ÇADIR MAHKEMESİ Yıldız Sarayı bahçesinde, Ortaköy tarafındaki Malta Karakolu önünde, biri büyük diğerleri küçük birkaç çadır kurularak Midhat Paşa ile öteki suçlananların yargılanması. Duruşmalara 15 Mayıs 1881’de başlandı. Mahkeme-i İstinaf hükümleri burada verdi. Mahkeme-i Temyiz de aynı çadırda toplanarak kararları onayladı. 

ÇADIR MEHTERLERİ/ MEHTERÂN-I HAYME-İ HASSA Padişah çadırı, otağ-ı hümâyûnu, padişahın saray dışında gideceği yere götürüp kuran, seferde de padişah bir otağdayken ikincisini sonraki konaklama yerine götüren, böylece her türlü hava ve yol koşullarında çadır denklerini taşıyarak padişaha, sefer serdarıekremine, maiyetindekilere, ortada otağ-ı hümâyûn, âdeta kasaba ölçeğinde çadır ordugâhı hazırlayacak olanak ve pratiğe sahip bir örgüttü. Ocak komutanı çadır mehterbaşısı, İstanbul’daki ocakları da İbrahimpaşa Sarayı yanındaki Mehterhâne idi. Mevcutları dört odada 800 dolayındaydı. Avadanları, kendir, ip direk, merdiven kanca, balta, pala, satır vb. olduğundan, aralarından ayrılan bir grubun cellatlık görevi de vardı. Bunlar, çengele vurmak, darağacında asma kazığa oturtmak, baş kesmek işlerini gayet maharetle yaparlardı. Sefere gidilmediği zamanlarda çadır ve otağları onarır, bakımlarını yapar, yeni otağlar imal ederlerdi. Otağ, çadır, sâyebân, iç kaplama kumaş ve çadır bezlerini dokuyan, diken ocak terzileri ayrı bir örgüttü. Saraçları da vardı. 

ÇAKALOZ/ ÇAKLOR Namlusuna doldurulan çakıl taşlarını düşman saflarına savuran küçük top. 

ÇÂKER/ÂNE Resmî yazışma kurallarına göre, yazı sahibi astın, hitap ettiği üstüne, kendisinden söz etmesi halinde kullandığı “kulunuz” anlamındaki deyim (Örneğin: “mâlûmât-ı çâkerânem”: Kulunuzun bilgisi). 

Çadırın önünde cellat 1553’te Şehzade Mustafa’nın idamı ve cesedinin başında cellatlar. Çadır mehterleri içindeki bir grubun cellatlık görevi de vardı. Minyatür: Seyyid Lokman.