J.D. Salinger’ın gençliğini, II. Dünya Savaşı’nın hayatındaki yerini ve aşklarını anlatan biyografisi ilk kez beyazperdede. Yazar, yaşamında kitaplarını sinemadan uzak tutmuş, kendini kameralardan saklamış, Holywood’u sevmediğini birçok yerde dile getirmişti.

Çavdar Tarlasındaki Asi, Yön.: Danny Strong; Oyn.: Nicholas Hoult, Kevin Spacey, Zoey Deutch; 6 Ekim’den itibaren

ABD’li münzevi yazar Jerome David Salin ger ünlü kitabı Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı (Catcher in the Rye, 1951) yazdığında 32 yaşındaydı; yayımlanan ilk ve son romanı da bu oldu. Bir de, çoğu Glass ailesine dair birkaç öykü kitabı. Savaşın ve ölümün içinde olmanın üzerinde yarattığı etkiyi en iyi hissettiğimiz Esmé için – Sevgi ve Yoksunlukla (For Esmé – With Love and Squalor, 1950) bunlardan biri. Sinemaya uyarlanmanın eşiğinden dönen bu öykü, Salinger’ın yazarlık kariyeri açısından da bir dönüm noktası.

120 milyondan fazla satan, yasaklanan, sansürlenen, yine de edebiyat dünyasının kült romanlarından sayılan Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın film haklarını Billy Wilder’dan Jerry Lewis’a ve hatta Steven Spielberg’e kadar pek çok kişi almak istese de Salinger hep aynı cevabı vermiş: “Holden bundan pek hoşlanmazdı”. İşte bu cevap, Hollywood’dan uzak duran Salinger’ın sinemadan nefret ettiğine dair bir yargı oluşturdu. “Biz roman uyarlamalarından harikalar yaratıyoruz, üstüne para ödüyoruz” benzeri bir küstahlığa sahip olan Hollywood için bu elbette alışılmadık bir durumdu. Oysaki Salinger gerçekten de başkarakteri Holden Caulfield’a dair doğru bir şey söylüyordu. “Hayatta nefret ettiğim bir şey varsa o da filmlerdir,” diyordu Holden. “Bana onlardan söz etmeyin”.

Filmin bir karesinde Kevin Spacey (Whit Burnett) ve Nicholas Hoult (J.D. Salinger) birlikte.

Salinger ise, evinde 16-mm projektörüyle Capra’nın Gaib Ufuklar’ından (Lost Horizon, 1937) Hitchcock’un Kaybolan Kadın’ına (The Lady Vanishes, 1938) kadar birçok filmi seyretmekten zevk alan, fakat zamanında haklarını sattığı Sarsak Dayı adlı öyküsünü akıl almaz bir aşk paçavrasına çeviren film endüstrisinden hareketle Hollywood’dan hazzetmiyordu ve ölene dek de kitaplarının haklarını vermedi.

Salinger’ın gençliğini, II. Dünya Savaşı’nın hayatındaki yerini ve aşklarını anlatan biyografisi Çavdar Tarlasındaki Asi (Rebel in the Rye) ilk kez beyazperdede. Her ne kadar Kevin Spacey önemli rollerden birinde yer alsa da, ödüllü aktör, taze yönetmen Danny Strong ‘saygıyla’ çektim dese de, film J.D. Salinger’a mezarında ters takla attıracak kadar klişeyle dolu. Bu kadar konu varken, kendini kameralardan saklayan, kitaplarını sinemadan uzak tutan bir yazarı uluorta mıncıklamanın nedeni ancak intikam olabilir diye düşünüyor insan.