Necdet Sakaoğlu’nun yazdığı Osmanlı Tarihi Sözlüğü, Alfa Yayınları tarafından yayımlandı. 6.000’i aşkın maddeden örnekler…

Sultan II. Süleyman’ı tahtında gösteren
bir minyatür (Paris- Bibliothèque Nationale, Cabinet des Estampes, Od nr. 6)

Tt

Taht-ı Hümayun: Padişahın tören sırasında oturduğu altın kaplı, mücevher bezemeli, sedir-koltuk. Topkapı Sarayı hazinesinde saklanan tahtların bu en önemlisi, cülus ve bayram törenlerinde kullanılırdı. Tarihsel işlevi nedeniyle saray müzesinin en değerli öğelerindendir. Taht-ı âlî, baht-ı saltanat Sultanlığın bahtı, yüce makamı anlamında cülus hatt-ı hümayunlarında geçer.

Tâ’ife: Osmanlı tebası içinde, milliyet, din, cemaat, cinsiyet, göçebelik özellikleriyle farklılık gösteren topluluklara verilen isim. Bu farklılığı seçebilenler birtakım kuralları gözetirlerdi. Örneğin bir Müslüman bir Hıristiyana “selâmün aleyküm” demez, “sabahı şerifiniz hayırlı olsun” der, din ve milliyet duygularına dokunacak konulara girilmezdi.

Tîr-geran: Ok atıcılar. Tîr-endâz, tîr-ger, tîr-zen de denmiştir. Tirkeş de aynı anlamda olmakla birlikte at eyerine bağlanan ok torbasına denirdi.

Tulûat: Doğaçlama sanatı. Orta oyununun sahneye uyarlanmış türü. Yazılı metne gereksinim duymaksızın sahne alan sanatçıların doğaçlama oynadıkları mizahi-eleştirel oyunlar. Kurucusu Güllü Agop bilinir. 19. yüzyılda en canlı ve etkili dönemini yaşadı. Her oyunun sanatçılarca kurgulanmış bir “çerçeve” konusu olmakla birlikte, tekerleme ve öykünmelere dayalı, esinini de seyirci işleyişi, zıtlıkları karşı karşıya getirme, kapıştırma akışından alan bir yapısı vardı. II. Meşrutiyet’le birlite Dârü’l bedayî kurulunca etkinliğini yitirdi.