Sonbaharla birlikte tarlalarda, bahçelerde uzun çalışmaların sonu gelir; hasat mevsimi şenlikler, düğünler, toplu ziyafetlerle kutlanır. Bugün bir dilim ekmeğin bile ne çok emek gerektirdiğinin farkında değiliz. Ama atalarımız doğaya şükran duygularını her hasat mevsiminde ifade etmenin önemine inanmışlardı.

Eski Roma’da kutlanan Cerelia Festivali tahılların koruyucusu Tanrıça Ceres’e adanmıştı. Ceres, Jean- François Millet, 1864-1865.

İlk çağlarda insanlar bere­ket için tanrı ve tanrıçalara hayvan kurban etmiş, mey­ve ve sebzeler sunup, tahılları yakıp, dumanını havaya savur­muşlar. Verimlilik cinsellikle koşut algılanmış, toprak ve ka­dın doğurganlıkları nedeniyle benzeştirilmiş, eski kültürler­de bolluk ve bereketin artma­sı için mümkün olduğunca çok cinsellik yaşanması öğütlenmiş. Eski Mısır’da ise, bitkiler ve do­ğurganlık tanrısı olan Min’in heykeli hasat edilen tarlaların ortasına dikilirmiş. Firavunun bizzat katıldığı bir resmi geçit düzenlenir, müzik, dans ve spor eksik olmaz, çiftçiler ekinle­ri biçerken toprağın ruhlarını kandırıp yatıştırmak için ağla­ma numarası yaparlarmış.

Romalılar 4 Ekim’de Cere­lia Bayramı’nda tahıl tanrıça­sına ilk topladıkları meyveleri sunar ve domuz kurban eder­lerdi. Kutlamalarda müzik çalar, geçitler yapılır, oyun­lar ve spor karşılaşmaları ile bir şükran sofrası olur­du. Çin’de ise, dolu­nayın 8. ayın 15’ine denk geldiği yıllarda üç günlük Chung Ch’ui Festivali düzen­lenir, üzerinde ayda yaşadığı­na inanılan tavşanın kabart­ması olan yuvarlak sarı kekler pişirilirdi.

Yahudilikte bugün de kut­lanan iki doğa bayramı vardır: Şavuot ve Sukkot. Şavuot, bi­reylerin ilk meyveleri (Bik­kurim) Kudüs’teki tapınağa getirdikleri gündür. Mayıs ve­ya Haziran’da kutlanır. Hasat zamanında, çift­çiler önceden be­lirlenmiş meyvele­ri keser, altın ya da gümüşten örülmüş sepetlerin içine yerleştirir, sepet­leri boynuzları yaldızlanmış ve çiçekli çelenkler takılmış öküzlere yükleyerek Kudüs’te­ki tapınağa götürecek büyük bir geçitte yer alırlardı. Mey­ve ve sebzelerin, özellikle de üzüm ve narın sahneye çıktı­ğı Sukkot ise Ekim ayında bir hafta süren bir hasat festiva­lidir. İlk iki günü özel dualar ve yemeklerle kutlanır. Bütün hafta boyunca yemekler çar­dak benzeri sukalarda yenir ve Ortodoks Yahudi aileleri bu derme çatma kulübelerde du­alar okur, geceler ve misafirle­rini ağırlar.

Alpler’deki Almabtrieb kutlamalarında, kışı geçirmek için dağdan inen inekler süslenerek köylere girişleri tören havasında kutlanıyor.

Hasat festivallerinin en şenliklileri de bağbozumu fes­tivalleridir. Şarabın esrikliğini seven, kutsayan tüm coğraf­yalarda bağbozumu eğlence­lerle kutlanır. Antik çağlarda adına şenlikler düzenlenen en eğlenceli tanrı Diony­sos’du. Kültünün Trakya ve Frigya’dan Yunanistan’a geç­tiğine inanılan Dionysos, sadece şarabın değil, bağla­rın ve üzüm hasadının, ta­neli meyvelerin, bahçelerin, bakir doğanın, ormanların, yabani otların ve yabani hay­vanların da tanrısı idi. Aynı zamanda bolluğun bereketin, hasadın çağrıştırdığı “yeniden doğum” fikrinin de tanrısal­laşmış haliydi. Şarabın esrik­liğinin verdiği hazzı ve bütün bu duyguları yansıtan ko­medya ve tragedya oyunları­nın, oyuncuların da tanrısı idi. Antik Yunan’da evli kadınlar üç gün süren Thesmophoria Festivali’nde Tanrıça Demeter adına yapraktan kulübeler in­şa eder, ikinci gün oruç tutar ve son gününde de tanrıçaları­na tohumlar, meyveli kekler ve domuz sundukları bir ziyafet düzenlerdi.

Hıristiyanlıkla birlikte pa­gan adetler ve uygulamalar se­mavî bir kılıfa bürünüp devam etmiştir. Süslenmiş hayvan­larla çekilen arabalar, mey­ve ve toplanan ekinlerle be­zenmiş kiliselerde yapılan ayinler ve mevsim dönem­lerine göre değişen uygu­lamalar ile yöreden yöreye değişik kutlamalar düzenlenir. Örneğin Alpler’deki Almab­trieb kutlamalarında, yazı dağ­larda otlayarak geçiren inekler kışlamak için aşağıdaki vadile­re indirilirken çiçekli çelenk­ler ve kocaman çanlar ile süs­lenerek köylere girişleri tören havasında kutlanır, kurulan çadırlarda topluca yemekler yenir, içkiler içilir. Dünyanın her yerindeki bütün bu deği­şik kutlamaların ortak noktası, uzun ve çok uğraşlı bir mevsi­min ürünlerinin toplanıp daha sakin bir mevsime geçilirken duyulan sevincin hep beraber kutsanması ve gelecek ekim mevsimine dek toprağın, hava­nın ve suyun kutsal ruhlarına duyulan saygının dile getiril­mesi, şükran sunulmasıdır.

Şükran sembolleri
Günümüzde pek çok ülkede kutlanan hasat şenliklerini simgeleyen posta pulları, doğaya duyulan şükranı deniz aşırı ülkelere taşıyorlar.

Binlerce yıl hasat şenlik­leri yapılmış bu topraklarda ise artık hasat ertesine denk getirilen düğünler haricinde çalgılı çengili, herkesin eğle­nip güldüğü, dansettiği büyük şenlikler yapılmıyor. Bozcaa­da, Cunda gibi turistik birkaç yörede şenliklerin eşlik ettiği üzüm, incir veya zeytin hasat­ları dışında, çay, fındık, sarım­sak, buğday gibi ürünlerimi­zin festivalleri olsa da, hasat şenliklerinden bahsedildiğini duymuyoruz. Borç harç içinde olan toprak emekçilerimizin yüzünü, düğün dernekle kuru­lan yeni yuvaların sevinci ve çocukların sünnet düğünleri dışında güldüren başkaca bir neden yok anlaşılan. Toprakla uğraşanların haklarının teslim edileceği, şarkılarla, türkülerle bize verdiklerine şükredeceği­miz ve bereketini kutsayacağı­mız günlerin yakın olması en büyük dileğimiz.

Tavuklu Keşkek

Bereket getirdiğine inanılan ve buğday hasadından sonra bazı bölgelerde sade olarak yapılan “Keşkek” Anadolu düğünlerinin yüzyıllardır vazgeçilmezi.

Malzemeler
500 gr buğday
1 bütün tavuk
Tereyağı
Tuz

Yapılışı
Buğday ayıklanıp yıkanır ve tencerede ezilene dek haşlanır. Bir başka tencerede temizlenmiş tavuk haşlanır. Haşlanmış tavuk didilerek suyu ve tuzla birlikte buğdaya katılır. Buğday sürekli karıştırıp ezilerek 30 dakika daha pişirilir. Üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilerek servis edilir.