Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Tıp Tarihi

Hipokrat yemin ettirdi, hekimler ‘mahremiyet’ dedi

Tıbbın babası sayılan Hipokrat’tan bu yana, hekimlerin hasta mahremiyetini koruması çeşitli kurallara bağlandı. Tıbbi bilgilerin korunması, bugün artık bir hekim taahhüdünden çok bir “hasta hakkı”. Ancak bu durum, kamu sağlığı ve kimi kamusal gerekçelerle değişebiliyor. Hastanelerden dizilere-filmlere ve dünyadaki uygulamalara…

Cerrahpaşa: Türk tıbbının 130 yıllık medar-ı iftiharı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, asırlık tarihi, yetiştirdiği müstesna hekimleri ve hayata döndürdüğü sayısız insanla ülkemizin gurur duyduğu nadir kurumlardan. Darülfünun’dan günümüze gerek yapısal gerek coğrafi gerekse idari birçok değişim yaşayan Cerrahpaşa’nın öyküsü insana, hayatına ve kaliteye duyulan saygının da öyküsü.

Ölüme karşı savaştılar ülkeyi bir daha kurtardılar

Uzun yıllar süren savaşlardan bitap düşmüş, hasta ve yorgun bir nüfusa yeniden can vermek gibi güç bir misyon üstlenen Ankara hükümeti, 1920'den itibaren sağlık alanına el attı. Sağlık hizmetlerini organize etmekten sağlık personeli sayısını artırmaya, bulaşıcı hastalıklarla mücadeleden aşı ve ilaç üretimine uzanan zorlu yolun kahramanları.

Erkek egemenliğinin kalesi açıldı kadına tıp fakültesi

Ebeler mesleki eğitim almaya 1842’de, hemşireler ise 1908’de başlamışlardı. Ancak hekimlik mesleği, “iffet ve ahlak” değerlerini zedeleyeceği gerekçesiyle kadınlara uygun görülmüyordu. Eylül 1922’de Tıp Fakültesi’ne kabul edilen ilk 10 kız öğrenciden 6’sı 1928’de stajlarını tamamlayarak okulu bitirecek, arkalarından gelenlere ilham kaynağı olacaktı.

‘Muayyen günler’ kuralı: Adı yok ama tabusu çok

Kimileri onu zehirli kabul etmiş; kimileri mitleştirmiş, iyileştirici özellikler atfetmiş. Kimileri sözde koruma amacıyla, kimileriyse lanetli kabul ettiğinden “misafiri gelen” kadınları toplumun dışına itmiş. Menstrüasyon bahsediyoruz! Bugün bile adı anılmaktan imtina edilen, toplumun yarısının doğal bir fonksiyonu olmasına rağmen nedense konuşulmayan regl ve tarihin satıraralarında bile kendine yer bulamayışı…

İnsan mısın sen ya? Evet; yani canavarım!

2. Dünya Savaşı, sıradan insanların da akla hayale sığmayacak kötülükler yapabileceklerini gösterdi. Holokost’la zirve noktasına ulaşan dehşet, tüm dünyayı insanın doğasına ilişkin fikirleri gözden geçirmeye mecbur bıraktı. Sosyal psikologlar, savaşın ardından insanın otoriteyle ilişkisini bir dizi deneye tabi tutacak; itaatin rahatsız edici mekanizmalarını açığa çıkaracaklardı. İnsan zihninin karanlık köşeleri...

Son Haberler

Daha fazla makaleye göz atın

Güncel Haberler