Son yıllarda “kargaşalık çıktı”, “orada bir kargaşalık olmuş” gibi kullanımlar çok duyulur oldu. Günümüzde “lık” soneki olur olmadık kullanılarak yeni ve yanlış sözcükler türetiliyor. Hanedan mensubiyetini (mensupluğunu) ekmek kapısı yapmaya çalışırken berbat Türkçesiyle ortaya atılanlar ise “Osmanlı Hanedanlık”ı diye yazıyorlar. 

Bugün artık çok az kullandığımız, belki bazı Rumeli göçmenlerinin ağzından işitebileceğimiz bir sözcük var: “Kalaba”. Bu sözcük, günümüz Türkçesindeki “kalabalık”ın karşılığı. Dolayısıyla bazı eski yayınlarda “orası çok mu kalaba?” ya da “büyük şehirler kalaba olur” gibi cümleler okuduğumuzda şaşırmamalıyız. “Kalabalık” sözcüğü de kalaba olma halini anlatan bir sözcük olarak türemiş. Ayrıca “kalabalık etmek” deyimine de girmiş. Yani bir yeri gerekli gereksiz doldurmak, bir şeyin ya da kişinin başına üşüşmek anlamlarında kullanılmış. Tıpkı “kaba”dan türetilen “kabalık etmek” fiilindeki gibi. Şimdilerde ise “orası çok kalabalık”, “büyük şehirler kalabalık olur” gibi cümleler kullanıyoruz. 

Verdiğimiz bu örneğin, dilde bir anlam kayması ve bu haliyle gayet doğal ve zararsız bir dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. Ama “-lık” sonekinin maceraları maalesef burada bitmiyor. Günümüzde bu sonek, olur olmadık kullanılarak yeni ve yanlış sözcükler türetiliyor. Bunlardan biri “kargaşalık”. Anlamsız bir sözcük olan “kargaşalık”ı, “kargaşa” yerine kullananlar türedi. Halbuki, “bir yerde kargaşa çıkar” veya “kargaşa olur”. Biz de “kargaşanın içinde kalmak” istemeyiz, “kargaşadan uzak dururuz”. Ama anlamsız bir biçimde “kargaşalık çıktı”, “orada bir kargaşalık olmuş” gibi kullanımlar çok duyulur oldu. “Kargaşa” zaten bir isim; “kalaba” gibi sıfat değil. Dolayısıyla -lık sonekiyle o sıfatı taşıma halini anlatan bir isim türetmeye müsait olamaz. Ancak “kargaşalık”ın, “kargaşa”yla eşanlamlı olan “karışıklık” sözcüğüyle karıştırılarak, yani gene cehalet sonucunda kullanılması sonucunda yayılmış olma olasılığını da yabana atmayalım. 1960’larda “bilhassa”yla “bilakis”in başlarına gelen gibi… 

Bir saçmalık: “Hanedanlık”

Son zamanlarda aynı biçimde türeyen başka bir saçmalık da (bu sözcüğü burada yeni bir örnek vermek için kullanmadım; kendiliğinden geliverdi!) “hanedanlık” sözcüğü. Burada da sözkonusu olan, bir isimden başka bir isim türetilmesi. Hem de ne isim! Tümüyle anlamsız. Üstelik, bu sözcüğü daha birkaç gün önce Osmanlı Hanedanı’na mensup olan birinin ağzından yazmışlardı sosyal medyada. “Hanedan”, Arapça “aile”nin Farsçası. Ha “Al-i Osman”, ha “Osmanlı Hanedanı”… İkisi de aynı anlamı taşıyor. Ama “hanedanlık” dediğinizde, “ailelik” demiş, yani “hödüklük etmiş” oluyorsunuz. Bu cehaletteki hileyi okurlarımız seziyorlardır umarım. “Osmanlı Hanedanlık”ı deyimi, aslında “Osmanlı ailesi” demek için değil, “Osmanlı Monarşisi” demek için kullanılıyor. “Monarşi”yi, yani krallığı Türkçeye doğru dürüst çevirecek olursanız da “Osmanlı Sultanlığı” demeniz gerekir. Eh, bu da bugün kulağa pek hoş gelmez, değil mi?