56. ÖLÜM YILINDA, İLK DEFA ORTAYA ÇIKAN BELGELER

Prof. Dr. Haluk Oral’ın 20 yıllık araştırmasının ürünü olan Nâzım Hikmet’in Yolculuğu isimli kitap, ölümünün 56. yılında çeşitli etkinliklerle anılan ünlü şairin hayatına dair hiç bilinmeyen bilgi, belge ve detayları bir araya getiriyor. 

Kitapta Nâzım Hikmet’in Selanik’ten Moskova’ya uzanan yolculuğu, mektuplar, belgeler ve ilk defa sergilenen fotoğraflar eşliğinde adım adım canlanıyor. 

 Bundan 56 yıl önce, 3 Haziran 1963’te bu dünyadan ayrılan Nâzım Hikmet, ölüm yıldönümünde çeşitli sergi ve yayınlarla anılmaya devam ediyor. Prof. Dr. Haluk Oral imzasını taşıyan ve yazarın 20 yıllık uzun soluklu araştırmasının meyvesi olan Nâzım Hikmet’in Yolculuğu isimli kitap, ünlü şairin bilinmeyen yönlerini, ailesinin üzerindeki etkisini ve hayatının gizli kalmış noktalarını yeni belgeler eşliğinde okura sunuyor. 

Nâzım Hikmet’in yolculuğuna büyük dedeleri Müşir Mehmet Ali Paşa ve Mustafa Celâleddin’den itibaren, aile seceresinin izini sürerek başlayan kitap, Osmanlı döneminden cumhuriyete, devlet yönetiminde önemli görevler almış, şiirle, resimle, edebiyatla ilgilenmiş aile üyelerinin Nâzım üzerindeki etkilerini takip ediyor. Ayrıca anne ve babasının boşanması, Bahriye Mektebi’ndeki öğretmeni Yahya Kemal’le ilişkileri, Mustafa Kemal’le görüşmesi, Kurtuluş Savaşı sırasında Almanya’dan gelen Spartakistlerle karşılaşarak sosyalist düşünceyle tanışması gibi kırılma noktaları da kitabın öne çıkan vurguları arasında. 

Prof. Dr. Haluk Oral aynı zamanda serginin de küratörü. 

Haluk Oral, Nâzım’ın güreşçiliği, 1928’de Hopa Cezaevi’ndeki mahkumlara ve Hopa Kaymakamı’na yeni alfabe dersleri vermesi, kavgayla başlayan tanışıklıkları daha sonra dostluğa dönüşen Naci Sadullah’la ilişkileri gibi ilginç anekdotlarla birlikte, bulduğu yeni belgelere dayanarak Nâzım Hikmet’in hayatına dair bazı tarihlendirmeleri de düzeltiyor. 

Kitabı tamamlar nitelikte bir sergi de geçen ay içerisinde Nâzım Hikmet’i daha yakından tanımak isteyen ziyaretçilerle buluştu. İş Sanat Kibele Galerisi’nde açılan ‘Nâzım’a Yolculuk’ başlıklı serginin küratörlüğünü Haluk Oral, proje koordinatörlüğünü Rûken Kızıler, tasarımını ise Emre Senan yaptı. Sergi, Nâzım Hikmet’in şimdiye kadar bilinmeyen yönlerine dair ilk kez gün yüzüne çıkmış 1000’e yakın belge, mektup ve görsel materyali biraraya getirdi. İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan kitap da bu yeni belgelerden hareketle şairin biyografisine önemli katkılarda bulunuyor. 

Üzerinde ellerinin izi 

Adını şairin “Açıyorum birer birer kitaplarını. Satırlarının üzerinde ellerinin izi var” mısralarından alan “Nâzım Hikmet’in Ellerinin İzinde” sergisi ise Yapı Kredi Bomontiada ALT’ta devam ediyor. Serginin küratörlüğünü M. Melih Güneş, tasarımını Aykut Genç yapıyor. 23 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek olan sergi, şairin sağlığında 40’a yakın dilde yayımlanmış, Brezilya’dan Japonya’ya, Sovyetler Birliği’nden ABD’ye kadar dünyanın pek çok ülkesinden toplanmış kitaplarını Türk edebiyatseverlerle buluşturuyor. 

Nâzım Hikmet’in Moskova’daki evinde 55 yıldır korunan çalışma odasından getirilen kendi kitapları ve daktilosu serginin en önemli parçaları arasında yer alıyor. M. Melih Güneş’in geri dönmemek üzere Türkiye’ye getirdiği bu kitaplar, Nâzım Hikmet mirasının “memlekete” dönen ilk parçaları… Ayrıca şairin İtalya’da basılan bir kitabı için Abidin Dino’nun yaptığı illüstrasyonlar ve Ara Güler tarafından Moskova’daki çalışma odasında çekilen imzalı fotoğrafları da ilk kez bu sergiyle İstanbul’da izleyicilerle buluşuyor. 

23,5, Dink’in anısına hafıza mekanı

“23,5 Hrant Dink Hafıza Mekanı”, 19 Ocak 2007’de katledilen gazeteci-yazar Hrant Dink anısına eski Agos ofisinde açıldı. 

Hafıza Mekanı için Holokost kamplarından darbe dönemi trajedilerinin yaşandığı yerlere dünyanın pek çok bölgesindeki farklı örnekler incelendi. 

Küratörlüğü ve tasarımı Hrant Dink Vakfı ekibine ait olan mekan, Hrant Dink’in bugüne kadar aynen muhafaza edilen çalışma odasını ve Agos gazetesinin eski ofisini bir hafıza mekanına dönüştürerek, 60 video, yüzlerce fotoğraf ve Agos’un 2007’ye kadarki arşiviyle birlikte ziyarete açıldı. Geçmişte yaşananlardan ders alarak, geleceği daha yaşanabilir hâle getirme amacıyla hazırlanan mekan, 80 yaşındaki sanatçı Sarkis’in “acılardan pırlanta yaratma”yı esas alan “Tuz ve Işık” adlı yerleştirmesi ile Horst Hoheisel ve Andreas Knitz’in “Büyükelçilik Kurma Projesi”ne de süresiz evsahipliği yapacak. Çalışmalarına 2015’ten beri devam edilen mekanda ayrıca çok amaçlı etkinlik alanı, ziyaretçilerin kendi hikayelerini paylaşabilecekleri “Tırttava” odası, Agos odası, “Atlantis Uygarlığı” odası, 2004’ten itibaren Dink’in hedef gösterilme süreciyle ilgili belgeleri toplayan “Güvercin Tedirginliği” odası ve 80 Darbesi’nin ardından kaldığı tuvaletten bozma hücreyi temsilen mekana eklenen “Tuvalet Korosu” gibi bölümler de var.