1699’da geldiği Osmanlı başkentinde, öldüğü 1737 senesine kadar kaldı. Fransız ressam Jean Baptiste Vanmour, son demlerini sürmekte olan Osmanlı klasik çağına tanık oldu ve bu olağanüstü dönem, insanları, olayları, kostümleri, manzaraları, törenleri ile ressamın tuvaline yansıdı; bugüne eşsiz bir görsel miras bıraktı.

Topkapı Sarayı’nın anıtsal kapısından içeri, 14 Eylül 1727 tarihinde büyük ve renkli bir yabancı heyet giriyordu. İstanbul’a yeni atanan Hollanda büyükelçisi Cornelis Calkoen, saraydan kendisine gönderilen muhteşem koşumlu bir atın üzerinde birinci avluya girerken, ikinci avluda da Yeniçerilere ulufe dağıtımı töreni için hazırlıklar yapılıyordu. Büyükelçi Calkoen önce ikinci avludaki bu etkileyici ulufe törenini izleyecek, sonra divanda sadrazam Damat İbrahim Paşa ile yemek yiyecek, daha sonra da arz odasında padişah III. Ahmet’e güven mektubunu ve hediyelerini takdim edecekti.

Büyükelçinin heyetinde bulunan bir ressam bize bütün bu ziyaretin görsel tanıklığını sunacak, çağın İstanbul hayatının en önemli görsel belgeleyicisi olacaktı: Jean Baptiste Vanmour.

Vanmour’un fırçasından Boğaziçi Fransız ressamın 1720-1737 arasında Hünkâr İskelesi’ni betimlediği yapıtında şehrin ve Boğaziçi’nin önemli bir kısmı görülüyor. Sanatçının eserinde yaz aylarında serinlemek üzere kıyıya inen saray kadınlarını resmettiği düşünülür.

Vanmour 1671’de, bugün Fransa’nın kuzeydoğusunda bulunan Valenciennes şehrinde doğdu. Resim öğrenimine burada başladı. 1699’da Osmanlı İmparatorluğu başkentine Fransa Büyükelçisi olarak atanan Charles De Ferriol ile birlikte İstanbul’a geldi. Büyükelçilik ressamı görevi ile bu büyük gizemli ülkeyi ve insanlarını resimlemeye başladı. 1711 senesinde De Ferriol Fransa’ya döndü ancak Vanmour Istanbul’da kalmayı tercih etti. Hayatının sonuna kadar bu şehirde yaşayacak ve Osmanlı İmparatorluğu’nun olağanüstü 18. yüzyılına tanıklık edecekti. Vanmour 1737 senesinde yine İstanbul’da öldü. Beyoğlu’nda Fransız Konsolosluğu içindeki kilisenin bahçesine defnedildiği bilinse de, mezarına dair bir işaret yoktur.

Vanmour, Osmanlı siyasi ve toplumsal hayatında büyük değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde gördüklerini belgeledi. Viyana kuşatması yenilgisi ve daha sonra Karlofça Antlaşması ile değişen uluslararası dengeler, Avrupa ticareti ve yavaş yavaş imparatorluğa giren Batılılaşma etkisi, Lale Devri ile yaşanan “Osmanlı Baroku”, bu değişime karşı büyük bir kırılma olan Patrona Halil ayaklanması ve son demlerini sürmekte olan Osmanlı klasik çağı… Bu olağanüstü dönem, insanları, olayları, kostümleri, manzaraları, törenleri ile ressamın tuvaline yansıdı ve bugüne eşsiz bir görsel miras bıraktı. Bugün Vanmour’un resimlerinin az miktarı Türkiye’de, Pera Müzesi, İtalyan Konsolosluğu ve özel koleksiyonlardadır.

Ressamın tanık olduğu Lale Devri eserleri, dönemin sosyal tarihi için de hazine değerinde.

Dönemin İstanbul’daki Hollanda büyükelçisi Calkoen, Vanmour’a çok miktarda resim siparişi vermişti. Ressamın eserlerinden oluşan bu büyük koleksiyon, daha sonra büyükelçi ile birlikte Dresden’e taşındı. Bütün halinde bugüne kadar gelebilen bu muazzam Istanbul ve Osmanlı resimleri koleksiyonu, bugün Amsterdam’daki Rijkmuseum’dadır.

Rijksmuseum’un görsel hazineleri Vanmour’un İstanbul’u konu alan resimlerinin de yer aldığı eserleri Amsterdam’daki Rijksmuseum (Devlet Müzesi)’nde sergileniyor.

Hollanda’nın en önemli sanat müzesi olan Rijkmuseum, 1800’de Lahey’de kuruldu. 1808’de Amsterdam’a taşınan müze, 1885’de bugünkü binasında hizmet vermeye başladı. Rembrant’ın ünlü “Gece Devriyesi” tablosunun da içinde bulunduğu 1 milyondan fazla esere ev sahipliği yapan Rijkmuseum, yılda 2,5 milyona yakın ziyaretçi ağırlıyor. Amsterdam’a giden Türk gezginlerin mutlaka bu müzeyi ziyaret etmeleri ve Türkiye tarihinin eşsiz bir döneminin renkli tanıkları ile başbaşa kalmaları gerekir.