Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Yakın geçmiş, adalet ve 7 Haziran matematik sınavı

Kenan Evren geçen ay 98 yaşında öldüğünde, 12 Eylül rejimininin acıları, kayıpları tekrar hatırlandı. Kendisi o karanlık dönemin baş sorumlusuydu, ama cezası infaz edilemedi. Emrindeki devletin asker-sivil katilleri, işkencecileri de, birkaç istisna dışında hiç yargı önüne çıkmadı, ceza almadı.

12 Eylül, sağcı-solcu demeden bir silindir gibi geçti toplumun üzerinden. Saat 24.00’de başlayan sokağa çıkma yasağını beş, on dakika geçirmiş, hiçbir şeyle ilgisi olmayanların, 40-50 yaşlarında aile babası insanların dahi dayak yediği, işkence gördüğü zamanlardı. ‘Özel’ bir muamele bile sayılmayan işkence, mevzuatın standart bir parçası haline gelmişti. 12 Mart’tan farklı olarak “siyasi tutuklu” kavramı pratik anlamda ortadan kalkmış; çocukların asıldığı, gençlerin gözaltında kaybolduğu, zanlıların “olay yeri tatbikatı”nda öldürüldüğü, kadınların tecavüze uğradığı, evlerin sorgusuz sualsiz basıldığı günler gelmişti.

Necip Türk milleti, yani bizler, 1982 darbe anayasasını kabul ettik; bu yıkım döneminin mimarlarına % 92 oranında “Evet” dedik. İşkenceye evet, faili meçhullere evet, idamlara evet, tecavüze evet…

12 Eylül öncesi kahvelerin tarandığı, her gün ortalama 5-6 insanın siyasi sebeplerle öldürüldüğü, ailelerin çocukları akşam eve sağ salim dönecek mi diye endişelendiği zamanlardı. İktidar ülkenin ve sokağın kontrolünü kaybetmişti ve toplumsal bir çözümü mümkün kılacak adımlar atılamıyordu. Bu kaotik hal ve atmosferde, askerî darbe bir kurtuluş gibi görünmüştü herkese. Oh, sonunda ülkeye bir nizam gelmişti! E, kurunun yanında biraz yaş da yanacaktı tabii.

Ateşler öyle sınırlı kalmadı, sadece düştükleri yeri yakmadı, ülkenin özellikle sosyal dokusunda üçüncü dereceden ağır yanıklar oluşturdu. “Elim kırılsaydı da ‘Evet’ oyu vermeseydim” diyenler giderek arttı ama iş işten geçmişti; kanlı masalardan hiçbir hesap ödemeden kalkan nice devlet görevlisi, 90’lı yıllarda 12 Eylül dönemini bile aratacak zulüm ve cinayetlerin failleri oldular. Kenan Evren ise emekli ve ressam olmuştu.

Şimdilerde de “neyse ki 2000’lerin başında AKP iktidara geldi, o ‘eski Türkiye’yi tamamen sıfırladı. Diktatörlükler, vesaire geçmişte kaldı. Kimileri çıkmış, o günleri bilmeden etmeden şimdiki idareyi otoriterlikle, tek adam yönetimi hatta diktatörlükle suçluyor” diyen bir zihniyetin sultasındayız. Cumhurbaşkanı da aynı zihniyeti geçen aylarda basın özgürlüğü konusunda ifade ederek, “Bizden özgürü yok, öyle olmasaydı benim aleyhimde bu kadar yazabilir miydiniz?” dedi (Son olarak da The New York Times gazetesine ayar verdi, “sıkıysa Obama aleyhine böyle yazın!” anlamında konuştu).

Dünyaca ünlü Nobelli matematikçi John Forbes Nash ve eşi Alicia de Lardé Nash, 23 Mayıs’ta New Jersey’deki bir trafik kazasında öldüler. Dünyanın adaleti yok. Kendisi üç yıl önce geldiği ülkemizde, Türkiye’nin matematikte dünya sıralamasında sondan ikinci olduğunu öğrenince, gazeteci Mehveş Evin’e “İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur” demişti.

Türk halkı 7 Haziran’da matematik sınavına giriyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamını Oku

Son Haberler