Türkiye toplumu, tartışmalı bir referandumdan sonra tam ortasından ikiye bölündü. Siyasetin şuursuzlaştırdığı, değersizleştirdiği politikacıların kazanmak için neredeyse her yolu denedikleri, “karşı taraf” için en ağır kelimeleri sarfettikleri kampanyalar ardından; tüm ülkede de buna koşut gergin bir ortam meydana geldi. 

Seçim veya referandum veya genel olarak halkoylamaları öncesinde tarafların birbirlerine yüklenmeleri ne kadar normalse; bunu belli bir adap, siyasi kültür, demokrasi kuralları içerisinde yürütmeleri de o denli şarttır. Tabii bunlar günümüzde “Eski Türkiye” ile özdeş tutulan yaklaşımlar olarak kaldığı için, bir anlamda “tarih” sayıldığı için, artık bizim alanımıza giriyor. 

Biz Türklerin meşhur atasözlerinden biri de “Ata binen Türk atasını tanımaz”dır ve bu hal Osmanlı- Cumhuriyet dönemi dahil, kimliğimize nüfuz etmiş, adeta genetik bir kod haline gelmiştir. Her Türkün asker doğduğu biraz kuşkuluysa da, “Türk Türkün kurdudur” deyişi çok büyük oranda tarihimizi özetler. Böylelikle her yeni dönem bir öncekini hem kötüler hem unutturmaya çalışır. Bunu yaparken de tarihte kendisine cazip gelen veya kendisini mirasçısı saydığı çeşitli büyük adamları kullanır; karşı çıktığı, beğenmediği tarihî kişilikleri yok sayar. Tarihin bu “kullanım”ı bugün TV’lerdeki oturumlarda, politikacıların beyanatlarında, gazetelerin manşetlerinde sıklıkla yer alıyor. Haksız yere hapiste tutulanlar kadar, haksız yere hapiste tutulmayanlar da var. Adalet de duygusu da, siyasi tercihlerin bir fonksiyonu olarak ortaya çıkıyor. Sonuçta zaten dünyada da yalnızlaşan Türkiye, kendi içinde de toplumsal birliğini, toplum olma niteliğini yitiriyor. 

Asgari de olsa müştereklerini görmez hale gelen insanlar, ayrıldıkları noktalara vurgu yaparak aslında daha da yalnızlaşırlar. Atalarımız belki iktidar oyunlarında anısız ve acımasızdılar ama, farklılıkların zenginliğiyle beslenmiş ve bu toplumsal dokuyu büyük oranda korumuşlardı. Şu sıralar ise birbirini bir kaşık suda boğmak için; ikbal uğruna meslektaşını, komşusunu hatta kendi ailesini ihbar eden insanların yaşadığı bir ülkeye dönüştük. Bu birliksizlik ve beraberliksizlik ortamında, şu ya da bu siyasi liderin, şu ya da bu partinin kazanması veya kaybetmesi nasıl bir gelecek yaratıyor? Karanlık.