 1875’te dünyaya gelmiştir. Babalarının tahttan indirilmesi sırasında henüz altı yaşında olan Hatice ile bir yaşındaki Fehime Sultan da babalarıyla birlikte hiç dışarıya çıkmadan çocukluk ve ilk gençliklerini “Çırağan Sarayı Hapishanesi”nde geçirdiler. İki kız da Çırağan’da iyi yetişmiş, bizzat babalarından, saray kalfaları ve yabancı muallimlerden gayet güzel konuşup yazacak kadar Fransızca, piyano ve beste yapabilecek seviyede Batı müziği eğitimi almışlardır. 

Bu zaman diliminde en önemli husus, evlilik çağı gelen hatta o devrin şartlarında geç bile kalınan Hatice ile Fehime Sultanların evlendirilmeleri meselesi olmuştur. 2. Abdülhamid’in ağabeyinin kızlarını kasten geç evlendirdiği öne sürülür. Oysa 5. Murad’ın annesi Şevk-i Efsar’ın 15 Eylül 1887’de Sultan 2. Abdülhamid’e yazdığı bir teşekkür mektubunda kızların evliliklerinin çok erken gündeme geldiği anlaşılıyor. Babaanne Şevk-i Efsar o tarihte vücutça zayıf olduklarından ve Hatice’nin 17, Fehime’nin 12 yaşında olmasından dolayı padişahın yeğenlerini evlendirme niyetinin şimdilik ertelenmesini ve ileride bu merhamete yeniden nail olmalarını diliyor [Belgedeki imza Şevk-efza’dır. BOA.Y.PRK.SGE. 2/19]. Bu teşebbüsten sonra bir daha 2. Abdülhamid’in yeğenlerini evlendirmek gibi bir niyeti olmamış ve ancak kızların ısrarlı talepleri üzerine evlilikleri gündeme gelebilmiştir. 

Sultanların evlendirilmesi 

Aradan 14 yıl geçtikten sonra tahtından indirilmiş bir padişahın zamanın şartlarına göre yaşları oldukça ilerlemiş kızlarına talip olmak insanları ürkütüyordu. Sultanlar, kendilerini çocuk yaşta evlendirmeye kalkıştıktan sonra unutan amcaları 2. Abdülhamid’e evlenmek istediklerini ısrarla ilettiler. Babalarının yanına asla dönmemek ve gelin edilmek üzere 1901’de Yıldız Sarayı’na alındıklarında 25 yıl hapis hayatı yaşayan Hatice 31, Fehime 26 yaşına gelmişti. Rivayete göre Fehime Sultan, Çırağan’dan Yıldız’a götürüleceği sırada araba ve beygiri ilk defa görüp dehşete kapılmış. Yıldız’a yerleştikten sonra damad namzetlerini beklerlerken, 2. Abdülhamid yeğenlerine sonunda müjdeyi vermiş ve çeyizlerini sergilemeye başlamışlar. 

Hatice Sultan’a namzet olan Vasıf Bey, asla padişah kızlarına denk olmayan bir sosyal çevrenin mensubu, düşük rütbeli, görünüşü çirkin, kaba saba bir sorgu yargıcı imiş. Fehime Sultan’ın namzedi ise 2. Abdülhamid’in bendegânından Posta Telgraf Nezareti Yönetim Kurulu üyesi Tevfik Bey’in Mülkiye Mektebi mezunu oğlu Galip Bey olmuş. Bu iki damat adayı da Abdülhamid’in tercihleriyle belirlenmiş ve damatlara verilmesi usulden olan vezaret unvanını Galip Bey’e vermiş ama Hatice Sultan’ın namzedi Vasıf Bey’e uygun görmeyip emirü’l-ümeralıkla yetinmiş. Abdülhamid’in kendi kızları Naime ve Zekiye Sultanların saraylarının bulunduğu Boğaziçi sahilinde, Ortaköy’den Kuruçeşme’ye kadar uzanan sultan saraylarının hizasına Hatice ve Fehime Sultanlar için de mütevazı saraylar yaptırılmış. 

Hatice ve Fehime Sultanların düğünleri (Abdülaziz’in kızı Emine Sultan ile birlikte) Eylül 1901’de Yıldız Sarayı’nda yapılmış. Saltanat şatafatı ihmal edilmeden yapılan düğünlerin ardından Hatice ve Fehime Sultanlar kocalarını ilk gördüklerinde hiç hoşlanmamışlar; amcalarının kendilerini kasten küçük düşürmek için bu damat adaylarını seçtiğini düşünmüşler. Abdülhamid’in kendi kızlarına o zamanın en saygı duyulan askerlerinden Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşa’nın yakışıklı oğullarını seçmesine rağmen, kendilerine layık görülen kocaların kaba saba adamlar olmalarını padişahın hakareti olarak telakki etmişler. Uzun süre harem dairesine almadıkları, zevcelik etmek istemedikleri damatları selamlıklarda yatırmışlar. 

Yasak aşk bir intikam mıydı? 

Had safhada mutsuz olan Hatice Sultan’ın, sarayına komşu olan Abdülhamid’in kızı ve kuzeni Naime Sultan’ın kocası Kemaleddin Paşa’yı tanımasıyla Osmanlı hanedan tarihinde bir benzeri daha olmayan olaylar zinciri başlamıştır. Hatice Sultan Kemaleddin Paşa’ya âşık olur veya bazılarının iddiasına göre 2. Abdülhamid’den intikamını almak için Naime’nin kocasını ayartır! Önce basit bakışmalar, mektuplaşmalarla başlayan ilişki, giderek Kemaleddin Paşa’nın Hatice Sultan Sarayı’na gizli yollardan veya merdiven dayayarak girmesiyle ileri bir safhaya taşınır. Niyazi Ahmet Banoğlu’nun yayımladığı mektuplara bakılırsa bir aşk hikâyesi dile geliyor ama iki tarafın da endişeleri, şüpheleri bu aşkı gölgeliyor. 

Yaklaşık üç yıl süren bu yasak ilişki, giderek İstanbul halkının da diline düşer. Olayın bizzat padişah tarafından duyulmasını sağlayanın Hatice olduğu iddialarının yanında, hafiyelerin jurnalleriyle Abdülhamid’i haberdar ettiği de anlatılır. Hatta, evhamını tetiklemek için, padişaha Kemaleddin Paşa’nın karısı Naime Sultan’ı zehirleyeceğinin söylendiği rivayet edilir. 

“Yasak aşk”ın kadın kahramanı Sultan 5. Murad’ın büyük kızı Hatice Sultan, amcası 2. Abdülhamid tarafından kendisine denk bulmadığı Vasıf Bey ile evlendirilmiş, daha sonra padişahın damadıyla yaşadığı yasak aşkla belki de Osmanlı sarayında eşi benzeri görülmedik bir intikam almıştı. 

Mehmed Tevfik Biren’in hatıralarına göre, Naime Sultan hastalandığında tedaviye gelen doktor Hakkı Şinasi Paşa’nın kakodilat enjeksiyonu vermesi gerekmiştir. Jurnalciler tarafından Kemaleddin Paşa’nın talimatıyla sultana zehir şırınga edileceği jurnal edilince Abdülhamid küplere biner. Kendi usulünce yaptığı tahkikatta kakodilatın zehir olup olmadığını soruşturur ve her ilaçta olduğu gibi bir miktar zehir olduğu doğrulanınca, doktoru önce Basra’ya sonra Konya’ya sürgün eder. Hekimler ve diş tabipleri tarafından kakodilatın tedavilerde kullanılmasını da yasaklar. 

Padişah bu olay üzerine 1904’te kızı Naime Sultan ile olan nikahını feshettiği Kemaleddin’in rütbelerini söktürüp Bursa’ya sürdürür. Hatice Sultan’a ise bir yaptırımda bulunmaz. 

Modern bir Osmanlı kadını 
Fehime Sultan’ın, Hanedanın yurtdışına sürgün edilişinden sonra Nice’de çektirdiği bir stüdyo fotoğrafı (üstte) ve kartviziti (altta). Gazi Osman Paşa Ortaokulu olarak kullanılırken sabotaj sonucu yanan ve otel yapılmak üzere restorasyonu süren Fehime Sultan Yalısı. 

2. Meşrutiyet’in ilanıyla sürgünden dönen Kemaleddin Paşa’nın Hatice Sultan’a olan ilgisi azalmamış, hatta evlenmek istemişse de Hatice Sultan tarafından reddedilmiştir. Bu arada Hatice Sultan’ın Vasıf Paşa ile olan evliliğinin bitirilmesi için amcası Şehzade Vahdettin’in aracılığını talep ettiği anlaşılıyor. Sultan Abdülhamid henüz tahttan indirilmediği halde istibdat zamanında padişahın en güvendiği kardeşi olan Vahdettin’in ağabeyi aleyhine yazdığı cümleler, 2. Meşrutiyet’in sağladığı güven ortamından ileri gelir. 5. Murad’ın zulme uğradığını belirterek başladığı 3 Şubat 1909 tarihli mektubunda Hatice Sultan’ın baskı ve zorlama ile arzusu hilafına hiçbir meziyeti olmayan biriyle evlendirilmesi hukuka uygun olmayacağından, mahkeme yolu açık olsa da halkın diline düşmemek için boşanma işinin sadrazam tarafından halledilmesini talep eder [BOA.YEE.KP. 34/3357]. 

Fehime Sultan’ın kötü kaderi Meşrutiyet’in ikinci senesinde Galib Bey’den ayrılarak Mahmud Tevfik Bey isminde küçük rütbeli genç bir subay ile evlenen Fehime Sultan, Nice şehrinde vefasız kocası tarafından dolandırılarak terkedilecek, son yıllarını yokluk içinde geçirecek ve 1928’de hayatını kaybedecekti. Fotoğraf vefatından yaklaşık bir yıl önce çekilmiştir. 

Hatice Sultan bu mektuptan iki ay sonra Hariciye Nezareti kâtiplerinden Rauf Bey ile evlenir. Hayri ve Selma adlı iki çocuğu olduktan sonra 1918’de ondan da boşanır. Hanedanın yurtdışına sürgününde Beyrut’a yerleşir ve 1938’de orada vefat eder. Kızı Selma Hanımsultan, Hint mihracelerinden biriyle evlenmiştir. Saraydan Sürgüne adıyla ailesinin romanını yazan Kenize Murad, Selma Hanımsultan’ın kızıdır. 

Fehime Sultan’ın dramı 

Ablasının baskın kişiliği yanında biraz gölgede kalsa da kendine özgü bir kişiliği olan Fehime Sultan ise biraz sinirli olmakla tanınmış. Sinir nöbetleri geldiğinde 2. Abdülhamid’in doktoru İbrahim Paşa başta olmak üzere saray doktorları tarafından muayene edilip, sağlık raporları Yıldız’a sunulmuş. Uzun süre kapalı kapılar ardında kalmasından başka, sinirini tetikleyici bir sebep olmamalı ki verilen bir raporda bisiklete binmesi, top oynaması, denize girmesi öneriliyor. 

Hatice Sultan ve kızı Selma Galip Paşa’dan boşandıktan sonra Rauf Bey ile evlenen Hatice Sultan’ın Hayri ve Selma adlı iki çocuğu olmuştu. Sultan, hanedanın yurtdışına sürgününde Beyrut’a yerleşecek ve 1938’de orada vefat edecekti. Bir Hint mihracesiyle evlenen kızı Selma Hanımsultan (altta), Saraydan Sürgüne adıyla ailesinin romanını yazacak olan Kenize Murad’ın annesidir. 

Kumral, lacivert gözlü, beyaz tenli sultanın duygusal tarafı ağır basıyor. Bestelerinin bazılarının notaları basılmış. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, 1901’de Mülkiye Mektebi mezunlarından Galib Bey ile evlendirilmiş. Meşrutiyet’in ikinci senesinde Galib Bey’den ayrılarak Mahmud Tevfik Bey isminde küçük rütbeli ve kendinden genç bir subay ile evlenmiş ama Sultan Reşad tarafından bu evlilik hanedana uygun bulunmamış. 

Hanedanın yurtdışına sürgününde, birlikte Fransa’nın Nice şehrine yerleştikleri kocası büyük bir vefasızlık göstererek onu orada terketmiş ve bütün maddi birikimini de dolandırarak Fehime Sultan’ı sefaletin kucağına itmiştir. Zenci halayığının dilencilik yaparak elde ettiği paralar ile küçük bir odada ömrünü geçirip 1928’de bu dünyaya veda etmiştir. Bu Mülkün Kadın Sultanları adlı eserinde belirttiğine göre, gençliğinde Çırağan’daki Farsça eğitiminde özenle kullandığı ciltli defteri Necdet Sakaoğlu’nun arşivindedir. 

Yakın zamanlarda Fehime Sultan’ın Taksim Atatürk Kitaplığı’nda bir mektubu ortaya çıktı. Mektupta muhatap olarak Mahmud Şevket Paşa’ya bir hitap yoksa da, içeriğinde Harbiye Nazırına yazıldığı belirtiliyor. Osmanlı devrinin son döneminde yetişen bir padişah kızının fikir düzeyi ve üslubunu göstermesi açısından, Abdülhamid’in dönemini “istibdat devri” olarak nitelendirdiği bu mektubun geniş bir özetini bugünkü Türkçe ile veriyoruz. 

Fehime Sultan’ın isyanı

‘İstibdat devrinde gasp edilen haklarımı arıyorum’

Fehime Sultan’ın Mahmud Şevket Paşa’ya evliliği, boşanması ve bir askerle yeniden evlenme isteği hakkında yazdığı mektup, amcası 2. Abdülhamid devrindeki baskıyı en yakından yaşayan bir hanedan kadınının hürriyet özlemini yetkin bir üslupla dile getiriyor (özet). 

“Malumunuzdur ki 2. Abdülhamid’in istibdat yönetiminde babamızın yanından alınarak dört yıl Yıldız’ın kat kat duvarları içinde mahsur edildikten sonra gönülsüzce, istemediğim halde Galip Paşa ile evlendirildim. O zaman zulüm ve istibdat devrinde insan hukukunu arayamadığından, daha doğrusu söz söyleme özgürlüğüne sahip olmadığından ister istemez bu duruma tahammül ettim. Amcamın zalimce kıydırdığı nikah ile Galip Paşa ile aramızda hukuki bir bağ oluştuysa da… sizi babam makamında telakki ettiğimden utanarak beyan ederim ki asla onun eşi olmadım. Dokuz sene istemediğim, zorla koca olarak tanıdığım bir adamla hayatımı geçirmeye mecbur oldum ki bunun ne kadar acı ne kadar dayanılmaz ıstırap dolu bir hayat olduğunun takdirini insafınıza bırakıyorum. An geldi, özgürlüğün parlak güneşi Rumeli’nden parladı [Hareket Ordusu’nun Selanik’ten İstanbul’a gelişini kastediyor]. O zalim idareyi kahredip mutluluk dönemini getirdi. Bu bizim gibi felakete uğramışlar için mutluluğun müjdesi idi. 

Meşrutiyet’in ilk yılları kavuştuğumuz şu beklenmeyen özgürlüğün verdiği dalgınlıkla geçti. Bu hal olağandı. Çünkü dünyaya geldiğim günden beri beni kucaklayan felaketten kurtulacağım o mutlu gün gelmişti. Herkes medeni ve kişisel haklarına ulaşıyor. Sürgünler sürgün yerlerinden, mahpuslar zindanlarından çıkıyor. Çoktan beri yüzüne hasret kaldıkları analarına, babalarına koşuyor. Her gün gazetelerde bu gibi sevinçli haberlere rastlıyorum. İşte o zaman düşündüm ki madem ki Kanun-ı Esasi bize eşit olarak her hukuku veriyor, şeriat boşanmayı hak gösteriyor, neden ben de herkes gibi istibdat devrinde gasp edilen haklarımı arayıp talep etmeyeyim. Neden dokuz yıldır çektiğim bu felakete bir son vermeyeyim. Dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş dünya uygarlıklarını hayrete düşüren o şanlı ordunuza karşı bir bağlılık hissediyor, sizin mert, kahraman namuslu oğullarınızdan birinin eşi olmayı hayal ediyorum. Meşrutiyet devrinden manen maddeten zarar gören Galip Paşa ise kendisinden ayrılma ihtimalimi görerek gece gündüz içmekle vakit geçirip o kadar kötü hareketlere başladı ki artık tahammülüme imkan kalmamıştır. 

Bunun üzerine artık birlikte yaşamanın mümkün olamayacağını küçük amcama (Vahdettin olmalı) arz ederek bu felaketten kurtulmamı büyük amcama (Sultan Reşad) arz etmelerini rica ettim. Bundan haberdar olan Galip Paşa pek arzu ettiğim askerlerle evlenmeme mani olmak için alçakça bir iftira attı. Ailesi de intikam sevdasıyla ona uydular. Bu uydurmalar, iftiralar üzerine mahkeme-i şeriyyeye müracaatla boşanma davası açtım. Bundan altı ay önce boşanmayı başardım. Genç bir sultan olmamdan dolayı birçok taliplerin sonu gelmez rahatsızlıklarına maruz kaldım. Amcamın (Sultan Reşad) Kosova seyahatinden on beş gün önce seçtiğim bir subayla evlenmeme izin vermesini istirham ettim. Haber göndereceklerini vaad ettikleri halde ses çıkmadığı gibi ikinci evliliğimi tanımayacakları haberini aldım. Bu arada evleneceğim subayın annesi ve kız kardeşini almak üzere İstanbul’a izinli geldiğini haber alınca vekil ve şahitlerini de seçmesi haberini gönderdim. Nikâhımız kıyıldı, cemiyetimiz yapıldı. Padişah Kosova’dan döndükten sonra kocamın İstanbul’da kalmasını istirham eyledim. Biz karışmayız, Harbiye Nazırı karışır denildi. Şefkatli babam, işte size durumu arz ettim. Mağdur ve rahmetli pederimin ruhunu şad etmek isterseniz gereğini yapmanızı istirham ederim efendim. 

30 Haziran 1911 

Sultân Murâd kızı Fehime