Televizyondan önce görsel dünyamızı tabela ve duvarlardaki sokak afişleriyle mecmualardaki fotoğraflar süslüyordu. 1950’li yıllar dünyada “boom” dönemini, Türkiye’de Demokrat Parti iktidarını, sokakta değişen sosyal hayatı, Amerikan yardımı ve tarzını yansıtıyordu. Celal Bayar ile Adnan Menderes’in ekibi yurda “demokrasi”nin raylarını döşeyedursun, tango ve Rock’n Roll memlekete yerleşmeye başlıyordu. Eğlence dünyasının altmış yıl önceki görüntüleri, “Eski Türkiye’nin” renklenen sosyal hayatını ve ünlülerini sunuyor. 

“İLK NEŞELİ TÜRK FİLMİ” Yönetmen koltuğunda Lütfi Akad’ın oturduğu “Lüküs Hayat”, neşeli ilk Türk filmi olarak görülmüştü. Birçok gazeteye göre yerli film müessesesi hep koyu dram konuları işliyordu. 
MALİYETİ YOK FAYDASI ÇOK FİLMLER Yıldızlar Revüsü gibi filmlerin amacı, maliyeti ucuza getirirken izleyicinin eğlence ihtiyacını da karşılamaktı. Kalitece zayıf olsa da bu filmler büyük ilgi görmüş, pek çok sanatçı için de bir çıkış olmuştu. Yıldızlar Revüsü el ilanı, 1952. ARSLAN EROĞLU ARŞİVİ
HEM GENÇ HEM TECRÜBELİ 1952 yapımı Edi ile Büdü, tiyatrocu Münir Özkul’un iki yıl içinde oynadığı sekizinci filmiydi. Edi rolündeki Özkul (soldan dördüncü), 27 yaşında artık hem genç hem tecrübeli bir aktördü. ARSLAN EROĞLU ARŞİVİ  
DANSIYLA DÜNYAYI BÜYÜLEDİ Anadolu’da operetler, varyeteler derken Nejla Ateş, Kıbrıs’tan dünyaya açıldı. Beyrut, Bağdat, Kahire, Roma ve Paris’te dans etti. ABD’nin en ünlü gece kulüplerinde başdansçı oldu; Hollywood’da birçok filmde rol aldı.  Cennet dergisi, 14 Kasım 1953. 
ASİ DEĞİL, ASRÎ DANS YILLARI  Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren modern dans öne çıkmış, Batılılaşmanın bir adımı sayılmıştı. Vals ve tangodan başka birçok “asri dans” ile dönemin gençleri eğlencenin tadına varıyordu. 
YERLİ SHERLOCK CİNGÖZ RECAİ Metin Erksan’ın ikinci filmi, eroin kaçakçılığını konu alan Cingöz Recai’ydi (1954). Film, Peyami Safa’nın Server Bedi müstear ismiyle yazdığı polisiye roman serisinin beyazperdeye ilk aktarımıydı. ARSLAN EROĞLU ARŞİVİ  
TARIMDA MAKİNELEŞME 1950’lerle birlikte tarlalarda traktörlerin gürültüsü, yanık türkülerle yer değiştirmişti. Artık filmlere de giren traktörlerin sayısı 1949 ile 1957 arasında 6 binden 43 bine yükseldi. “Kaçak” filmi, 1954. 
‘ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE’ DEYİŞİ Kırşehir’in âşık ve bozlak ortamında kendini yetiştiren Şemsi Yastıman, Aşık Dertli’in “Şeytan bunun neresinde” şiirini söylemesiyle ün kazandı. Yastıman’ın Beşiktaş’ta açtığı sazevi, camianın uğrak yeri oldu. “Öp Babanın Elini” filminde Şemsi Yatsıman, 1955. 
300 ODALI ULUSLARARASI OTEL “Otelcilik kralı” Conrad Hilton’un 1955’te tamamlanan Harbiye’deki 300 odalı Hilton Oteli. Barlı, lokantalı, dansingli, içinde birkaç orkestranın çalabildiği bina, eski Ermeni Mezarlığı alanına yapılmıştı. 
BENİM GÜZEL MANOLYA’M Söz-müziği Zeki Müren’e ait olan kürdilihicazkâr şarkıyı sanatçı 1955’in yılbaşı gecesinde radyoda seslendirmişti. “Manolya”, Sanat Güneşi’nin “Beklenen Şarkı”dan sonra ikinci hiti oldu. 
‘GARABET, DÜŞKÜNLERİ İÇİN’ Reşat Ekrem Koçu’nun, İstanbul Ansiklopedisi’nde blue-jean pantalonlar “Bilhassa erkek için olanları, hali vakti yerinde ailelerin garabet düşkünü oğulları ile amele, işçi ve ayaktakımı arasında son derece rağbettir” biçiminde geçiyordu.  GÖKHAN AKÇURA ARŞİVİ 
VE TANRI BARDOT’YU YARATTI Roger Vadim yönetmenliğindeki 1956 yapımı “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Brigitte Bardot salgını başlatmıştı. Film Türkiye’de “Ve Allah Kadını Yarattı” adıyla oynamıştı. ARSLAN EROĞLU ARŞİVİ  
ROCK’N ROLL RÜZGÂRINDA 1957’den itibaren memleket sinemalarında da rock’n roll rüzgarı esmişti. Bunlardan biri ABD yapımı “Coşan Gençlik” (Shake, Rattle and Rock) büyük ilgi gördü.  GÜVEN ERKİN ERKAL ARŞİVİ 
TAKSİM’İN EĞLENCE MERKEZİ KRİSTAL 1920’lerden İstanbul gece hayatına yön veren gazinoda Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses gibi ünlüler şarkı söyledi, CHP toplantı yaptı. Taksim meydanının yanıbaşında yer alan gazino, 1957’de Menderes tarafından yıktırıldı. YAPI KREDİ ARŞİVİ-SELAHATTİN GİZ KOLEKSİYONU  
RUHİ SU’NUN KARA TALİHİ Etkileyici bas bariton sesiyle 50’lere damgasını vuran Ruhi Su, tevkifat ve hapislerden kurtulamadı. Âşık sanatçı, 1959’da “Karacaoğlan’ın Kara Sevdası”yla film teklifi gelmeden önce bir kamyonla nakliyecilik yapmaktaydı.“Karacaoğlan’ın Kara Sevdası” filminde Ruhi Su.