Ünlü yazarın 1980’lerin ortasında, ölümünden 10 sene kadar sonra “ünlü” olmasına yolaçan eseri Günlük, ortaya çıkış hadisesiyle yeniden gündeme getirildi. Oğuz Atay’ı yeni, özgün çalışmalar-araştırmalarla geleceğe taşıyalım; dedikodularla veya onun ismi üzerinden nemalanarak değil. 

Cumhuriyet döneminin müstesna yazarlarından Oğuz Atay (1934- 1977), geçen ay medya ve sosyal medyanın gündemindeydi. Hakkında yazılan yeni bir kitabın (Sefa Kaplan – Oğuz Atay Sözlüğü) tanıtımı dolayısıyla Hürriyet, Sabah, Habertürk gazetelerinde çıkan yazılar, Atay’ın 1987’de basılan Günlük’ünün nasıl ve kimler tarafından ortaya çıkarıldığına dair kimi “esrarlı” çeşitli anlatımlar-iddialar eşliğinde sunuldu. 

Oğuz Atay veya meşhur/ popüler bir isim üzerinden rating sağlamak, kitap satmak, takipçi edinmek, adını duyurmak, gündeme gelmek ve bunun gibi çeşitli “avantajlı” haller elde etmek; günümüz TT’li hayatlarının kaçınılmaz bir fonksiyonu. Bu trendli-topikli dünyada Atay’ın yazdıklarından alıntılanan veya devşirilen cümleler, elektronik ortam çöplüğünde de ciddi bir toplam oluşturuyor. Oğuz Atay bugün kendi adı etrafındaki bu enflasyonu görseydi, “Yahu kıyıda-köşede bir yazar olarak kalsaymışım daha iyiydi” diyebilirdi. Zira ne bu son “gündem” konusu ne de daha önceki bir dizi Atay mevzuunda; haber değeri taşıyan bir enformasyon veya çalışma-emek değeri taşıyan bir araştırma-ürün yoktur. Zaten gazetecilik-araştırmacılık gibi işler, memleketimizde epey bir süredir dedi-kodu ve “vay be, ne biçim laf oturttu” seviyesinde seyrettiği için, Oğuz Atay ismi üzerinden nemalanmak da artık meşru bir kazanç sayılıyor. 

Günlük’ün başlangıcı Atay’ın 1970’de tutmaya başladığı günlüğünün ilk sayfası: “Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız”.

Hayatlarımızdaki “sonradan görme”lik ise şüphesiz yeni bir durum sayılmaz. Hatta değil sonradan, hiçbir zaman göremeyenler; Atay’ın eserleri üzerine çalışmak, ortaya yeni analizler koymak yerine, son zamanlarda “goy-goy” diye tabir edilen tembel işi lafazanlıkla idare eder hâlde. Yazarın 1977’deki vefatından sonra, hakkında çıkan ve referans değeri taşıyan yazı, makale, kitapların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. 44 seneye yakın zamanda Nurdan Gürbilek, Yıldız Ecevit ve birkaç düzgün akademisyen haricinde bu insanla ilgili yazılanlar pasta/ posta-modern seviyesindedir. 

Bununla birlikte Oğuz Atay’ın Günlük’ünün ortaya çıkışı, yazarın bugün Türkiye’de ve dünyada (Sevin Seydi’nin olağanüstü Tutunamayanlar/Disconnecte d çevirisiyle) tanınması bakımından bir dönüm noktasıdır. Zira Tutunamayanlar’ın 1984’te ikinci defa, Günlük’ün ise 1987’de ilk defa basılmasıyla Oğuz Atay geniş okur kesimine ulaşmış ve özellikle genç nesil arasında popüler olmuştur. Yazarın Tutunamayanlar’da öngördüğü durum gerçekleşmiştir: 

“Önce kendini tanıtmalısın, yaptıklarınla ispat etmelisin kendini. Başkaları nasıl yapmışsa, nasıl yapıyorsa öyle davranmalısın. Kendini önce başkalarına kabul ettirmelisin ki biz de kabul edebilelim. Bunun için de belki ölmelisin. Unutulmalısın. Unutulan herkesin hatırlanması için ne kadar zaman geçiyorsa, o kadar zaman geçirmelisin mezarda. Orada bile acele etmemelisin. Senden önce ölüp, senden önce unutulanlar ve hatırlanmayanlar var. Dur bakalım, dur hele. Sıranı bekle”. 

Atay’ın “sırasının gelmesi”nde rol oynayan birçok kişi vardır. Başroldekiler şunlardır: 

1. Prof. Dr. Cevat Çapan, Günlük’ü okuyarak “Bu çok önemli bir eser. Yayımlanması şart” diyerek, orijinali elinde bulunduran kişilere yol göstermiş, referans olmuştur. 

2. Enis Batur, o dönem çalıştığı Milliyet gazetesinde Günlük’ün kimi bölümlerini tefrika ederek duyurmuş (Ömer Madra ile birlikte) ve kitap olarak yayımlanması için bağlantı kurmuş, çalışmıştır. 

3. Atay’ın telif haklarının sahibi kızı Özge Atay ve ilk eşi Fikriye Atay, Günlük’ün yayımlanması için olur vermiştir. 

4. İletişim Yayınları, Günlük’ü basarak geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlamıştır. 

Bunlar dışında, Günlük’ün ortaya çıkarılması sürecinde “iyi” ve “kötü”, yan ve küçük roller alan başkaları da vardır. Zaman zaman bu kişiler arasında benim adım geçse de, bir figüran sıfatıyla ve son söz olarak şöyle demek doğrudur: 

Günlük’ün ortaya çıkarılmasında önemli payı olan kişiler, bunu kendilerine maddi-manevi bir fayda sağlamak amacıyla yapmamışlardır. Kendilerini Oğuz Atay üzerinden tanıtmak, ifade etmek gibi bir “öne çıkma” dertleri yoktur. Aynı gerekçeyle, bu süreçte “kötü” roller üstlenen insanları da korumuşlardır; zira bu “kötü” isimlerin de, onlar yaptıklarının da bir önemi yoktur. Önemli olan yegane şey, Atay’ın Günlük’ün ortaya çıkıp yayımlanması ve bu eşsiz yazarımızla ilgili ciddi çalışmaların artmasıdır. Gerisi laf ü güzaftır. 

Kapaktaki Atay  Oğuz Atay’ın eserleri üzerine, ilk defa ortaya konan belgelerle yapılmış çalışmalar ve yazılar, dergimizin Aralık 2012 ve Aralık 2017 sayılarında yer almıştı.