Adamın dibi lafını duyunca “Şimdi bu bana iyi bir şey mi söyledi” diye düşünmekten alıkoyamıyor insan kendini. Zira bir şeyin dibinin iyi olması nadir görülen bir durum. Belki bir istisna kazandibi olabilir ama son yıllarda “adamlığın yüksekliğini” anlatmak için, gayet pozitif anlamda kullanılan bu tabir belki de bir erkek ironisi!

Özellikle son 10 yılda popüler dizilerdeki kullanımlarıyla birlikte yaygınlaşan, başlarda ironik tınılarla sarf edildiği ağızlara bile zaman içinde daha ciddi şekillerde sızan, yapışan, duyanı inceden sinir etse de kullanmaktan alıkoymayan nurtopu gibi bir terimimiz var: “Adamın dibisin” ya da “Adamsın, adam”! Başta “adam”ı işkillendiriyor. “Şimdi bu bana iyi bir şey mi söyledi” diye düşündürüyor. Zira herhangi bir şeyin dibinin iyi olması nadir bir durum. “Dibi görmek”, “dibe vurmak” olabilecek en kötü duruma düşmek anlamına gelirken, “zıkkımın kökü/dibi” yemek beğenmeyen nankörlere, “cehennemin dibi” ne hâli varsa görsün dediklerimize lâyık gördüğümüz laflar…

Gazı kaçmış içeceğin, acılaşan kahvenin, ateşte unutulmuş yemeğin tortusunun kaldığı tencerenin dibinin de hayırla anıldığı pek görülmemiş. Belki kazandibi olabilir bunun istisnası diyeceğiz ama birinin adamlığının yüksekliğini anlatmak için seçtiğimiz kelimenin sütlü bir tatlıdan esinlendiğini iddia etmek de zor.

Adamın dibisin

(1) Ataerkil toplumlarda bir iltifat sözü. (2) Adamlığın her zaman üstün, şahane, yüksek bir mevki olduğu önkabulüyle, yerine göre “teşekkür ederim”, “helal olsun”, “aferin, bravo” anlamlarında kullanılan cinsiyetçi bir deyim.

Dibini bırakıp adamlığın kendisine gelirsek… Her zaman “hasının”, “adam gibisinin”, “vurdu mu oturtanı”, “hiç ağlamayanının, belki arada bir gözüne toz kaçanının” makbul olduğu bu ulu mevki, elbette yalnızca “adamsın”, “adamın dibisin” deyimlerinde karşımıza çıkmıyor. Başka pek çok dilde de “insan”la eşanlamlı olarak kullanılan “adam”, doğru ve iyi olanın ölçü birimi olarak erkekliği işaret ediyor. Hatta bazen kadınlar için bile… Örneğin işini düzgün yapan bir kadına da “adam gibi iş yapıyor”, görünüşüne özen gösterene “adama benzemişsin” diyebiliyoruz.

Adamlığın norm olduğu bu düzende yalnız kadınlar değil, bu adamlık çağrısına cevap vermeyen herkes de “harbi delikanlılar gezegeni”nden dışlanıyor. Biz hiçbir zaman kaba kuvvetiyle değil zekası, bilgisiyle varolana, racon kesmek yerine müzakere eden, anlamaya, anlaşılmaya çalışana, astığı astık, kestiği kestik olmak yerine duyarlı, zarif, komplekssiz olana yakıştırmıyoruz “adam gibi adamlığı”. Bunlar adamlık terazisinde hafif çekiyor; kadınsı, pasif, zayıf bulunuyor. Her kesimden siyasetçilerin “laiklik adam olmaktır”, “madam değil adam gibi ölmek” gibi beyanları da durumu daha iyiye götürmüyor tabii…

Bu durumda adamlıkla derdi olanlara da, “adamın dibiyseniz orada kalın” demekten başka çare kalmıyor.