BAĞDAT: İslâmiyetin önemli kültür merkezlerinden. Abbasî Halifeliğinin başkenti. 1534’te Sultan Süleyman’ın Irakeyn seferinde Osmanlı sınırlarına katıldı. Kent ve çevresindeki kutsal yerlere Sünnîler kadar Şiîlerce de değer verildiğinden, 1623’te İran Şahı I. Abbas tarafından işgal edildi. Ancak Sultan IV. Murad, 1638 seferiyle şehri ikinci kez aldı. 18. yüzyılda Osmanlı yönetimi giderek zayıfladığından yerel Kölemenler kente ve çevresine egemen oldular. II. Mahmud’un saltanatında ve sonrasında Osmanlı kimliğini yetkin valiler güçlendirdi. Bu durum1917’deki İngiliz işgaline kadar sürdü. Bağdat, Irak-ı Arab denen ülkenin ve Bağdat eyaletinin merkeziydi. Sancakları: Hile, Zenk-âbâd, Rumahiye, Aneh, Cengule Cevazir, Bayat, Semavant, Dertenk, Derne, Vâsıt, Kerend, Demirkapu, Karaniye, Kabur, Geylân Alişâh’tı. Umâdiye Hükümeti ise yurtluk ve ocaklık konumundaydı. 

BAĞDAT DEMİRYOLU: İstanbul’u Bağdat’a bağlayacak bu hattın yapımına 1878’de başlandı. Sultan II. Abdülhamid’in padişahlık görevine gelir gelmez başladığı ve en önem verdiği projelerinden biriydi. Alman Deutsche Bank ile Anadolu Demiryolu Şirketi 931 km’lik ilk bölümü 1895’te tamamladı. Konya’dan başlanan ikinci aşama 15 yıl sürdü ve 1037 km’lik bir bölümü bitirilse de 1918’de Dünya Savaşı sona ererken, demiryolu henüz Nusaybin’e ulaşmış bulunuyordu. 

Bağdat, “Camiler şehri”nden bir görünüm, 1919. 

BAĞDAT KÖŞKÜ: Topkapı Sarayının mimari ve sanatdeğeri yüksek iç köşklerinden, IV. Murad’ın 1639’da Bağdat’ı fethi anısına yaptırdığı köşk. Köşkün içindeki süslemelerin tamamlanması IV. Murad döneminden sonrasını bulmuştur. Padişahın tekliğini ve dünya egemenliğini simgeleyen tek kubbe, tek mekân, tek ocak, tek askı vurgulamalarının en mükemmel tasarımıdır. Sonraki padişahlar, günlük çalışma ve kabullerini, meşveret toplantılarını, eğlence programlarını, iftar ve akşam yemeği servislerini, arada aileleriyle buluşmalarını burada yaparlar, burada fasıl dinler, kitap okurlar, Enderûn içoğlanlarının müsamere ve gösterilerini izlerlerdi. Köşkte bir padişahla ilgili son anı, VI. Mehmed Vahideddin’in cülûs için saraya geldiğinde, tören öncesinde heyet-i vükelâca (bakanlar kurulu) burada karşılanışıdır.