Çanakkale muharebelerinin yaşandığı Anafartalar bölgesine yeni yollar yapılıyor. Sıcak muharebenin yaşandığı araziye sıcak asfalt dökülüyor. Amaç, varolan ve büyüyen otobüs-ziyaretçi trafiğini rahatlatmak! Peki Mustafa Kemal ve burada savaşan nice şehidin-gazinin ruhları da rahatlıyor mu? Bizi geleceğe onların mirası taşıyacak; karayolları değil.

Çanakkale Boğazı’na köprü yapılmasına karar verildiğinde, Başbakan Binali Yıldırım, “Çanakkale geçilmez tarihte kaldı artık. Çanakkale geçilir. Her türlü geçilir hale geliyor. Denizden geçiliyor, havadan geçiliyor, şimdi karadan da geçilmiş olacak” demişti (26.10 2016). Yıldırım’ın samimiyetini ve rahatlığını hep takdir etmişimdir. Zamane politikacıları gibi kıvırtmaz. Ancak kendisinin ve herkesin bildiği gibi “Çanakkale geçilmez”deki Çanakkale aslında Gelibolu Yarımadası’dır ve gerek 18 Mart 1915’teki Boğaz harbi gerekse 25 Nisan 1915’te başlayan kara harbi, esas olarak bu yarımadadaki savunma sayesinde kazanılmıştır.

Çanakkale Boğazı üzerine asma köprü yapılması 2000’lerin başlarında gündeme gelmiş, ancak o vakit Eceabat-Çanakkale arasına düşünülen bu projeden Allah’tan vazgeçilmişti. Zira bugün Tarihî Alan Başkanlığı sorumluluğunda bulunan muharebe arazileri, özellikle köprü bağlantı yolları ile büyük zarar görecek ve Kilitbahir Platosu civarında geri dönüşü olmayan bir tahribat yaşanacaktı. Köprü projesi daha sonra isabetli şekilde Gelibolu-Lapseki arasına alındı.

Tarihin üzerine sıcak asfalt dökmek Anafartalar bölgesinde yapımına başlanan yeni asfalt yollar, bölgenin tarihî dokusuyla muharebe anı ve izlerini geri dönüşsüz biçimde ortadan kaldıracak.

Şimdi ise tarihî Gelibolu Yarımadası’nda gerçek bir tehdit var ve bu defa İngilizler değil, Türkler geliyor! Karayolları ve Tarihî Alan Başkanlığı ortaklığında, Anafartalar ovasına 15 km.’lik yol yapılıyor. Sıcak asfalt. Genişliği 12 metre. Maliyeti 54.992.430 TL. Süre 810 gün. Peki neden?

Tarihî Alan Başkanlığı’nın yazılı izahı şöyle: “2017 senesinde 3 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısını cumhuriyetimizin 100. yılında 10 milyona çıkarmak hedefiyle çalışan başkanlığımız; gelen ziyaretçilerimizin konforlu bir gezi deneyimi yaşaması; devletin zirvesi başta olmak üzere üst düzey yöneticilerimiz, uluslararası temsilciler ve devlet başkanlarının törenlere katılım göstermesi; ayrıca tarihî alan içerisinde yaşayan yaklaşık 10 bin vatandaşımızın ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yeni yolların gerekli olduğunu değerlendirmektedir” (metnin Türkçesi düzeltilmiştir).

Hiç uzatmadan madde madde yazayım:

1- Tarihî Alan Başkanlığı’nın asli görevi-amacı, ziyaretçi sayısını arttırmak değil, bu alanı ve muharebe anı-izlerini korumaktır.

2- Yapılması planlanan ve maalesef yapımına başlanan karayolu, muharebe arazisi içerisinde geri dönüşü mümkün olmayan bir tahribat yaratacak, doğal-tarihi dokuyu sonsuza dek değiştirecektir. Bu durum, bu sektörde savaşan başta Mustafa Kemal olmak üzere tüm şehit ve gazilerin anısına, bizden sonraki kuşakların geleceğine saygısızlıktır.

3- “Konforlu gezi deneyimi” denilerek olumlanan durum, otobüs turlarıyla bölgeye gelen ziyaretçilere hizmet sunmaktır. Zira hal-i hazırda Eceabat-AlçıtepeŞehitler Abidesi hattında, özellikle yaz aylarında büyük bir trafik yoğunluğu olmakta ve alan başkanlığı hem bunu aşmak hem de ifade edildiği gibi ziyaretçi sayısını arttırmak için, bu ağırlığı Anafartalar tarafıyla dengelemek istemektedir.

4- “Devletin zirvesi başta olmak üzere üst düzey yöneticilerimiz…” ve sevgili halkımız, eğer Anafartalar sektörünü ve buradaki şehitlikleri görmek-ziyaret etmek isterlerse, bir zahmet arabalarından-otobüslerinden müsait bir yerde inip yürüyebilirler. Zira bu vatanı onlara hediye eden, onların bugün varolmasını sağlayan askerler o topraklar için o topraklarda şehit olmuştur.

5- Tarihî alan içerisinde yaşayan 10 bin vatandaşımızın gündelik ihtiyaçları için (tarım-traktör-ulaşım), varolan yolların iyileştirilmesi yeterlidir. Bunun için şüheda toprağına kilometrelerce sıcak asfalt yapmak gerekmez.

Bölgeden sorumlu Tarihî Alan Başkanlığı, özellikle şu andaki başkan İsmail Kaşdemir yönetiminde gayet başarılı çalışmalar yapıyor; hakkını teslim etmek isterim (Anadolu Hamidiye Tabyası’nda açılan müzedeki kabul edilemez hataları önümüzdeki ay yazacağız. Tabii buradaki esas sorumlu Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır). Daha önceki yıllarda Millî Park döneminde yapılan hatalar düzeltilmeye, muharebe arazileri ve şehitlikler korunmaya, doğru işaretlenmeye uğraşılıyor. Ancak Anafartalar karayolu projesi, tüm bu olumlu gelişmeleri sıfırlayacağı gibi, gelecekte hiç de övünç duymayacağımız bir hal yaratacak.

Daha önce de çeşitli vesilelerle yazdığımız ama kulak asılmayan temel çözüm önerimizi tekrarlayalım: Çanakkale muharebe arazileri, herşeye rağmen bugün dünyada en iyi korunmuş 1. Dünya Savaşı alanıdır. Bu kutsal toprakları ziyaret etmek isteyen vatandaşlarımız, arabalarından-otobüslerinden “müsait bir yerde”, yani Alçıtepe veya Anafartalar köylerinde inecek ve oralardan bir zahmet yürüyecek. Bu toprağı kendisine kazandıran şehitin katlandığı zahmetin milyonda birine razı olacak. Şehitlik kapısına park etme, otobüslerle bu tarihî alanı katletme devri artık bitmeli. Ziyaretçi sayısıyla değil, atalarımızla gurur duyalım. Bizi geleceğe onların mirası taşıyacak; karayolları değil.