Dünün ve bugünün gündemi e-postanıza gelsin.
0,00 ₺

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Kurbağa derili pörsük kadınlar müjde!

6 mart 1937 tarihli Yedigün’deki Tokalon kremlerinin ilanı cilt sorunu olan kadınlara sesleniyor. Üstteki güzel kadın çiziminin yanında “Bir ay evvel beni kurbağa derili kadın diye çağırıyorlardı” yazısını okuyoruz. Aşağıda “Şimdi cildim şayanı hayret bir derecede taze” diyen hanımefendi, bu tazeliği kremdeki “cildi yumuşak ve nermin kılan unsurlar” sayesinde yakalamış. 29 Haziran 1944’te Cumhuriyet’te ise “Hasan Kar Kremi” ilanı var. İlana bakılırsa “Hasan” da sivilce ve lekelerin yanı sıra pörsüklük ve çirkinliğe de çare oluyormuş. Kadınlara “gergin bir vücut ve billûr gerdan” vaat eden ilanda “Hasan markasına dikkat” deniliyor.

CEMİYET HAYATI

Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç

Müdavimleri İstanbullu seçkinler olan eski bir içkili lokanta. Masalarda beyaz örtüler, arkada, adını çıkartamadığımız ama siması aşina bir aydın tek başına. Önde Yahya Kemal Beyatlı (sağda) ile İzzet Melih Devrim demlenmişler. Binlik kulüp şişesi fark ediliyor. Küllük, servis tabakları, bir tabakta meze de var. Yahya Kemal’in parmakları arasındaki sigara artık izmarit. Sanki bir “Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç!” sahnesi.

Yıl, en erken 1956 olabilir. Vakit akşamın kalkma saati. Mekân olasılıkla Park Otel’in lokantası.

Necdet Sakaoğlu arşivi

TUHAF İCATLAR

Konsantrasyon sorununa ‘izolatör’

Geçen yüzyılın ilk çeyreğinde ne twitter ne facebook ne de youtube’un komik videoları vardı. Ama muhtemelen o dönemin beyaz yakalıları da bir şeylerin dikkatlerini dağıtmasından sürekli şikayet ediyordu. Potansiyeli gören ABD’li Hugo Gernsback de “The Isolator” adını verdiği acayip aleti, ofis çalışanlarının konsantrasyon sorununu çözmek için üretti. 1925 yılı temmuz ayında Science and Invention dergisinde çıkan tanıtım yazısında, bu müthiş buluş sayesinde masa başında çalışanların konsantrasyon sorunu yaşamayacağı belirtiliyor. Ses de geçirmeyen bir tür kask olan “The Isolator”ın tek kusuru hava da geçirmiyor oluşuydu. Mucit bu sorunu da çözmüş ve cihaza bir oksijen tüpü bağlamıştı. Bunun gibi birçok harika fikrin sahibi olan Hugo Gernsback, 1926’da tamamen bilimkurgu yazılarından oluşan ilk dergi “Amazing Stories”in yayıncısı ve editörü oldu. Daha sonra da çok sayıda dergi çıkaran Gernsback “bilim kurgunun babası” olarak kabul ediliyor.

Ses de geçirmeyen bir tür kask olan “The Isolator”ın tek kusuru hava da geçirmiyor oluşu. Bu yüzden cihazı bir oksijen tüpüyle birlikte kullanmak gerekiyor.
Her devre uygun bir karikatür Cumhuriyet gazetesi çizerlerinden Tan Oral’ın 26 Mart 1985’te çizdiği karikatür, Türkiye’nin hangi döneminde yayımlansa güncelliğini koruyacak türden.

HAYVANLAR VE İNSANLAR

Topsy’nin elektrikli hikayesi

GÖKÇE GÖKÇEER

Siz hiç doğa belgesellerinde amuda kalkan fil, ateş çemberinden atlayan aslan ya da selam veren at gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü doğada böyle saçma hayvan davranışları yoktur. Ama kendini hayvanların efendisi zanneden insan, 18. yüzyıldan bugüne kadar süren bir utancın; sirk denen korku ve işkence çadırlarının mimarı oldu.

Fil Topsy, 19. yüzyılın sonlarına doğru popülerliği artan bu sirklerden birinde, Forepaugh Sirki’nde “görevli”ydi. Topsy, emirleri yerine getiriyor, işini yapıyordu. Kancalı sopalar ve zincirlerle dövülmüş, yapması gerekenler “güzellikle” öğretilmişti. Ailesinden koparılıp kapatılan, gösteri saatini karanlık ve soğuk kafesinde bekleyen, bakıcısının keyfine göre beslenen Topsy zamanla gerginleşti. Artan stresi üç kişinin ölümüyle sonuçlandığında, suçlu tabii ki ona eziyet edenler değildi. Coney Island Lunaparkı’na götürülen Topsy’den “cinayet”lerinin hesabını sormak Thomas Edison’a düştü. Ampulü icat etmediği halde kendisinden bir yıl önce bu buluşu gerçekleştiren Joseph W. Swan’a hayatı dar eden Edison, sonunda rakibiyle ortak olarak doğru akım ve ampul sorununu çözmüştü. Ancak bu kez alternatif akımı bulan Nikola Tesla’yla kapışmış, ülkeye elektrik dağıtma konusunda bir yarış başlamıştı. Edison’un şeytani planı şuydu: Topsy’ye alternatif akım verirken halka izlettirecek, böylece Tesla’nın icadının ne kadar tehlikeli olduğunu ispatlayacaktı. Sirk yandaşlarından Topsy’nin intikamını alarak onların sempatisini kazanmak da pastanın kreması olacaktı. 4 Ocak 1903’te Edison 6600 voltluk alternatif akımı dev Topsy’nin vücuduna verirken, hayvandan dumanlar yükseldi. Koca fil yere yıkıldı. İzleyenler çılgınca alkışladı. Çünkü onlar kendilerince canlı bir hayvanın acı çekerek ölmesini değil, bir sirk efsanesinin son gösterisini izliyorlardıdu.

Ölüm ânı filme kaydedilen Topsy’nin ölmeden önceki son görüntüsü.
Topsy’nin yıllarca “çalıştığı” sirkin afişi.

KRİMİNOLOJİ

Mevzubahis asayişse oğlumu bile tanımam!

Fransız polis memuru Alphonse Bertillon, kulakların herkeste farklı olduğunu öne sürerek suçluların eşgal fotoğraflarını profilden de çekmeye başlayarak kriminolojide yeni bir dönem başlattı. Fotoğrafta gördüğümüz sevimli çocuk ise Alphonse Bertillon’un 2 yaşındaki oğlu François. François 17 Ekim 1893’te mutfaktaki sepetten bütün armutları kemirince kendisini şakacı babasının fotoğraf makinesinin karşısında buldu ve eşgal fotoğrafı çekilen en genç kişi oldu! Fotoğraf New York Modern Sanatlar Müzesi’nde sergileniyor.

ARŞİVDEN MANŞETLER

Berberler atışınca

Konu meslekleri olunca erkek berberleri müthiş özgüven sahibi ve iddialı bir meslek grubudur. Başkasının kestiği saçı-sakalı beğenen berbere rastlamak olası değildir. Çünkü çoğu, mesleğinde en iyinin kendisi olduğunu düşünür. Bu tavrın yaygın olması çekişmeyi de beraberinde getirir. Bundan 44 yıl önce küçük bir kıvılcımla patlayıp yurt sathına yayılan ve iki ay süren berber atışması bunun bir örneğidir.

Her şey 14 Mayıs 1970’te Eskişehir’de kalfasına kızan berber Mehmet’in, “Gözüm kapalıyken bile senden iyi tıraş yaparım” deyip gözlerini bir bezle bağlayarak sakal tıraşı yapmasıyla ve bunun Günaydın gazetesine haber olmasıyla başlar.

Bu maharet gösterisi diğer berberler arasında kısa sürede yayılır. 26 Mayıs’ta Balıkesirli berber Buşir, müşterisini beş dakika içinde ve gözleri kapalı halde tıraş edeceği konusunda bahse tutuşur ve bir tepsi baklava kazanır. Buşir’e ilk tepki Bolu’dan yükselir. 29 Mayıs’ta berber Fadıl, tıraşı gözlerini bağlayarak, üstelik 3 buçuk dakikada yapar. Fadıl, “Buşir’le binlerce seyircinin olduğu stadyumda yarışalım” diye meydan okur. 13 Haziran’da bu kez Ümraniye’den Aslan adlı berber, gözleri bağlı halde başladığı tıraşı her nasılsa 30 saniyede bitirir.

26 Haziran’da arkadaşlarının “Adamlar gözü kapalı tıraş yapıyor siz de berberiz diye geziyorsunuz” sözüne sinirlenen Maltepeli kardeşler Ahmet ve Arif, gözlerini bağlayarak birbirlerini dört dakikada tıraş ederler.

Kapışmanın mihenk taşlarından biri de Gebzeli berber İshak’ın 11 Temmuz’da kendini ayaklarından tavana astırması ve müşterisini bu şekilde tıraş etmesidir. Ama İshak’ın hesaba katmadığı, bir berberin olduğu yerde ondan daha iddialı başka bir berberin mutlaka olduğu gerçeğidir.

13 Temmuz’da Derinceli berber Abdullah, hem kendisini hem müşterisini ayaklarından astırıp tıraş yaparak bir adım öne geçer. Sol eliyle müşterisini tutan, sağ eliyle tıraş yapan Abdullah’ın bu hareketinin sebebi muhtemelen ayaklarından asılı müşterinin sallanmasını önlemektir ama bu durum habere “tıraşı tek eliyle yaptı” diye yansır.

Bazı okurlar bir sonraki hamleyi, sözgelimi amuda kalkarak tıraş yapan ilk berberi ne zaman göreceklerini merak etmektedir. Ama ne yazık ki Berberler Odası 17 Temmuz’da duruma el koyar ve yaşananları “meslek ciddiyetinden uzak ve tehlikeli hareketler” diye değerlendirir. Bu açıklamanın ardından kapışma bıçak gibi kesilecektir.

Gençlik timsali İkizler Burcu

İki bin yıl önce bugünkü gibi günlük burç yorumları yoktu ama Marcus Manilius, astrolojinin esaslarını kaleme aldığı beş ciltlik Astronomica adlı eserinde burçların özelliklerine de yer vermişti.

ALP EJDER KANTOĞLU

İkizler burcuna mensup olanlar hiçbir zaman karşılarındaki insanlardan fazla zahmet gerektiren, ağır isteklerde bulunmazlar. Birlikteliğe önem verir huzurlu bir hayat isterler. En önemli meziyetleri çalışmayı bir zevke dönüştürebilme- leridir. Davulların gürültüsü içinde devam eden savaşların acısı ve ihtiyârlığın kasvetinden uzak dururlar. Serbest, rahat ve aşkın kollarında geçirdikleri hayatları, hiç solmayan bir gençliğin timsali gibidir. Onlar aynı zamanda yıldızlara giden yolların kâşifleridir. Sayılara dayalı ölçümlemelerle göklerin haritasını bize sunarlar. Ve yıldızların döngüsünü en iyi onlar bilirler. Doğa bile, onların her alanda kendisine hizmete hazır olduğunu bildiğinden dehalarına hayrandır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Devamını Oku

Son Haberler