Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa ve Rauf (Orbay) Bey, İstanbul’da ulusun iradesine bağlı, yani Meclis-i Mebusan’ın denetiminde olan bir hükümet kurulması için delegeleri ikna etmiş, son Osmanlı Meclisi’ne giden yolu açmışlardı. Özellikle Rauf Bey’in araya girmesiyle, 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir’in, Mustafa Kemal Paşa’nın delegeliğini istemeyenleri kararlarından döndürmesi belirleyici olmuştur. 

Bu ay 23 Temmuz 1919’da açılan Erzurum Kongresi’nin 100. yılını kutluyoruz. Erzurum Kongresi, katılımın bölgesel olmasına karşın, ulusal olduğu iddia edilen Sivas Kongresi’nden daha önemli bir kongredir. Hatta Millî Mücadele’nin en önemli dönemeci olduğunu da söyleyebiliriz; zira belli bir bölgeye ilişkin bir direniş hareketinin ulusal bir siyasi harekete dönüştüğü, ülkeden ayrı düşme tehlikesiyle karşı karşıya olan yörelerin doğru dürüst savunulabilmesi için ilk önkoşulun, parlamentonun yeniden açılması, yani meşrutiyet rejimine dönüş olduğunun açıkça söylendiği yer Erzurum Kongresi’dir. 

Kongreye katılan delegelerin birçoğunu gayet iyi tanıyoruz. Bunların bazılarının 4 Ocak 1919 tarihinde yapılan bir duyuruyla seçimlerin ertelenmesinden hiç memnun olmadıklarını, bu duyuruyla fiilî bir mutlakiyet rejimine geçildiği kanısında olduklarını rahatlıkla öne sürebiliriz. Ama bunların hiçbiri, hatta kongrenin örgütlenmesinde emeği geçen birçok Erzurumlu ve Trabzonlu bile kongrelerinin bir meşrutiyet hareketine dönüşmesini hedeflemiyordu. Erzurum Kongresi’ni bu yola sokan, katılımcıları bölgesel bir direniş hareketinin önemli bir getirisi olmayacağına, ilk yapılması gerekenin İstanbul’da ulusun iradesine bağlı, yani Meclis-i Mebusan’ın denetiminde olan bir hükümet kurulmasına çalışmaya ikna eden Mustafa Kemal (Atatürk) Paşa ve Rauf (Orbay) Bey’dir. Bu iki önder kongredeki delegeleri öylesine ikna etmişler, gönüllerini öylesine çelmişlerdir ki, kongrenin gerektiğinde geçici bir yerel hükümete dönüşme olasılığı bulunan yürütme kurulu (heyet-i temsiliye) için yapılan oylamada geçerli 46 oyun 46’sını da almışlardır. Ne var ki, Erzurum Kongresi’nin kaderine bunca etki eden bu iki kişi, kongrenin açılmasına yalnızca üç gün kala delege seçilebilmişlerdir. 

Rauf Bey ve Mustafa Kemal Paşa Sivas Kongresi’ne katılan diğer delegelerle birlikte. 

Mustafa Kemal Paşa, askerlikten istifasından sonra, 9 Temmuz 1919’da Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde görev almak istemişti. Rauf Bey de aynı gün yayımladığı bir bildiriyle ülkenin kurtuluşu yolunda Mustafa Kemal Paşa’yla birlikte sonuna kadar çalışmaya karar verdiklerini duyurmuştu. Öyle anlaşılıyor ki Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri hemen ertesi günü bu iki şahsiyeti derneklerinin Heyet-i Faalesi’ne üye yapmış, hatta Mustafa Kemal Paşa’yı bu heyete başkan, Rauf Bey’i de ikinci başkan seçmişlerdi. Ancak bu görevler o kadar önemli değildi ve Mustafa Kemal Paşa’yla Rauf Bey’in Erzurum Kongresi’ne delege olarak katılma arzularını karşılamıyordu. Öte yandan, kongrede Erzurum’u temsil edecek delegeler çoktan belli olmuştu. 

Bu aşamada Mustafa Kemal Paşa’nın kurmay başkanı olarak Samsun’a çıkan Albay Kâzım (Dirik) Bey, Bitlis Valiliğinden ayrılmış olan Mazhar Müfit (Kansu) Bey ve başka birkaç kişinin Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in kongreye delege seçilmeleri için kulis çalışması yaptıkları anlaşılıyor. Bu çabalar karşısında Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri arasında fikir ayrılıklarının başgösterdiği de görülüyor. 

Çoğunluğun söz konusu iki şahsiyete delegelik vermek istememesinin birkaç nedeni vardı. Bunların başında, bölgesel halk temsilcilerinden oluşacak ve bölgenin Osmanlı yönetiminden ayrı düşmemesini sağlamaya çalışacak bir kongreye bölgenin yerlisi olmayan kişileri almama arzusu geliyordu. Burada sözkonusu olan kişiler ise bölge halkından olmayışları bir yana, bir de İstanbul’daki hükümetle arası iyi olmayan, yani kongreye siyasal bir boyut kazandıracak kişilerdi. Öte yandan, Müdafaa-i Hukuk üyeleri arasında Karakol Cemiyeti üyeleri vardı ve bunlar, Enver Paşa yanlısı olmaları ve İstanbul’daki örgütlerinin emir ve komutası altında kalmak istemeleri gibi nedenlerle özellikle Mustafa Kemal Paşa’nın öne çıkmasını istemiyorlardı. Biraz kişisel hırsları, biraz da çevresindeki Karakol Cemiyeti üyelerinin koşullamaları nedeniyle, Erzurum’daki 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa da Mustafa Kemal Paşa’nın delegeliğine sıcak bakmayanlardandı. Öyle sanıyoruz ki Karabekir Paşa’nın delegelikler konusunda geç de olsa ikna edilmesindeki en önemli rolü Rauf Bey’in kişiliği oynamıştır. 

Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey Sivas Kongresi günlerinde. 

Mustafa Kemal Paşa’yla Rauf Bey’in delegeliklerinin kabul edilmesi tam 10 gün süren tartışmalar sonunda olmuştur. Ancak 20 Temmuz günü, Erzurum merkez delegesi seçilmiş olan Cevat (Dursunoğlu) ve Kâzım (Yurdalan) Beyler’in delegelikten istifaları üzerine Mustafa Kemal ve Rauf Bey delege tayin edilmiştir. Sonuçta Erzurum Kongresi’ne Hasankale ve Tortum delegeleri olarak katılan bu iki kişi de Karakol Cemiyeti üyesiydiler. Erzurum merkez delegeliklerinden istifa edecek kadar ikna olmuş olmalarında, her şeyden önce İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi olmaları, yani meşrutiyet rejimine bağlılıkları rol oynamıştır. Bu ise, Mustafa Kemal Paşa’yla Rauf Bey’in, Erzurum Kongresi’nde ayrıntılı olarak savunacakları siyasal çizginin, en azından Erzurumlular arasında daha kongre açılmadan görüşülmüş olduğunu düşündürüyor. 

Ne var ki, Mustafa Kemal Paşa’yla Rauf Bey’in Erzurumlularca benimsenmeleri, sorunun çözülmesine yetmemiştir. İkisi de İttihatçı olan Mehmet İzzet ve Süleyman Servet (Orkun) Beyler’in başı çektiği Trabzon temsilcileri Erzurumluların bu kararını beğenmemiş ve sözkonusu iki yeni delegenin kongre açılışında mazbatalarını inceleyerek delegeliklerini düşüreceklerini söylemişlerdir. Ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Bu tehdidin hayata geçirilmeyişinde Nutuk’ta verilen 37 numaralı vesikanın, yani Erzurum’daki cemiyetin başkanı Hoca Raif (Dinç) Efendi’nin İstanbul’daki Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti genel merkezine çektiği ve Mustafa Kemal Paşa’ya genel merkez adına söz söyleme salahiyeti verilmesini isteyen 21 Temmuz tarihli telgrafın bir rolü olmuş olabilir. Ama öyle görünüyor ki bu aşamada asıl önemli rol Kâzım Karabekir Paşa’ya düşmüştür. Mustafa Kemal Paşa’nın delegeliğini istemeyenler arasındaki Gümüşhane temsilcisi Zeki (Kadirbeyoğlu) Bey’in anılarında açıkça söylendiğine göre, Trabzonluları kararlarından döndüren, bu tutumlarından vazgeçmelerini gayet açık bir dille isteyen Kâzım Karabekir Paşa olmuştur.