Sınırda Rum askerlere 30 metre mesafede nöbet tutan Türk askeri, sivil hayatında DJ’lik yapan bir gençti. En sevdiği sanatçının ölüm haberini aldığında duyduğu saygının gereğini yerine getirmesi başını derde sokacaktı.

Birinci piyade alayı ikinci piyade taburu altıncı bölük er Ogün Erciyas. Nöbetimde vukuat yoktur, emir ve görüşlerinize hazırım komutanım! Yeşil Hat boyunda, sınırda nöbet tutan 18 yaşındaki asker teftişe gelen komutanına tekmilini böyle verdi. Komutan tam giderken, gözü direkteki bayrağa takıldı. Yarıya indirilmişti. “Bu ne? Kim öldü?” diye sordu merakla. 30 – 40 metre ötelerinde nöbet tutan Rum askerinin kıkırdamasını duyunca bir tuhaflık olduğundan iyice şüphelenmişti.

Ogün Erciyas, 1978 yılında 15 yaşındayken DJ olarak Mağusa’daki Salamis Bay Oteli’nin diskosunda çalışmaya başlamıştı. Hayatının ilk on yılı getto hayatında geçmişti. Çocuk aklıyla Türkiye’den gelen yüzbaşı, üsteğmen rütbesindeki subayların koskoca adamları azarladığına, kahvede herkesin oğlu olacak yaşta subayların karşısında hazırola geçtiğine tanık olmuştu. Ve bir de yazlık sinemada bir yüzbaşının en iyi yerdeki üç sırayı kendine ayırıp tek başına film izlemesini hiç unutamamıştı. Küçük yaşlardan itibaren plak toplamaya başlamıştı. Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray ve Moğollar, en sevdikleriydi. Sonra hayatına bir de Bob Marley girdi. Savaş sonrası sıkıcı, renksiz ortamda sarılacak tek can simidi. DJ’lik yaparken kızlarla arası çok iyiydi. Hem parasını da eğlenerek kazanıyordu. Keyfi yerindeydi yani. Askerlik gelene dek!

Ogün Erciyas 2015
Ogün Erciyas 1981

Görev yeri sınır nöbeti olarak çıktığında çok korktu. Rum askerlerle neredeyse burun buruna nöbet tutuyorlardı ve sınırda karşılıklı ateş açmalarla ilgili hikayeler kulaktan kulağa yayılıyordu. Bir gece vakti, ortalıkta çıt yokken karşısında duran Rum asker aralarındaki 30 metreye rağmen dürbünü alıp bakmasını istedi. Dürbünü kaldırdığında “düşman” da bir Playboy dergisini kaldırarak sayfaları çevirmeye başlamıştı. Artık eskisi kadar korkmuyorlardı birbirlerinden.

İzne çıktığında kendisine transistörlü küçük bir radyo almıştı. Nöbette İngiliz üslerinden yayın yapan radyoyu dinliyordu. O gece yayını dinlerken müzik yarıda kesildi ve spiker, Bob Marley’in öldüğü haberini verdi. Yıkılmıştı. Yakın kulübedeki nöbetçi arkadaşı Raif ’e bağırarak kara haberi verdi. Ne yapacaklardı? Gecenin karanlığında askerlik, nöbet iyice çekilmez olmuştu. Bu arada karşılarındaki Rum asker de ne olduğunu sordu. Bob Marley öldü, dediler. Onun da morali bozuldu. Sonunda ne yapacaklarını buldular: Bayrakları yarıya indireceklerdi. İndirdiler de!

Komutan tekrar sordu sonra: Kim öldü oğlum! Bob Marley öldü komutanım! Kimdir be o? Reggae müziğin kralı komutanım. Komutan kahkahalarla gülen Rum askeri görünce iyice köpürdü. Çavuş çağrıldı ve Raif’le birlikte üç günlük hücre hapsini çekmek üzere götürüldüler. Rum asker hala gülüyordu.

Ogün Erciyas şu an askerden sonra girdiği Bayrak Radyosu’nda müzik programları yapıyor. Halen plak topluyor ve “müzik dinleyen insandan kimseye zarar gelmez” diyor.