Dört İncil yazarından biri olan Aziz Yuhanna, kutsal eserinin Vahiyler adlı son bölümünü yazarken dünyayı titreteceğini muhtemelen bilmiyordu. Ürpertici kehanetlerle dolu bu bölüm, ileride Batı Hıristiyanlığının korku külliyatını, “karanlığa karşı ışık” modelini yaratacaktı.

SUNUŞ

Hollywood klişelerinin tarihî kökeni

Gece olunca tabutlarından çıkarak masum kadınların kanını içen ölümsüz vampirler, dolunayda vahşi yaratıklara dönüşen kurtadamlar, büyüleriyle erkekleri ağlarına düşüren şuh cadılar, içine şeytan girmiş genç kızlar, yarasalar, boynuzlu şeytanlar, hazineleri koruyup genç kızları kurban alan korkunç ejderhalar, yürüyen ölüler, hortlaklar ve daha niceleri… Ve tabii bu yaratıklardan kurtulmak için kullanılan özel yapım kılıçlar, gümüş mermiler, uçları gümüşe batırılmış oklar, aynalar, haçlar, tahta kazıklar, sarımsak desteleri, kutsal su gibi türlü çeşitli silahlar…

Holywood kaynaklı popüler korku filmlerindeki klişelerin kökeninde acaba neler var?

Hiç düşündünüz mü, gece neden korkutucu olmak zorundadır ya da güneş doğup sabah olunca neden iyiler kazanmış olur? Neden gece tüm kötülükleri ve suçları barındırıyor? Ay neden kötülüğün ve korkunun simgesi?

Kaynağını Batı medeniyetinin dünya görüşünü şekillendiren Batı Hıristiyanlığından alan bu bâtıl inançlar ve onlara bağlı kültürel kodların kısa tarihi…

Mazlum oldular Genellikle yüzünde meleksi bir ifadeyle tasvir edilen Aziz Yuhanna’nın yazdığı İncil, Batı dünyasının en meşhur korku arketiplerini biçimlendirdi. Tarihî gerçekleri altüst eden “Drakula: Başlangıç” filmi, bunun en yeni örneklerinden. Drakula, Malefiz gibi semboller, son yıllarda Hollywood’un “haksızlığa uğramış ve mazlum” karakterleri oldular.