Bilinen dünyanın merkezi, 1. yüzyılda Roma’ydı. Nüfusu 1 milyonu aşan kent, en aşağıdan en yukarıya birçok kesimin yemek ihtiyaçlarını karşıladığı sayısız seçenek sunuyordu. En basit ekmekten en pahalı soslara, en ucuz yiyeceklerden en pahalı içeceklere, tavuktan tavuskuşuna, tatlı, tuzlu ve ekşilerden sıcak-soğuk hammaddelere/yemeklere uzanan efsane Roma sofralarının kalbi bu pazarlarda atıyordu.

Birinci yüzyıl, Roma İm­paratorluğu’nun en ge­niş sınırlarına eriştiği dönem. Akdeniz’e “Bizim De­niz” (Mare Nostrum) dedikle­ri zaman dilimi. Roma, nüfusu 1 milyonu aşan ilk metropol. Urbs Aeterna (Ölümsüz şehir) Roma’da ekmeğin ve gecele­ri başının üzerinde bir damın varsa, her şey yolunda gibi gö­rünmektedir.

Pazar yerinde köleleri pe­şinde, Macellum’da malzeme­leri bizzat seçen ya da canlı büyük bir balık açıkartırması­na katılan ünlü gurme Apici­us’a rast gelebiliriz. Paramız herhalde onun seçtiği yiyecek­leri almaya yetmez ama biz de puls üstü lezzetler konu­sunda biraz esinleniriz belki. Puls fakirin ekmeği; yani “ta­hıl lapası”. Üzerine biraz so­ğan, sarımsak, sebze, Janus ne verdiyse artık; mesela biraz domuz kıyması ya da lucani­ca sosisi eklenebilirse… Daha ne olsun? Askerler, gladyatör­ler bile hep bunu yiyor. Varsa yoksa puls, nohut, mercimek ve sebze-meyve. Tok tutan, sağlıklı karbonhidratlar.

Roma’da düzenlenen ziyafetlerde yani symposion’larda salyangoz, incirle beslenmiş kaz, tombik gliresler ya da iri barbunlar ikram edilirdi.

#tarih’in Mayıs 2022 sayısı tüm Türkiye’de bayide…